Modern toplumlarda herşey tüm yapılanlar ve ihtiyaçlar devletten beklenmiyor. Daha ileri gidilerek halka hizmet yine halkın temsilcilerine ihale edilerek yaptırılıyor. Tabiki ülkemiz bu konuda icraatı biraz geriden takip ediyor.
Kapitalistlerde durum farklı. Herşey madde üzerine inşaa edildiğinden yapılan hizmetlerde bir övünç vesilesi olarak değerlendiriliyor. Dünyada farklı örnekleri var. Gıpta ettiğimizden falan değil. Amerika Birleşik Devletlerinde Central Park var. Doğallığı haricinde yüzüne bakılacak bir tarafıda yok. Parkın birkaç noktasına levha asmışlar. İşte "bu parkın temizliği ve bakımı .... vakfı tarafından yapılmaktadır" diye.
Kültür farkı mı dersiniz, sağ elin verdiğini sol el görmemeli düsturumu dersiniz, inanç farkı mı dersiniz adamların stratejisi bu. Vakıf ve dernek olarak hangi faaliyette bulunursalar bulunsunlar, resmediyorlar ve duyuruyorlar. Bizdeki sivil toplum kuruluşları, vakıflar, dernekler ve diğer birliktelikler 400 öğrenciye 8 ay boyunca burs verirler, çocuklar rencide olmasın diye kimseye duyurmazlar "tıp" oynarlar.
Sivil Toplum Kuruluşları geneli itibarı ile Allah rızası için çalışan ve kendilerini feda eden insanlardan ve onların hizmetlerinden oluşuyor. Daha küçük ölçekli STK'larda menfaat yoktur. Toplumdaki dar gelirli insanların dertlerine çözüm odaklı çalışırlar. Giysi kumbaraları ve hayır kapıları vardır. Yurt içi ve yurtdışında kurban ve gıda maddesi dağıtımında bulunurlar. Tanıdığımız bazı vakıf ehilleri her kurban bayramında ailesini bir tarafa bırakıp Gazze’ye, Afrika’ya ve diğer uzak doğu ülkelerine hizmet için koşuyorlar.
Daha büyük ölçekli STK'larda durum biraz daha farklı. Buradaki STK yönetimlerine talep biraz daha fazla oluyor. Küçük ölçekli STK'larda yönetimlere pekte bir talep yok. Onlar rica üzerine yöneticiliğe devam ediyorlar. Hizmet alanı sadece eğitim olan iki dernekten örnek verelim. Altınekinliler derneği başkanı Veli Tekelioğlu uzun yıllardır bu işi yapıyor. Birde Eskilder var 10 senedir yönetimde olan Süleyman Altan ve ekibi daha yeni rica ile bir arkadaşına devretti.
Dahası Bozkırlılar Vakfı Genel Başkanı Kamil Bilgin abi İstanbulda ben bildim bileli vakfın başkanı. Vakfın Konya Şube Başkanıda mimar Hasan Ali Ünlü kardeşim. Hizmet edenlerden Allah razı olsun.
Birde daha üst perdeden bazı genel ve yerel imkanları kullanarak ulusal ve uluslararası bazda turlar düzenleyerek teba'nın ufkunu açan, onları yönlendirici çalışmalar yapanlar var!
STK'ların bir değişik versiyonuda yada bizim öyle gördüğümüz siyasi partiler ve onların başkanları var. Bir siyasi büyüğümüzün tabiri ile "Ekmeği kendinden amele" olanlar var. Hele birde iktidar partisi değilseniz. Dahası birde ideoloji partisi iseniz, doğrularınızı benimseyip kitlelerin nahoş isteklerine boyun eğmezseniz vay halinize.
Siyasi kesim işini fevkalade iyi bilir ve doğrularını uygular. Günü dolmuş bir siyasi başkanı incitmeden, yıpratmadan görevden alırlar. Sonra aldıkları başkandan birde partisine teşekkür mesajı yayımlatırlar. Partimin emrine amadeyim dedirtirler. Sonrası o atanan yeni başkan kendi ekibini genel merkezinde onayı ile kurar. 7 sene canla başla çalışır. Bazı partisel sebeplerle bu başkanımızın da günü dolmuştur. Aynı beyan ve açıklamayı ondanda alırlar.
Zira siyasi partilerin başarısız olmasının Genel Merkeze göre tek sorumlusu teşkilatlardır. Teşkilat başkanı, yönetim, kadın ve gençlik kollarıdır. Halbuki emeklilere zam verilmesinde, hububat taban fiyatlarında, vergi düzenlemelerinde ve diğer toplumu doğrudan etkileyen parti faaliyetlerinde teşkilatın Allah (c.c) için hiç bir dahli yoktur. Muhtemelen teşkilatın fikri bile alınmamıştır.
İşin pozitif tarafına bakalım. Hadisi şerif ile. "İnsanların en hayırlısı insanlara yardımcı olandır"
Yaptığınız tüm çalışmaları Allah rızası için yaparsanız Rabbim görür. Bizler kuluz kullar çabuk unutur. STK'larda çalışır iken bir dili dualının bir "Allah razı olsun" demesi hem tüm yorgunluğunuzu alır. Hemde ahirete faydası olur inşaallah.
Bir hadisi şerif ile bitirelim.
"Akıllı o kimsedir ki; ölümü sık düşünür ve ahireti için azık hazırlar"