Direkt konuya girmekte fayda var. Devletin yetkili kurumları Türkiye’de işsizlik oranlarını açıkladılar. Çok önemli bir sonuç çıktı. İşsizlikte son 21 yılın az işsizlik raporu çıktı. 2025 yılı içerisinde bir önceki yılın işsizlik oranının 0,4 puan daha gerisinde %8,3 ile rekora gidildi.
Tabii ki güya iş bulamayan, yada daha yeni bir iş konumu arayan %8.3 oranı var. Muhtemelen bu yüzdelik dilime giren insanların bir çoğunun bir işi vardır. Ancak ya çalışma şartlarını, ya ücretleri beğenmeyen çalışanlar daha farklı bir iş ve işyeri talebinde bulunabiliyorlar.
Asgari ücretin 28.002 ₺ olarak yılbaşında belirlendiği ve ekstra bir durum olmazsa da yıl sonuna kadar bu şekilde devam edecek olan bir rakam var. İstanbul, Ankara gibi bizden büyük metropol şehirlerde asgari ücretle eleman çalıştırmak mümkün değil. Bu kervana yıllar sonra Konya’mızda katıldı. Özellikle üretim departmanında çalışan sanayi kesiminde asgari ücretle eleman bulup çalıştırmak çok zor.
Konuya işveren boyutunda baktığımızda ,vergisi, emlağı, peşin vergisi, sigorta pirimi, KDV'si ve daha niceleri devletin ihtiyacına binaen getirdiği ek vergiler. Tüm bu prosedürlerle mücadele verirken bir taraftan da ülke içinde ve dışındaki firmalarla rekabet.
Çalışan emekçi kesim gözüyle baktığımda durum daha da vahim. Ev kiralarının uçuş modunda olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Birde evli iseniz, hele birde çocuk ya da çocuklarınız varsa. Eşler çalışsa dahi geçim zor, geçim çok zor. Evin giderleri, marketlerin fiyat güncellemeleri ve kendi aralarında fiyatlarda anlaşmaları işin cabası. Ayrıntıya girmeyelim. Girersek psikolojimiz bozulur. Son olarak da deriz ki! "Asgari ücretle ev geçindirene altın madalya takmak lâzım" El hak! Doğrudur.
Gelelim işsizlik yada işlilik oranlarına. Genelin ifadesi Konya’da iş var ancak iş beğenmeme var. Önceleri sanayici imalatçılarımızın bir toplantısına katılmıştım. Bir değerli sanayicimizin ifadesi bize 1000 kişi gönderin yarın iş başı yaptıralım demişti. Hatta daha ileri giderek Belediyede iş müracaatı yapanları bize gönderin biz anında iş verelim demişti. Bu minval üzerinde sanayide mermer imalatı yapan bir firmamıza gelen ve iş arayan insanları yönlendirdik. Altı ay boyunca 3 kişi uğramış ve onlarda işi beğenmemişler.
Sanayicilerimiz Sarayönü, Altınekin ve civar ilçelerden, Kurşunlu, Sızma, Bağrıkurt ve civar mahallelerden servis ile işçi getirip götürüyor Yine de işe yetişemiyorlar.
Geçenlerde Büsan sanayisinde faaliyet gösteren, bir firmanın sahibi ile görüştük. Çok dertli. Eleman bulamadıklarından bulunan ve çalıştırılan kişilerde ise çalışma disiplini kalmamış, sanki. Kafadan, izinsiz, habersiz, keyfi işe gelmemelerden tutunda daha nice nahoş uygulamalar. Ancak diyor ki taahhüdüm var üretmek durumundayım. Ülkemin kurtuluşu ve düzlüğe çıkmasının tek formülü de üretmek, çok üretmekten geçiyor.
Farklı bir pencere. Bu sanayicimiz tüm mal varlığını satıp bankaya yatırsa köşeyi döner. Fabrikayı da bir sanayiciye kiraya verir. Personel derdi yok, vergi yok, sigorta pirimi yok. Dert yok, tasa yok.
150 kişinin çalıştığı bir işyerinde eleman ihtiyacını yurt içinden karşılayamayınca Pakistan'dan 15 işçi talebinde bulunmuş. Hatırlayalım şu Suriyeliler ve Afganlılar memleketlerine bir gitseler diyenler vardı?
O arkadaşları gönderirseniz haydi fabrikaları Suriye’ye taşıyalım da! Tarım ve hayvancılığı gidip Afganistan’da nasıl yapacaksın.
Haydi çare bulun!