Yerli olsun, milli olsun, bizim olsun!
Yerli olsun, milli olsun, bizim olsun! - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi
Geçtiğimiz Cuma günü, Konya’nın yerli otomobil fabrikasına talip olması münasebetiyle, yöneticilerimiz seçim öncesinde basını davet edip açıklama yaptılar.
Bu açıklamada ilginç bir vurgu vardı.
Yerli ve milli!..
Konya yerli ve milli olana önem veren ve düşkün olan bir şehirdir dedi konuşmacılar!
Ne zamandan beri? Dünden beri mi? Otomobil fabrikasının gelme ihtimali olduğundan beri mi?
Milli maçların Konya’da oynanmaya başlamasından beri mi?
Otomobil fabrikası Konya’nın hayaliydi. Konya ne istediyse bıktırıcı ve bunaltıcı bir şekilde bekledi bekletildi. Müjde sarmalları arasında, uyutulduğu ile kaldı hep. Uyandığında ne müjde vardı, nede o müjdeleri verenler.
Hep beni görürler, beni düşünürler diye bekledi, bekledi.
Beklemenin kader olduğu bir şehirdi burası.
Bugün bu şehirde otomobil fabrikası olmaz diye bildik bileli ayak direyen bakış açılarının bir anda, bu işte bizde varız yaklaşımları var.
Hem de nasıl!
Başlarına saksı düşse, taş düşse bu kadar istekli ve iştahlı olunamaz!
Açıklamalar bam telinden vurularak başladı.
Bam teli, Türk Milli Futbol Takımı!
Türk Milli Futbol Takımının Avrupa’ya gidiş vizesinin alınmasına vesile olan ve büyük bir destek veren Konya’nın bu artısı, yöneticiler tarafından milli maçlara ve milli takıma nasıl sahip çıkıldıysa, nasıl bir milli duruş sergilendiyse, milli otomobil içinde en uygun şehir Konya’dır kartının ileri sürülmesine neden oldu.
Konya yerli ve milli olarak duruşunu ortaya koymuştur söylemi şu anda bir mihenk taşı hükmünde.
Yıllardan beri
“Konya’ya otomobil fabrikası neden kurulmuyor, neden kurulamıyor, kim engelliyor?”
tarzında yazdığımız yazılara cevap bile vermeyen, susma hakkını kullana, kullana bugünlere gelenler, bir anda yerli ve milli otomobile kapılarına açıverdiler!
Hepsi hem yerli, hem de milli oluverdiler!
Halk arasında ahmak ıslatan yağmuru diye bir tabir vardır. Çok fazla yağmıyor zannedip yola düştüğünüzde sırılsıklam ıslanılan yağmurun adıdır bu yağmur. Vaat yağmurunun ahmak ıslatanı da, bu mu diye, sormadan geçilecek gibi değil!
Konya, bu yağmur misali, seçim arifesinde de olsa, boşu boşuna ıslanmak, avutulmak istemiyor!
İsterseniz konuşulanlardan seçme cümleler verelim;
İnşallah hayır olur, Konya’da olur!
Biz KOP’un merkeziyiz, Anadolu’nun tam ortasındayız.
Liman bağlantımız oldu-oluyor, bitti bitiyor.
Yerli Tankların güç sistemlerini yapan bir Konya en doğru yatırım yeridir.
Yıllar önce ilk yerli traktörü de Konya yapmamış mıydı?
7’den 70’e bu işi isteyen, bu işi ben yapmalıyım diyen bir Konya var!
Bu cümle çok etkileyiciydi sevgili okurlar!
Madem Konya bu fabrikayı bu kadar çok istiyordu.
Siz o zaman nerelerdeydiniz?
Olmaz, bize vermezler, Konya kaldırmaz diyenler sizler değil miydiniz?
Birden bire ne oldu da, apar-topar bu işte bizde varız, bizde bu işe talibiz dendi!
Bu sektörün içinde ustalaşan, Konya’ya bu sahada sağlam bir alt yapı kazandıran Otomotiv sektörünün vefakar ve cefakar çalışanlarının yıllardan beri yükselen seslerine kulak tıkıyordunuz ya hani!
Ne diyordu bu sektörün kahramanları?
İstesek, sıfır bir arabayı yapar-çıkarız, model bile geliştiririz, bize fırsat vermiyorlar, elimizden tutan yok!
Ve seçim arifesinde diyorsunuz ki;
Bu işte bizde varız! Özgüvenimiz var! Kabiliyetimiz var! Bilgimiz var! Biz bu işi burada yapabiliriz!
Böyle bir güven gelişimi, düne kadar aklınızda hayalinizde yoktu, ne oldu, ne bitti? Bizlerin kabiliyetini, ustalığını şimdi mi fark ettiniz, şimdi mi kıymete bindik diye soruyor insanlar!
Kim ne derse desin, kim ne düşünürse düşünsün, bu şehirde bir otomobil fabrikası olmasının şart olduğu noktasında yazılar yazmış biri olarak, yöneticilerimizin ani dönüşleri de olsa, dünyada olmaz dediklerine, bugün şaşırtıcı bir biçimde olur da deseler
, “ İnşallah, hayır olur, Konya’da olur”
temennisine aynen katılıyorum. Yöneticilerimizin değişken bakış açılarının yorumu da sizlere bırakıyorum.
Bakmadan Geçme