Ali İset

Gösterinin gölgesinde kaybolan anlam

Ali İset

Toplumlar yalnızca ekonomik krizlerle değil, anlam krizleriyle de karşı karşıya kalırlar. Bazen bir toplumun hangi yöne doğru savrulduğunu anlamak için büyük siyasi tartışmalara değil, gündelik hayatın küçük ayrıntılarına bakmak yeterlidir. Son yıllarda giderek daha gösterişli hâle gelen mezuniyet törenleri de bu ayrıntılardan biridir.
Mezuniyet, bir öğrencinin eğitim hayatındaki önemli dönüm noktalarından biridir. Emek vardır, gayret vardır, alın teri vardır. Elbette bunun hatırlanması ve kutlanması da doğaldır. Ancak kutlama ile gösteri arasındaki çizgi silikleşmeye başladığında mesele yalnızca bir okul etkinliği olmaktan çıkar ve toplumsal bir dönüşümün işaretine dönüşür.
Bugün birçok aile, çocuklarının mezuniyet programları için ciddi ekonomik yüklerin altına girebilmektedir. Özellikle teşir içerikli Kıyafetler, organizasyonlar, fotoğraf çekimleri, özel etkinlikler ve çeşitli harcamalar derken ortaya bazı ailelerin bütçelerini zorlayan bir tablo çıkmaktadır. Oysa eğitimin sonunda hatırlanması gereken şey, öğrencinin hangi salonda eğlendiği değil; hangi bilgiyle, hangi ahlakla ve hangi sorumluluk duygusuyla hayata adım attığıdır.
Modern çağın insanı giderek daha fazla görünür olmak istemektedir. Sosyal medya bu arzuyu besleyen güçlü bir araç hâline gelmiştir. Yaşanan bir olayın anlamından çok nasıl göründüğü önemsenmeye başlanmıştır. Artık birçok faaliyet, yaşanmak için değil, gösterilmek için yapılır hâle gelmektedir. Mezuniyet törenleri etrafında oluşan aşırı gösteriş eğilimi de bu dönüşümün bir yansımasıdır.
Aslında bu durum yalnızca mezuniyetlerle sınırlı değildir. Bazen kültürel faaliyetlerde de benzer bir eğilim görülebilmektedir. Kitap kulüpleri, film analiz grupları, kültür ve sanat etkinlikleri insanın düşünce dünyasını geliştirmesi için önemli imkânlardır. Ancak bu faaliyetler de zaman zaman bir öğrenme zemini olmaktan çıkıp bir görünürlük alanına dönüşebilmektedir. Kitap okumak hakikati aramaktan çok bir kimlik gösterisine, film tartışmaları düşünsel gelişimden çok entelektüel görünme çabasına dönüştüğünde anlam geri plana düşmektedir.
Elbette burada eleştirilen şey kitap okumak, kültürel faaliyetlere katılmak veya mezuniyet sevincini yaşamak değildir. Eleştirilmesi gereken, amacın araçların gölgesinde kalmasıdır. Çünkü insanın yaptığı iş ne kadar değerli olursa olsun, eğer o işin merkezine gösteriş yerleşirse zamanla öz kaybolmaya başlar.
Kur'an-ı Kerim'de Allah-u Teala şöyle buyuruyor:
"İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatına dair sözleri senin hoşuna gider..." (Bakara Suresi, 204)Bu ayet, görünüş ile hakikat arasındaki farkı hatırlatmaktadır. İnsan bazen dışarıdan çok etkileyici görünen şeylerin içindeki anlam boşluğunu fark edemeyebilir. Bu durum yalnızca kişiler için değil, toplumlar için de geçerlidir.
Bugün yeniden şu soruyu sormaya ihtiyacımız vardır: Yaptığımız şeyler gerçekten değer ürettiği için mi önemlidir, yoksa başkalarına gösterilebildiği için mi?
Belki de çağımızın en büyük sınavlarından biri budur. Gösterinin alkışına kapılmadan anlamın sesini duyabilmek...
Çünkü medeniyetler gösterişle değil, anlamla yükselir. İnsan da ancak görünmeye çalıştığı kadar değil, olduğu kadar değerlidir.
Bu bir yorum değil, bir şahitliktir. Görünenin ardındaki hakikate dair.

Yazarın Diğer Yazıları