Zamlar olmasaydı ne yapardık bilmem?

Zamlar olmasaydı ne yapardık bilmem? - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi

Zamlar olmasaydı ne yapardık bilmem?
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Gelen zamları tartışmaya, tartışmaya açmaya, uzattıkça uzatmaya meyleden ruh halimiz, zam yapanlara çiftetelli oynatıyor. Zam nasıl protesto edilir, zamma nasıl tavır koyulur bilmiyoruz.

Zamma karşı duruşumuz evlere şenlik!

Bizim bu konuda öğrendiğimiz, en hoşumuza giden ve kolayımıza geleni Facebook’ta paylaşmak!

Zamlar konusunda ne kadar çok üzüldüğümüzü bir kaç satırla ifade ettikten sonra, yaslanıyoruz arkamıza kaç beğeni geldi diye başlıyoruz çetele tutmaya.

Başka bir şey yapıyor muyuz? Ne gezer!

Zamlı fiyattan o zamlanan ürünü hem almaya devam ediyoruz, hem de alelusul söyleniyoruz.

Bu şekilde zam protestosu görülmüş şey değil! O ürünü alma! Almayanlarla birlikte tavrını ilgili mercilere ilet! Zam yapan bir değil üç kere düşünsün ben ne yapıyorum diye! Hem zamlı fiyattan o ürünü al, hem de zamma karşıyım diye Facebook sayfanda döktür!

Paran varsa alacaksın, yoksa laf saymayacaksın arkadaş diyen görgüsüzler, sonradan görmeler, aferin budalaları, milletin derdi ile birgün olsun alakadar olmayan, elini taş altına koyma edebiyatçıları zamları tartışırken atı alanın Üsküdar’ı geçtiğini hep bilirlerde, bilmezden, görmezden gelirler.

Bizler ise, laf ola beri gele mukabilinden zamlara hep karşı çıkmışızdır.

Saman alevi gibi parlar, ertesi gün yelkenleri indirir, elle gelen düğün bayram der yürür geçeriz!

Zamma karşı oluşumuz laf ebeliği ile başlar.

Gençlik yıllarımızdan itibaren alırız o ürünün zam meselesini, bilmem kaç sene evvel üç kuruştu, sonra on kuruş oldu diye başladığımızda, yok öyle değildi, yanlış biliyorsun diye itiraz edenler mutlaka olur. Zam konusunda hemfikir olmak için bir araya gelenler, bir bakmışsınız, olayı ta... nerelere kadar vardırmışlar, yumruklar sıkılmış neredeyse vurdu vuracaklar!

Neden?

Birinin babası fırıncı, diğerinin ki bakkal, diğerleri de zamdan mağdur olduklarını söyleyenler!

Konu uzadıkça zülfüyare dokunmuş olacak ki, zammı unutmuşlar, ticaretin derdine düşmüşler! Zam kenara çekilmiş milletin haline kenardan kıs-kıs gülüyor!

Zamlar tartışılırken bir de bakmışsınız ki, o zam unutulsun diye başka zamlar yapılmış, yenisine bakarken, bir öncekisini unutmuş gitmişiz!

Ekmek zammı, Konya için hicran yarası gibi olanı!

Sayın Bakan, 250 gramlık standart 5-10 bin ekmek üreten yerlerde maliyetin 61 kuruşu geçmediğini söylüyor.

Konyalı madem ki, biz buğday ambarıyız, madem ki, en fazla buğday üreten şehir biziz, niye ekmeği diğer illerden pahalı yiyelim düşüncesinde.

Bu düşüncesini mümkün olan en cılız sesle söylemek ise adetten!

Birde etli ekmek hamuru meselesi var!

Fırıncılarımız arasında bir lira 25 kuruşta alan var, 1 lira elli kuruşta..

Un sektörü, fırınlar ve fırıncılar zamla birlikte bütün şimşekleri üzerlerine çekiyorlar!

İnsanımızın yaraları depreşiyor, bugüne kadar konuşamadığı ne varsa, döküyor ortaya!

Maliyet 61 kuruşsa,  neden ekmek 90 kuruş, neden etli ekmek hamuru en az bir lira 25 kuruş? Hem de buğday ambarı denilen Konya'da!

Yine şehrimizde, ekmeğe zam gelinceye kadar, suya yüzde 11, Otobüs ve tramvay ücretlerine yüzde 13, minibüs ücretlerine yüzde 14  zam gelmedi mi?

Bu zamlar ne zammı diye, ne yapıldı? Sadece konuştuk, Facebook sayfalarından içini döktü insanlar, faturaları çekip paylaştılar! Kim duydu! Kimse!

Biz bize, kendi kendi kendimize duyurduk, oh be dedik!

Biz tartışmayı seviyoruz, tartışınca rahatlıyoruz, sonra sinirimiz geçiyor. Zam yapılmadık ne kaldı ki, deyip, almaya devam ediyoruz.

Zam bizim en çok bu halimizi seviyor. Fiyatlar arttıkça nasıl peşinden koşulduğunu, vazgeçilemediğini gördükçe, ayağını gazdan hiç çekesi yok!

Zaten zam dediğiniz böyle tartışılır sevgili okurlar! Zamlar olmasaydı ne yapardık bilmem? Bugünlerde yegane ortak noktamız zamdan başka ne ki!

Bakmadan Geçme