Şirketlerin çevresel yükümlülükleri artıyor
Gençlik ve Spor Bakanlığının desteklediği ÜNİDES projesi kapsamında Selçuk Üniversitesi Uluslararsı Gençlik Çalışmaları Topluluğu tarafından 'Sürdürülebilirlik Bağlamında Şirketlerin Çevresel Yükümlülükleri' başlıklı proje gerçekleştirildi. Proje Koordinatörü Teslime Küçüksönmez, projeyle ilgili gazetemize özel açıklamalarda bulundu.
Gençlik ve Spor Bakanlığının desteklediği ÜNİDES projesi kapsamında Selçuk Üniversitesi Uluslararsı Gençlik Çalışmaları Topluluğu tarafından "Sürdürülebilirlik Bağlamında Şirketlerin Çevresel Yükümlülükleri" başlıklı proje gerçekleştirildi. Proje Koordinatörü Teslime Küçüksönmez, projeyle ilgili gazetemize konuştu.
Proje hakkında bilgiler veren Küçüksönmez, “Projemiz, sürdürülebilirliği kurumsal bir retorik olmanın ötesine taşıyarak stratejik bir "zihniyet dönüşümü" olarak kurgulamıştır. Günümüzde şirketlerin çevresel yükümlülükleri; küresel pazar dinamikleri, hukuki yaptırımlar ve etik sorumlulukların kesiştiği bir "varoluşsal zorunluluk" alanıdır.
Bu rapor, üniversite-özel sektör-toplum ekseninde kurulan köprünün, sürdürülebilirlik konusundaki bilgileri kağıt üzerinde bırakmayıp; onları gerçek birer iş pratiğine ve farkındalığın ötesine geçen güçlü bir yol haritasına dönüştürmeyi amaçlamaktadır.
Temel vizyonumuz, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve en güncel regülasyon olan 7552 sayılı İklim Kanunu ışığında, geleceğin yöneticilerine sadece yasal uyum becerisi değil, aynı zamanda kadim ahlaki değerlerle bütünleşmiş bir stratejik bakış açısı kazandırmaktır. Teorik altyapının teknik vizyonla harmanlandığı bu süreç, 10 Nisan 2026 tarihindeki lansman oturumuyla stratejik yolculuğuna başlamıştır.” dedi.
DİSİPLİNLİ BİR PERSPEKTİFLE MASAYA YATIRILDI
Projenin lansmanda çok disiplinli bir perspektifle masaya yatırıldığını belirten Küçüksönmez, “Selçuk Üniversitesi Müze Binası’nda gerçekleştirilen lansman, projenin entelektüel ve vizyoner çerçevesini belirlemiştir. 10 Nisan 2026 Saat 10:00’da başlayan açılış konuşmalarını takip eden akademik oturumda, sürdürülebilirlik kavramı çok disiplinli bir perspektifle masaya yatırılmıştır.
Konuşmacıların sunduğu stratejik açılımlar ve teknik analizler yapılmıştır. Arş. Gör. Mehmet Cemil Türk, Şirketler hukukundaki paradigma değişimini analiz ederek, modern sistemlerde şirketlerin sadece kâr odaklı yapılar değil, Çevresel ve Sosyal Yönetim (ESG) kriterlerini kurumsal kimliğin ayrılmaz bir parçası haline getiren yapılar olduğunu belirtmiştir.
Özellikle yeşil finansman, çevresel raporlama yükümlülükleri ve bu süreçlerin hukuki yaptırım boyutlarını güncel gelişmeler ışığında aktarmıştır. Doç. Dr. M. Raşit Akpınar, Sürdürülebilirliğin ahlaki zeminini; insan merkezli paradigmadan tüm varlığı kuşatan "Muhit" paradigmasına geçişle temellendirmiştir. "Emanet-Şehadet-Merhamet" üçlemesiyle doğayla savaşın reddedilmesi gerektiğini ve ekolojik dengenin ihyasının kadim bir sorumluluk olduğunu belirtmiştir. Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Dolmacı, AB "Yeşil Mutabakat" sürecinin Türkiye gibi ticari partnerler üzerindeki dönüştürücü gücünü incelemiştir.
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve sürdürülebilir sanayi stratejilerinin, uluslararası diplomasi ve ticaretin yeni "oyun kuralları" haline geldiğini detaylandırmıştır. Doç. Dr. Nuray Pamuk Öztürk, Çin Halk Cumhuriyeti'nin "yeşil kalkınma" hedeflerini değerlendirerek; ülkenin güneş paneli ve elektrikli araç üretimindeki küresel liderliğinin dünya genelindeki enerji dönüşümüne nasıl yön verdiğini verilerle ortaya koymuştur. Prof. Dr. Alper Ateş, Kitlesel turizmin yerel ekosistemler üzerindeki tahrip edici etkilerini vurgulayarak; eko-turizm ve sorumlu seyahat modellerinin sektörün bekası için bir tercih değil, zorunluluk olduğunu ifade etmiştir.
