Bilenler, tanıyanlar daha iyi bilir. Aslında sayın Kılıçdaroğlu Naif bir kişiliğe sahiptir, beyefendidir. Bulunduğu mevki ve makamı ne kendisine nede ailesine menfaat elde etmek adına kullanmamıştır. Siyasi gelişmelerin akabinde kendileri İsa'yada Musa'ya da yaranamamıştır.
Bazı yanlış bilgiler, alıntılar yok mudur? Fazlasıyla vardı. Neymiş efendim Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürü iken SGK'yı iflas noktasına getirmiş. Bize Kılıçdaroğlu ya da bir başkanını savunmak değil doğru olanı söylemek düşer. Şimdilerde EYT'den dolayı 42 yaşındaki insanları emekli edip SGK'yı sıkıntıya soktuğumuz gibi o zamanlarda da hatırlarsınız 37 yaşındaki bazı insanları emekli ettik. Peki, bu kararı veren merci bürokrat olan Genel Müdür Kılıçdaroğlu mu? Yoksa siyasi iktidar mı?
Siyasi liderler bazen içi timsahlarla dolu havuza itilirler. Eğer o havuzdan sağ olarak, yaralı ve bitkin olarak çıkabilirse şu cümleyi kurarmış!, "Kim itti beni bu havuza" Sayın Kılıçdaroğlu’nu o zamanlar partinin çok çok ileri gelenleri düzmece video görüntüleri ile rahmetli Deniz Baykal’ın saltanatını bitirerek koltuğu sayın Kılıçdaroğlu’na emanet etmişlerdir.
Hep ifademiz şu olmuştur. En çok okuyan insanların bulunduğu sosyal demokrat topluluklardan başkan çıkıyor ancak lider çıkmıyor. Tepki çeken görüntüleri vardır, yoktur biz bilmeyiz. Rahmetli aslanlar gibi CHP Genel Başkanlığından istifa etmiş, kenara çekilmiştir. Sosyal Demokratların en son lideri rahmetli Deniz Baykal’dır. Sevin ya da sevmeyin gerçeği değiştirmez. Ondan sonra o koltuğa çok genel başkan oturmuştur. Ancak başkan olarak oturmuştur Lider olarak değil.
Sayın Kılıçdaroğlu tüm genel başkanların yaptığı gibi kurultay silsileleri sonrasında delegeleri kendi kafasına göre kendine sadık ekiplerden oluşturdu. Siyasi atmosferinde yardımı ile Ankara-İstanbul başta olmak üzere bazı büyükşehir, il ve ilçe belediyelerinde başarılı oldu.
Sonrası 2024 Genel seçimlerinde stratejik hata mı diyelim, kendine duyduğu öz güven mi diyelim, 6'lı masaya inanmak mıdır diyelim Cumhurbaşkanı adayı oldu. Hem de millet ittifakı adayı. Kaybedilen bir seçim Kılıçdaroğlunu topun ağzına getirdi. Partililer adayın yanlışlığından dem vurdular.
CHP'nin en iyi yaptığı iş kurultaydır. Çözemedikleri olayda kurultayda demokrasi adına havada uçuşan sandalyeler. Kurultay süreci başlamıştı. Sayın Kılıçdaroğlu’nun hesaba katmadığı bir şey vardı. Delegeler kendine sadık insanlardan oluşmuştu. Ancak "Para oyunu bozar mıydı"
Öylede oldu. İ.B.B eski belediye başkanı İmamoğlu önderliğindeki gurup hummalı bir çalışmaya girdi. Aday olan, başkan olan belediye başkanlarından bağış toplandı. Kılıçdaroğlu’nun delegeleri; parayla, dövizle, imarla, ruhsatla, elektronik aletlerle, iş temini ve onlarca argümanla satın alındı ve Özgür Özel Genel Başkan seçildi. İnsanlar ya da partililer güdümlü bir başkan istemiyorlar. Bu en son ANAP'ta yaşandı.
Devlet güçleri yapılanları gördü ve müdahalesini yaptı. Delegelerin satın alınma işlemlerini doğru buldu ve kongreyi yok hükmünde saydı. Aslında üzerine gidilse Özgür Bey ve yönetiminin aldığı bütün kararlar yok hükmündedir. Genel ve yerel seçimler...
Sayın Kılıçdaroğlu’nun suçu ne arkadaş. Mahkeme heyeti diyor ki mutlak butlan kararı verdim. İdareyi de eski yönetime verdim. Diyor ki Kılıçdaroğlu ben CHP'yi normal kulvarına sokacağım. İllegal uygulamaları bitirip CHP'yi eski konumuna sokacağım. Özgür bey tarafı kurultay şartını ortaya koyuyor. Sayın Kılıçdaroğlu’nun sizin gibi delegeyi satın alacak gücü yok ve bu işi de prensipleri doğrultusunda yapmaz.
Bir TV programında Kılıçdaroğlu’nu izliyorum. Belediyelerle alakalı ne diyor bakın. Dava açan CHP'li, şahitlik yapan CHP'li, itirafçı olan CHP'li, rüşveti alanda verende CHP'li, bini aldım diğeri verdim diyor. Sayın Kılıçdaroğlu ne yapsın. Tüm gayrimeşru işleri sineye mi çeksin!
Tahminim partiyi arındıracak, kurultayı toplayacak, muhtemelen adayda olmayacak. Ancak kendisine komplo kuranlar içinde gereğini yapacak.
Sayın Kılıçdaroğlu’nun en büyük talihsizliği belki de AK Parti Genel Başkanı ve 24 senedir süren bir tek başına iktidarı. Demek ki vatandaşa karşı güveni sağlamış bir irade.
Eskiler ne dermiş! “Kara bahtım, kem talihim, taşa bassam iz olur”