Mehmet Hançerli

Yarı başkanlık sistemi

Mehmet Hançerli

Değişime siyasette ayak uyduruyor. Siyasi uygulamalar, gensorular, alınan veya alınamayan güvenoyları, hükümetin düşürülmesi gibi kavramlar siyasetin rengini de, şeklini de değiştiriyor. Hollanda ve benzeri ülkelerde aylarca, bazen yıllarca kurulamayan hükümetler.

Demokrasi çoğunluğun yönetimi ele geçirmesi, bir başka ılımlı tabiri ile seçilmesi olarak bilinir. Ancak kurulan hükümet ya da kabinede en düşük yüzdeye sahip, küçük partiler yönetimleri istediği yöne yada yana çevirebiliyor. O vakit hükümeti bir çoğunluk olarak görürsek, hükümet içindeki azınlık her istediğini yaptırıyor bizde bu yönetim biçimine demokrasi diyoruz! Oh ne ala!

Ülkemiz parlamenter sistem ile yönetilirken çok badireler atlattık. Yönetimi yönlendiren bazı mihraklar gensoru, milletvekili istifası veya transferi, koalisyondan çekilme veya çektirilme gibi farklı argümanlarla en namüsait zamanda hükümeti düşürürlerdi. Ondan sonra ayıkla pirincin taşını!

Bu entrikaları Refahyol iktidarında fazlasıyla gördük. Gidişatın kötülüğünden dolayı tırmanışa geçen Refah Partisinin önünü kesmek isteyenler vardı. Bir sonraki seçimde Refah Partisinin tek başına iktidarını gören farklı siyasiler, kendilerine göre işi tereyağından kıl çeker gibi çözdüler. Refah birinci parti oldu. Doğru Yol Partisini de Refah partisi ile koalisyona zorladılar. Niyet belli. Bırak iktidar olunsun sonrasında "laiklik karşıtı söylem ve eylemlerin odak noktası" suçlamasıyla kapatma davası ve hükümetin düşürülmesi.

Bu ve benzeri onca farklı uygulama siyasilerimizi zorda olsa bir sistem değişikliğine zorladı. Aylarca hatta yıllarca süren maratonlar sonrasında Anayasal değişikliğe gidilerek parlamenter sistem değiştirildi. Adına Başkanlık veya yarı başkanlık ya da Türk usulü başkanlık sistemi diyebileceğimiz bir siyasi sistem geldi. Haliyle her değişim ve dönüşümün bazı sancıları olmuyor değil. Sistemin hala bazı sorunları ile uğraşılıyor. Yine de gensoru, güven oyu ve diğer engelleme uygulamaları rafa kaldırıldı.

Peki, bu bizdeki yönetim ya da Başkanlık sistemi nasıl bir sistem acaba! Cumhurbaşkanlığı kabinesi kuruluyor. Sayın Cumhurbaşkanının tensipleri doğrultusunda. En önemli ve atladığımız olay kuvvetler ayrılığı prensibi. Parlamenter sistemde yasama, yürütme iç içeydi. Şimdilerde yürütmenin başı Sayın Cumhurbaşkanı, yasamanın başkanı da sayın Büyük Millet Meclisi Başkanı. Memlekete yapılan, programlanan her türlü proje ve yatırım yürütmenin sorumluluğunda.

Gelelim herkesin sorduğu ya da merak ettiği konuya. Milletvekilleri ne iş yapar. Gayet basit. Milletvekilleri ve Meclis yasama faaliyetini yapar. Bide ülke seçime girecekse, anayasa değişikliklerinde Meclis devreye giriyor. Yani milletvekili başkanlık sistemine göre sadece kanun çıkartır.

Açık oturumları, söyleşi programlarını seven, orada yapacağı söylemleri de madde madde hazırlayıp orada tam bir Akademisyen tavrı ile açıklayan bazı üst düzey mevkilerde yer alan kıymetli hocalardan bir tanesi önemli bir şey söyledi. Milletvekillerinin yeni sistemde görevi sadece yasa çıkarmak olduğuna göre 600 milletvekili bu iş için çok fazla 300 vekil yeterde artar dedi!

Söylediğinde gerçeklik payı var mı? Hukukçuların ağırlıkta olduğu ve toplumun her kesiminin temsil edildiği 300 milletvekili işi de sadece yasa çıkarmak olduğuna göre yeter mi? Takdirlerinize bırakıyorum!

1989 yılında Büyükşehir statüsüne geçen, Konya belediyesinde vatandaş bazen hala ilçe ve Büyükşehir Belediyesinin görev alanını hala karıştırıyor ise siz milletvekillerimizi bir düşünün. Başkanlık sistemine geçilmesine rağmen vekillerden ne istenir ki!.

Atamalar, tayinler, köylere tahıl alım merkezlerine varana kadar neler yok ki! Vekillerimiz kanunda çıkaracaklar, bir köyümüzdeki imam ve öğretmen atamasını da gerçekleştirecekler. Daha sağlık ocağına doktor ve milli eğitim isteklerini yazmadık.

Başkanlık sistemine geçmemize rağmen parlamenter sistemdeki uygulamaları istiyor isek milletvekillerinin vay haline.

Yürütme işlemini kabine üyelerine söylemek lâzım. Kanun çıkarma işini de sayın milletvekillerimiz çözmeli.

Yeni sistem bu. Yürütmenin ve yasamanın görevi belli.

Bize de yeni sisteme uymak kalıyor.

Saygılar efendim.

Yazarın Diğer Yazıları