Doğal kaynakların korunmasını, turizm ekonomisi için temel bir yatırım olarak nitelendirmiştir. Doç. Dr. Nuray Dönmez, Rusya Federasyonu'nun orman varlığının "küresel karbon yutağı" olma stratejik önemine dikkat çekmiştir. Arktik bölgesindeki ısınmanın getirdiği jeopolitik riskleri ve enerji sektöründeki yeni sürdürülebilirlik politikalarını analiz etmiştir.
Öğr. Gör. Fawzy Eid Bekhit Abdelaal, Arap coğrafyasındaki su kıtlığı ve çölleşme riskine karşı geliştirilen yenilikçi tarım projelerini ele almıştır. Körfez ülkelerinin petrol bağımlılığını azaltmaya yönelik devasa güneş enerjisi yatırımlarını ve "yeşil şehir" vizyonlarını değerlendirmiştir.” dedi.
SKA İLE UYUMLU HEDEFLER
Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) ile tam uyum içerisindeki hedeflerden bahseden Küçüksönmez, “SKA 9 (Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı): Ar-Ge odaklı yeşil sanayi dönüşümü.
SKA 12 (Sorumlu Üretim ve Tüketim): Döngüsel ekonomi ve israfın önlenmesi. SKA 13 (İklim Eylemi): Karbon nötr hedefler ve iklim mevzuatına uyum. SKA 15 (Karasal Yaşam): Biyoçeşitliliğin ve doğal habitatın korunması. Bu amaçlar, günümüzde Türk şirketleri için yalnızca çevresel birer taahhüt değil, aynı zamanda uluslararası pazarlara erişim ve sermayeye ulaşım için birer ön koşuldur.
Bu stratejik temeller ışığında, projenin ilk ayağı olan lansman ve akademik oturumlar, konunun teorik, hukuki ve etik zeminini oluşturmuştur. Programın sonunda, projeye değerli akademik katkılarını sunan konuşmacı hocalarımıza, üniversite-özel sektör-toplum iş birliğinin geliştirilmesine sundukları desteklerin nişanesi olarak bir plaket töreni düzenlenmiştir. Topluluk akademik danışmanımız tarafından takdim edilen plaketler, projenin akademik derinliğinin ve kurumsal sahiplenilmesinin önemli bir göstergesi olmuştur.
Ayrıca lansman katılımcılarına, etkinliğe göstermiş oldukları ilgi ve katkılarından dolayı teşekkür belgeleri iletilmiştir. Lansman süreci öncesinde tüm paydaşlara resmi davetiyeler gönderilmiş ve etkinlik program akışı da katılımcılarla önceden paylaşılmıştır. Bu sayede organizasyonun planlı, şeffaf ve katılımcı odaklı bir şekilde yürütülmesi sağlanmıştır. Lansman sonrası programın ikinci adımı olarak, 13 Nisan 2026'da Selçuk Üniversitesi Müze Binası’nda vaka analizi atölyesi düzenlenmiştir.
Bu oturumda odak noktası, şirketlerin sorumlu olduğu yerel ve küresel hukuk kurallarının tespit edilmesidir. Şirketlerin yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirebilmesi için doğru bilgi kaynağına ulaşmanın hayati önemi üzerinde durulmuş ve katılımcılarla birlikte güncel düzenlemelere erişim yolları uygulamalı olarak incelenmiştir. Ardından, Avrupa İklim Kanunu’nun (European Climate Law) küresel ticaret üzerindeki etkileri ve getirdiği yeni yükümlülükler incelenmiştir.
Analiz kapsamında; sistemin hukuki yapısından mali yaptırımlarına, sertifika gerekliliklerinden çifte vergilendirmeyi önleyen mekanizmalara kadar geniş bir yelpazede değerlendirmeler yapılmıştır.
Özellikle Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması başlığı altında gerçekleştirilen ayrıntılı incelemelerle, uluslararası ticaretin yeni 'yeşil' kuralları ve bu kurallara uyumun stratejik önemi katılımcılarla paylaşılmıştır.
Analiz süreci, yerel mevzuatımızdaki en güncel gelişme olan 7552 sayılı İklim Kanunu ve bu kanunla hayata geçirilen Emisyon Ticaret Sistemi ile devam etmiştir. Avrupa İklim Kanunu’ndaki temel prensiplerin yerel hukukumuza yansımaları; sistemin kapsamı, ürün grupları, mali sorumluluklar ve yaptırımlar çerçevesinde ele alınmıştır. Oturumun merkezinde yer alan Emisyon Ticaret Sistemi incelemeleriyle, katılımcıların Türkiye’nin yeni iklim rejimi konusundaki yetkinliklerinin artırılması hedeflenmiştir.” şeklinde konuştu.
