Taşın altına el koyma hikayesi!..

Taşın altına el koyma hikayesi!..
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Taşın altına elini koyma zamanı daha gelmedi mi diye sorulduğunda, hangi taş o taş diye bilmezlikten geliyor bir çok isim.

Gel aday ol teklifinin altın bir tepside kendisine sunulmasını bekleyenler, kendilerini naza çekenler, ağırdan satmaya kalkanlar var!

Tepsilerin demode olduğunu , nazların aşık usandırdığını, ağırdan satmaların ters teptiğini göremiyorlar!

Taşın altına ellerini koyacaklarını söyleyenlerde, açıklamalar yapıyorlar, aday adayıyız diyorlar, etkili ve süslü kelamlar ediyorlar, iletişimle ilgili teknolojiyi sonuna kadar kullanıyorlar.

Şimdilik yaptıkları taşa uzaktan el sallamak!

El sallarken çektikleri ve çektirdikleri kareleri paylaşmak.

Aday olunduğu takdirde taşın yanında duracaklar, ellerini uzatacaklar,  taşın altına elimizi koymaya hazırız diyecekler!

Bu taş kimine göre ikbal taşı, kimine göre insanı bir yerden alıp, hayallerine doğru taşıyan bir taş! Heveslisi çok, taliplisi aramadığınız kadar!

Kapıların aşındırılması, tavassutlar, meziyetlerini ortaya dökmeler, lisan-ı münasip kavramını aşan anlatımlar, kapı önünden ayrılmamalar, bıktıran ziyaretler, çalımlar, havalar, rakiplerini karalamalar, herkesten bir adım önde olduğunu hissettirme yarışları, övünmeler, kendini övdürtmeler, anlattırmalar hep taşın altına elini koyma cesaretini taşıdığını anlatmak için!

Erkenciler, aceleciler, kimler var-kimler yok diye merak edenler, havayı koklayanlar, nabız ölçenler, nabız ölçtürenler, henüz düşünenler, son dakikaya kadar haber bekleyenler, istişare etmelere doyamayıp bir türlü karar veremeyenler, danışıp danışıp, birde falancaya mı danışsaydım diye danışmadık adam bırakmamaya niyetli olanlar. Bunlardan, kimi kazanın içinde, kimi kazana doğru adım atma kararını verdi verecek!..

Bu kazan bildiğiniz gibi siyaset kazanı sevgili okurlar.

Kazanın kepçesi ve kevgiri siyasetten, suyu, odunu, ateşi, kazanın içine balıklama atlaması da,  taşın altına el koyma yoluna baş koymuş olanlardan. Seyircisi, teşvik edicisi, arkalayanı, alkışlayanı, destekçisi, her gelene mavi boncuk vereni de bizlerden olan bir kazan, bu kazan.

Geçtiğimiz günlerde sac ayağı merasimle meydana getirildi, kazan üzerine kondu.

Hafiften şöyle bir yakıldı, ne oluyor diye bakıldı!

Kazanı gören hevesliler ve niyetliler, aman geç kalmayalım diyerek, atladılar kazanın içine.

Kazanın suyu henüz oldukça ılık. Biliyorsunuz, taşın altına el koymanın yolu kazandan geçiyor. Kazanda, kepçe var, kevgir var! Kaynayıp kaynayıp pişmeyecek olanları bir süre sonra alacaklar kevgirle, kepçeyle koyacaklar kazanın dışına....Pişenleri de, bunlar pişti diyerekten, taşın kenarına getirecekler.

Sonra bir ihtimal soracaklar!Taş mı kıymetli, taşın altına konacak el mi?

Herkes koro halinde elbette taş kıymetli diyecek, taşa canımız feda diye de ekleyecekler!

Bir zamanlar,  rakipleri için, 'taşın altına ellerini koymasınlar, elleri parçalanır' diyen siyasetçiler çıkmıştı.

Sonrada görüldü ki, bu sözleri sarf edenlerde, ben sizler için elimi taşın altına koymaya bin defa hazırım dediği halde, elini taşa doğru uzatıp, çekenlerdenmiş!

Bu ülkede değil taşın altına elini koymak, gövdesini koyanlar var!

Gözünü kırpmadan yüreğini koyanlar var!

Amma velakin, taşın altına elini koymayanlara , hiç niyeti olmayanlara, işin sadece edebiyatını yapanlara vurgunuz!

Elleri, gövdeleri, yürekleri taşın altında görmeye tahammülümüz yok!

Bazı yaygaracılar, goygoycular, laf ebeleri, dedikodu kumkumaları  içim kaldırmıyor filan diyorlar, bazen gözleri dolu-dolu, bazen ağlayarak!..

Onları bile can kulağı ile dinlemeye, ne güzel de anlatıyorlar diye eşe-dosta tavsiye etmelere bayılıyoruz!

Doğrularla işimiz olmadığı için, gerçekler bizi ilgilendirmiyor.

Ancak bu taş mihenk taşı özellikli. Kim sevgiyle geliyor, kim hoşgörülü, kim samimi, kim içten, hepsini biliyor. Zaten sevgisiz ellerin titrediğini, taşın altına o yüzden elini koyamayıp işi edebiyata döktüklerini biliyorsunuz.

Sevgi metreyle ölçülmez amma,; Taş üstüne yapılan edebiyatları sevmek başka, taşı sevmek daha bir başka denmiştir!..

Bakmadan Geçme