• Haberler
  • Konya
  • Burak Yilmaz: Çocuklarımıza dava bilinci kazandırmalıyız

Burak Yilmaz: Çocuklarımıza dava bilinci kazandırmalıyız

Empati ve İletişim Enstitüsü ve Özel Yolculuk Okulları Kurucusu Eğitimci-Yazar Burak Yilmaz, Yeni Meram'ı ziyaret etti.

Burak Yilmaz: Çocuklarımıza dava bilinci kazandırmalıyız
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Yazar Yılmaz, Filistin İsrail savaşına değinerek, İsrail’in fıtratının gereğini yaptığını belirterek, gelecek kuşaklara dava bilincinin kazandırılması gerektiğini vurguladı.

Yeni Meram’ı ziyaret eden Eğitimci-Yazar Burak Yilmaz açıklamalarda bulundu.

Yilmaz bireyin çocukluğundan yetişkinliğine kadar gelişiminde üç tane temel faktör olduğunu belirterek, “Bir doğduğu aile, iki yetiştiği kültür, üç aldığı eğitim. Doğduğu aile ona hem genetik kodları hem de ailesel kodları veriyor. Bulunduğu kültür ona toplum içince nasıl davranması gerektiğini söylüyor. Eğitimse ona hem bugün hem de gelecekle ilgili bir ufuk açıyor. Elimize iki tane örnek alalım. Elimizebir tane dünyevi bir tane de sözde uhrevi bir temsil alalım. Dünyevi kültürde çocuğun yetişmesi okullara gitmesi akademik anlamda tamamlanması, daha sonra bir meslek sahibi olması, meslek sahibi olduktan sonra iş sahibi olması para kazanması, kredi çekmesi araba bunların kredisini bitirmesi. Emekli olması torun torba sahibi olması ölmesi. Arada da bulunduğu toplumun ona söylemiş olduğu kültürel seremonileri eğlenmek vakit geçirmek ve boş zamanını donanımlandırmak açısından yapması olur. bu insanlar için temek temel nokta kendi. Kendi konforunu sağladığı sürece bir sıkıntı çekmiyor. Bu konfor alanından asla taviz vermiyor. Ama olan kendine dokunmama. Ekonomik kriz var aman bende olmasın. Bomba düşüyor yazık bana bana düşmesin. Sıkıntı var bana değmesin. Diğer tarafta ise duyarlı aile, duyarlı toplum ve yanında da duyarlı bir eğitim var. Şimdi bu iki çocuğa baktığınız da seküler Ali ile Anadolu sever Veli’ye baktığınızda Anadolu sever Veli mağdur, mahcup ne yapacağını bilmez halde üzülüyor. Seküler ise mağrur, ne yapalım, tabiki kurtuluş başka yerde diye bekliyor.”şeklinde konuştu.

GEREKEN DUYARLILIĞI

GÖSTERİYOR MUYUZ?

“Çocuğun eğitimi aile ve kültür toparlanmadığı sürece duyarlılık kazanmaz” diyen Yilmaz, “Biz acaba şuan toplumca gerçekten Gazze ve Filistin duyarlılığında mıyız yoksa Gazze ve Filistin duyarlılığı popüler olduğu için mi duyarlı davranıyoruz. Çünkü güzleri bağırıp çağırıp akşamları pastırmalı kuru fasulye yiyoruz. Ondan sonra elimizden geleni yapıpıp sosyal medya paylaşımları yapıyoruz. Sokağa çıkıyoruz ama aynı depremde ölenlere ağlayıp kalanları kurtardık ve sonra da normal aynı hayatımıza devam ettiğimiz gibi gelen musibet karşısında gelecekle ilgili radikal bir değişim asla yaşamıyoruz. Bu musibet devam ediyor. Biz buna bağırıp çağırıyoruz. Bununla ilgili sıkıntımızı söylüyoruz ama bunu değiştirebilecek bir gelecek hamlesi içerisine girmiyoruz. Bu musibet bize bir nasihat gibi gelmiyor. Biz sosyal medyaya girip ne olduğun ne bittiğine bakıp ondan sonra bir paylaşım yapıp, konfor hayatımıza devam ediyoruz. Bizim çocukları donanımlandırıp duyarlı hale getirmemiz aile, kültür ve eğitimsel gelişim, şuanki bakışa gelince ben kendi etrafımdakilerden bahsedebilirim, Filistin bayrağını temsil eden harika bir tablo yapmış bizim okulumuzda hocalarımız. Beyaz küçük kağıtlar yeşil küçük kağıtlar, kırmızı küçük kağıtlar, siyah küçük kağıtlar. Onların hepsinin birleşimi Filistin bayrağını oluşturuyor. Çocukların hepsinin ona ufak ufak notlar yazmasını istemişler. Gördüğüm şu; durumdan muzdarip ne yapacağını bilmez. Bu durum insanı aslında mefkure sahibi yapması gerekirken, ne yapacağını bilmez çaresizlik içinde çırpınan çocuklar ve gençler gördüm. Çünkü kimse ne yapılacağı ile ilgili şeyler söylemiyor. Yapmayın böyle çok ayıp demekten başka söylediğimiz bir şey yok. Hadi bizde şöyle kalkınalım artık gelecek uygarlıkta artık bunun yapılmasına önüne geçmeliyiz demiyoruz. Şuan herkes koridor açılasın, Filistin gelsin ve akabinde İsrail istediği yere otursun diye üstü kapalı bir hal içerisinde. Adam vazgeçmez.”dedi.

