Bu sefer direkt konuya girelim. Tabi ki yine eskilerin eskimez sözleri ile. Yaz yağmuru atın yelesinden keser diye. Dikkat çekmek için biraz abartılmış olabilir. Ancak hakikaten öyle. Konya’mızın büyükşehir olmasından mıdır yoksa yaz yağmurunun kendine has özelliğinden midir bilinmez bir yere bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken bir tarafta hak getire damla dahi yok.
Tarihle bir örnek vermek isterim. 10 Haziran Çarşamba saat 17.15'de Nalçacı Caddesi’nden Gar'a hareket halindeyiz. Hafif yağmur ile başlayan yolculuğumuz İhsaniye Kavşağı’na varırken otomobilin silecekleri tabiri caizse yetişmemeye başladı. Bazı yerlerde yağmurdan gidemeyen sürücüler yolun sağına çekmişler yağmurun dinmesini bekliyorlar. Bizim yolculuk devam ediyor haliyle. Gara yaklaşırken dolu atıştırmaya başladı. Tapu Kadastro Bölge Md. önünde yağmur hala var. Meram Belediyesi civarını geçince yağmur biraz hafifliyor. Hatıp Caddesi Prof. .Dr. Necmettin Erbakan Caddesi kavşağında tamamen kesiliyor.
Gelelim atın yelesinin yanına. 800 metre ilerideki Lalebahçe Karakolu civarında hiç yağmur yok. Milim düşmemiş. Eskilerin bir ifadesi var. Kırk ikindi yağmurları derler. Genelde Nisan ayı içerisinde görülür. Öğleden sonra ikindi civarında başlar ve kısa süreli olur. Mevsimler kaydı varsayımından hareket edersek de haydi mevsimler kaysında bir ay kaysın. Haziranda nedir bu kırk ikindi diyenler olabilir.
Hep deriz ya Rabbim'in veremi. Bizim için en hayırlı olan neyse onu versin. Bize düşen hayırlı olanı istemek, onun için dua etmek. 2026 yılında bir bereket var. Yeraltı su seviyeleri devamlı yükseliyor. Her sene Nisan ortalarında veya sonunda çalıştırılan kuyular şu anda yeni çalıştırılma aşamasında. Yani kuyuların 2 aydır uykuda olduklarını söyleyebiliriz. Özellikle hububat ekilen bölgelerimizde yeraltı kuyuları 15 Haziranda çalışmaya başlayacaklar.
Sonrası mı çok şey gördük öğrendik. Güneş ne kadar önemliymiş, bereketmiş. Konyalı olarak belki de bu mevsim Karadeniz’de hububatın, ayçiçeği, domates ve diğer sofra sebzelerinin niçin yetiştirilemediğini öğrenmiş oldu. Dahası Karadeniz’de niçin karalahana ve fasulyenin bolca yetiştirildiğini öğrendi.
Meteoroloji yetkilileri bu sene verilerini sık sık güncelliyorlar. Hiç yağmurun tahmin edilmediği günlerde dahi nasıl bardaktan boşanırcasına rahmetin indiğini görüyoruz. Sıcaklıklar mevsim normallerinin altında seyrediyor. Konya tabiri ile yerli sebze ve meyveler henüz olmadı. Olan varsa can erikler oldu. Pazarlarda satılan salatalık türü sebzeler ise yerli değil Konya'da üretilen sera malı ürünler.
Haziran ayını ortaladık. Şimdiye kadar sebzeler sofralarımızı yerli olarak süslerdi. Hatta hatırlarsınız bu mevsimlerde kirazlar olur, kayısılarda olma aşamasına gelirdi.
Yeraltı suyundan bahsettik. Yer üstü sularını unutmayalım. Maşaallah göller, göletler, dereler, nehirler, pınarlar hepsi coşmuş durumda. Sofralarımızı süsleyen sebze nimetleri genelde yer üstü suları ile beslenmekte. Suyun bolluğu mevsiminde müsaitliği dikkate alındığında 2026 hem meyve, hem de sebze, hem de hububat, ayçiçeği ve pancar için altın bir yıl olacak.
Bize düşen sıcaktan, soğuktan, kuraklıktan, aşırı yağıştan, doğası gereği şükrü bırakıp her an her şeyden şikayet eden beşerin hamd etmesi, Rabbimin nimetlerine şükretmesi. Rabbim bereketlendirsin.
Hamdimizi artırsın.