Bir toplumun geleceğini anlamak istiyorsanız, çocuklarına değil; çocuk yetiştirme biçimine bakın.
Çünkü çocuk sadece büyütülmez. Aynı zamanda anne-babanın korkularıyla, toplumun dayatmalarıyla ve çağın görünmez telkinleriyle şekillenir.
Bugün özellikle otuz beş–kırk yaş arası anne-babaların omzunda görünmeyen bir yük var. Onlar yalnızca çocuk büyütmüyor; aynı zamanda modern dünyanın vicdan baskısıyla mücadele ediyor.
Bir yere baksanız aynı nasihatler:
“Çocuğunuza asla bağırmayın.” “Her zaman sakin olun.” “Onun travmalarını düşünün.” “Öfkenizi belli etmeyin.”
Elbette çocuk güzel sözü hak eder. Elbette merhamet bir evin rahmetidir. Fakat modern çağ bazen öyle bir ebeveynlik anlatısı kuruyor ki, anne-babaya insan olduğunu unutturuyor.
Oysa insan yorulur.
Sabah işe gider. Borç düşünür. Geçim derdi taşır. Bazen kırılır. Bazen tükenir.
Ve evet… bazen sesini yükseltir.
Burada savunulan şey öfke değildir. Ama insan tabiatını yok sayan steril ebeveynlik anlayışı da hayatın hakikatine uymaz.
Bir çocuğun ihtiyacı kusursuz anne-baba değildir.
Samimi anne-babadır.
Hata yaptığında özür dileyebilen… Kırdığında tamir etmeye çalışan… Ama gerektiğinde sınır koymayı bilen anne-baba…
Çünkü çocuk, hiç tartışma olmayan evde değil; sevginin tamir etmeyi bildiği evde güven öğrenir.
Bugün başka bir sorun daha büyüyor:
Bazı evlerde çocuk artık evin neşesi değil; evin merkezine kurulmuş küçük bir hükümdara dönüşüyor.
Dikkat edin…
Lokanta seçimini çocuk yapıyor. Tatil planını çocuk belirliyor. Anne-babanın sohbeti bile çocuğun ruh haline göre şekilleniyor.
Bir zaman sonra evin içinde görünmeyen bir düzen oluşuyor:
Herkes çocuğun keyfine göre yaşamaya başlıyor.
İlk bakışta bu sevgi gibi görünür.
Ama sevginin ölçüsü kaybolduğunda çocuk, hayatın merkezinde durmaya alışır.
Sonra okulda öğretmeni sınır koyunca kırılır. İş hayatında “hayır” cevabı alınca öfkelenir. Evlilikte dünyanın kendi etrafında dönmediğini görünce bocalar.
Çünkü çocukluğunda hayat ona göre ayarlanmıştır.
Bir öğretmenin yıllar önce anlattığı bir örnek vardı:
Bir çocuk okulda arkadaşına vurmuştu. Aile çağrıldı. Anne şöyle dedi:
“Benim çocuğum böyle şey yapmaz.”
Oysa çocuk tam karşısında duruyordu.
Modern çağın bazı anne-babaları çocuklarını öyle savunuyor ki, çocuğun yanlış yapabilen bir insan olduğunu kabul etmeyi bile reddediyor.
Halbuki çocuk hata yapar.
Önemli olan onu suçsuz ilan etmek değil; yanlışın karşısında yanında durabilmektir.
Allah-u Teala şöyle buyuruyor:
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.”
Bu ayet bize sadece sevgiyi değil, sorumluluğu da hatırlatır.
Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:
“Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüklerinizden sorumlusunuz.”
Demek ki ebeveynlik sadece mutlu çocuk yetiştirmek değildir.
Karakter yetiştirmektir.
Sabır öğretebilmektir.
Beklemeyi öğretebilmektir.
Her istediğinin olmayacağını anlatabilmektir.
Belki de modern çağın anne-babalarına söylenmesi gereken en hakiki cümle şudur:
Çocuğunuz sizi kusursuz hatırlamayacak.
Ama güven veren bir liman, adil bir ses ve samimi bir yürek olarak hatırlarsa; zaten en büyük mirası bırakmış olacaksınız.
Yazarın Diğer Yazıları
Çocuğun etrafında dönen evler: Modern ebeveynliğin sessiz krizi
11 Haziran 2026 15:24Dijital kalabalıkların yetim çocukları
03 Haziran 2026 10:32Köleliğin değişen kıyafeti
18 Mayıs 2026 16:50Bir çocuğun korkusu ile bir köpeğin açlığı arasında
13 Mayıs 2026 16:39Takvimde 1 Mayıs, hayatta süregelen bir imtihan
01 Mayıs 2026 15:05