SAVAŞLAR EKONOMİK GÜÇLE VE ZİHİNLE YAPILIYOR

Yilmaz açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi; “Çocuklar bizden çok daha adaletli, henüz nefsi arzuları çok daha az olduğu için. Gençler muhakkak bir gün adalet gelecek diye bekliyor. Fakat bulunduğumuz coğrafya İslam coğrafyasına devamlı hükmetmiş ve nizam vermiş haldeyken şimdi artık ekonomik güç nizam verme anlamında çok daha zaruri olduğu için ve bunu yapan Siyonizm yapacağı için yapmadan önce Orta Doğu’daki hamileri kendi hakimiyeti altına almakta muvaffak olduğundan şuan kimse orda hakimde olamıyor adalette dağıtamıyor. Durumun tespiti budur. Kurtuluşu ise gerçekten yüreği yaralıların seccadede ağladığı gibi aksiyon haline geçecek bir eğitim metoduyla çocukların müspet, müteşebbis, akademik anlamda donanımlı lisan bilen, mefkure sahibi ve bulunduğu coğrafyanın artılarından istifade eden hale gelmesini sağlaması gerekir. Bir aile sağlayacak. İki toplum kültürünü değiştirecek ve ülke ekonomik kazanım için muhakkak tarım hayvancılık anlamında sanayi toplumlarına karşı gelecek kendisinde hazırda olmuş olan halden istifade edebilecek bir anlaşış içine geçecek. Çünkü farkındaysanız artık tel sınırlar ve mayınlar yok. Artık savaşlar ekonomik güçle ve zihinle yapılıyor. Çocuklarımızın hem akademik hem de gıda, tarım hayvancılık alanında yönelimini sağlamamız lazım. Türkiye dünyanın en verimli topraklarına sahipken biz ekonomik krizle bu kadar mücadele ederken neden bu ülkede bir tarımsal kalkınma modeliyle hem gençlerin istihdamını sağlayıp hem de tüm dünyaya nizam verebilecek bir tarımsal donanım haline gelip onsan sonra paraya hükmederek nizam dağıtan Siyonizm karşısına, gıdaya hükmederek nizam dağıtan bir Türkiye olarak çıkmıyoruz. Biz bunu uapana kadar çok canımız yanacak. Hiç kimse üzülmesin hiç kimse kızmasın, İsrail ayette belli olduğu İsrailliğini yapıyor. Duvar arkasından nasıl savaşırlar onu gösteriyor. Biz ne kadar Müslüman Türk gibi davranıyoruz. O tam İsrail, fıtratının gereğini yapıyor. Biz fıtratımızın gereğini yapıyormuyuz. Çocukları ve gençleri dava sahibi yapıp Osmanlı döneminde nasıl bir kızıl elma tertip edildiyse senin de gelecekte şuraya gelmen lazım deyip fıtratına göre çocuk ve genç yetiştirmek gerekiyor.” ŞERİFE KAYA

Bakmadan Geçme