Mehmet Hançerli

Mutlak Butlan'ın artçıları

Mehmet Hançerli

Önümüzdeki ayların siyasi gündemi belli galiba. Yurt dışı siyasette ABD-İran-İsrail savaşı ve onun artçıları. Donald Trump efendinin pek bir itibar edilmeyen söylemleri, İran tarafının abartılı açıklamaları, İsrail’in saman altından su götüren eylemleri. Açıklamalar sonrasında Altında ve Petrolde dip ve tavan yapan hareketleri görüyoruz.

Yurt içine dönersek aynı milattan önce ve sonra gibi Mutlak butlan öncesi ve mutlak butlan sonrası diye siyaseti kademelendirebiliriz. Mutlak butlan sonrası Silivri talimatı doğrultusunda kurulan "Yeni Parti" de bakalım ne türden gelişme yaşanacak. Son duyumlara göre 200 Belediye Başkanı baba evinden ayrılarak yeni parti saflarına katılacak.

Büyüklerin ifadelerine göre; baştan böyle bir toplu katılım olur. Ondan sonrada kurulan yeni partiye teveccühün devam ettiğinin vurgulanması bakımından önemli toplantılarda ve TBMM Parti Gurubunda katılımların önü açılır. Bu katılımlar milletvekilleri, il başkanları, belediye başkanları, meclis üyeleri olarak devam eder.

CHP bu bağlamda biraz dezavantajlı durumda olsa gerek. CHP'ye gelen olmayacak. Parti üyelikleri dahil devamlı kopmalar yaşanacak. CHP ve Yeni Parti arasında da eleştirel söylemler çok konuşulacağa benziyor. Son olarak Sayın Kılıçdaroğlu’nun beyanına bakar mısınız? "Köşeyi bir an önce dönmek isteyen varsa Yeni Partiye gidebilir!.." Laf büyük. Daha önce partinin arınması ve paklanması gerektiğinin defalarca altının çizildiğini görmüş idi,

İlk görüntü itibariyle parti mensuplarının "Ak Saçlı" tabir ettiğimiz kesimi CHP saflarında siyasete devam edeceğe benziyor. Yenilik isteyen partililer ve anti mutlak butlancılar ise "Yeni Parti"de siyaset yapacağa benziyor. Milletvekili sayısı 91'e karşı 44 gibi. Şu anda vekil sayısında Yeni Parti önde olsa da yarının ne olacağını bilemeyiz ki.

Siyasetle uzun yıllardır uğraşanlar iyi bilirler bizim "Güneş Motel"lerimiz var. Bakanlık ve milletvekilliği pazarlıklarını iyi biliriz. Belki de en çok bilmemiz gerekeni hep atlıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti parlamenter sistemden idari manada Başkanlık sistemine geçmiştir. Büyüklerimiz bu hesabı muhtemelen yapıyorlardır. Şu anda partilerimiz bir sonraki genel seçimlerde mevcut milletvekillerinin yerlerini garanti ederek dahi milletvekili transferini gerçekleştirebilirler.

Safını belli eden, amiyane tabir ile dalağı dışında olan büyüklerimiz var iken birde rengini belli etmemeye çalışan siyasilerimiz başkanlarımız var. Onlara da şu söylenebilir. Hem İsa’ya hem de Musa’ya yaranmaya çalışabilirsin ancak böyle kişilerin ortada kalma riski çok yüksektir. Büyükler her şeyi söylemişler. "Çok mesleği olan aç kalır" diye. Eğer Yeni Parti geçişlerinin ileride ses getirmesi için şimdilik bekleyin dedilerse yapacak bir şey yok değil mi.

Hep söyledik. Kılıçdaroğlu naif adam, kibar adam diye. Daha dün önünde sayın genel başkanım diyerek el pençe divan duranlar şimdi Kemal Bey’i eleştiri ve laf sokma yarışına girdiler.

Bizim insanımız emanetçileri pek sevmiyor. Hatta emanet araç kullanmayı dahi sevmezler. Rahmetli Demirel’den, rahmetli Özal’dan, rahmetli Erbakan’dan sonraki emanetçilere pek itibar etmediler, destek vermediler. Şayet kurulan parti, talimat verilerek kurulmuş ise vatandaş bunu değerlendirir!

Sayın Kılıçdaroğlu’nun en büyük handikabı 2024 de Cumhurbaşkanı adaylığına soyunması. CHP'li kardeşlerimiz kaybedilen Cumhurbaşkanlığında hep aday yanlışlığından dem vurdular, kabullenemediler ve sayın Kılıçdaroğlu’nu hep suçladılar. Önümüzdeki aylarda siyasette hep gündemler olacak. Bir soru ile yazıma son verelim mi?

Mutlak butlandan Rahmetli Deniz Baykal gibi biri çıksaydı ya da rahmetli Erdal İnönü durum ne olurdu?

Saygılar efendim.

Yazarın Diğer Yazıları