AMAÇ TEORİK BİLGİYİ PRATİĞE DÖNÜŞTÜRMEK
“Çalıştay programının final aşamasında, teorik birikimin pratiğe dönüştürülmesi amacıyla gerçek sektör verilerinden türetilen uygulamalı vaka analizleri gerçekleştirilmiştir.”diyen Küçüksönmez konuşmasına şu şekilde devam etti; “Bu kapsamda hem Avrupa İklim Kanunu (European Climate Law) hem de 7552 sayılı İklim Kanunu eş zamanlı olarak kullanılarak; ürünlerin sisteme dahil olma durumları, raporlama prosedürleri ve mali yükümlülükler simüle edilmiştir. Olası hukuka aykırılık senaryoları üzerinden yürütülen yaptırım analizleri ile katılımcıların, mevzuatı gerçek ticari olaylara uygulama ve risk yönetimi becerileri pekiştirilmiştir. Vaka çalışması sürecinde, katılım sağlayacak katılımcılara önceden bilgilendirme yapılmıştır ve süreçleri titizlikle yürütülmüştür.
Programın verimli ve planlı bir şekilde ilerleyebilmesi adına, vaka çalışmasına ilişkin detaylı etkinlik akışı katılımcılarla önceden paylaşılmıştır. Bu sayede sürecin daha koordineli, şeffaf ve katılımcı odaklı bir şekilde yürütülmesi sağlanmıştır. 24 Nisan 2026 tarihinde Selçuk Üniversitesi Müze Binası’nda gerçekleştirilen kapanış oturumunda; lansman ve atölye çalışmalarından elde edilen veriler analiz edilerek projenin nihai çıktıları raporlanmıştır.
Bu süreçte, Türk şirketlerinin küresel yeşil dönüşüm sürecinde karşılaşabileceği temel sorunlar tespit edilmiş ve çözüm odaklı şu politika önerileri geliştirilmiştir: Ülkemizde şirketlerin sürdürülebilirlik dönüşümüne rehberlik edecek yetişmiş uzman eksikliği gözlemlenmiştir. Bu açığın kapatılması adına, akademik ve uygulamalı projeler aracılığıyla sektörel insan kaynağının yetiştirilmesi stratejik bir öncelik olarak belirlenmiştir.
Mevcut yasal düzenlemelerdeki yaptırımların, şirketleri tam uyuma teşvik etme noktasında yetersiz kalabildiği tespit edilmiştir. Cezai müeyyidelerin caydırıcılığının artırılmasının yanı sıra, şeffaflık ilkesi gereği yükümlülüklerini yerine getirmeyen kuruluşların kamuoyuna ilan edilmesi (teşhir mekanizması) önerilmektedir.
Sürdürülebilirlik bilincinin toplumsal bir kültüre dönüşmesi için ortaöğretim ve yükseköğretim müfredatlarına bu alanda tematik derslerin eklenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Sürdürülebilirliğin disiplinler arası doğası gereği; hukukçu, mühendis, ekonomist ve çevrebilimcilerin ortak katılımıyla hazırlanmış, bütüncül eylem planlarına ve teknik hukuki düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu proje, elde edilen veriler ışığında bir başlangıç noktası olarak kabul edilmiştir.
Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik daha spesifik ve sektörel odaklı yeni projelerin hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır. Kapanış programı kapsamında da benzer bir organizasyon yaklaşımı benimsenmiş; katılımcılara programın içeriğine dair detaylı akış planı paylaşılmıştır. Bu uygulama ile kapanış etkinliğinin düzenli, etkili ve yüksek katılımcı memnuniyeti sağlayacak şekilde gerçekleştirilmesine katkı sunulmuştur.
Projenin tüm aşamaları (Lansman, Atölye Çalışmaları, Kapanış Oturumu ve röportajlar) kayıt altına alınmış olup; her faaliyet gününe özel hazırlanan video klipler, projenin resmi Instagram hesabı (@ugckselcukuni) üzerinden kamuoyuyla paylaşılmıştır.
Bu paylaşımlar aracılığıyla proje çıktılarının sadece fiziksel katılımcılarla sınırlı kalmaması, dijital mecralar üzerinden daha geniş bir gençlik kitlesine ve sektörel paydaşlara ulaştırılması ve sürdürülebilirlik kültürünün sosyal medyada görünür kılınması sağlanmıştır.” Konuşmasının sonunda Küçüksönmez, projenin öğrenci girişimi olarak, Türkiye’de bir ilk niteliği taşıdığını, projenin tüm yazım, koordinasyon ve raporlama sürecinin kendilerini tarafından tamamlandığını vurguladı.



