'Ne geçmişe üzül, ne gelecekten kork!'
'Ne geçmişe üzül, ne gelecekten kork!' - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi
Geçmiş bir çoğumuz için iyi hatıralarla dolu olmayabilir. Geçmişi kendine tabu haline getirenler olabilir, geçmişten beri süregelen karın ağrıları, baş ağrıları, takıntılar, bir çuval dolusu ağır mı ağır sıkıntılar bugünlere taşınmaya çalışılabilir!
Geçmişle yaşamak geleceğe bakamamaktır aslında!
Geçmişten bugüne iyi hatıralar, iyi dostluklar, candan arkadaşlıklar taşınabilmelidir.
İnsanı yoran, üzen, kahreden, açmazlara düşüren, dibe vurmasına neden olan her ne varsa dünde bırakılıp bugüne gelinmelidir.
Yeni bir sayfa açmak, herşeye sıfırdan yeniden başlamak, yeni başlangıçları milat kabul etmek gibi ifadeler, dünle yaşamayı noktalamak olarak söylenegelmiştir.
Geçmiş takıntısında olanların en çarpıcı savunmaları,
"geçmişimi yok sayamam, geçmişimden kopamam, geçmişimle olan bağlarımı koparamam"
şeklindeki cümlelerdir.
Geçmişinden bugüne;
Kin taşıyan!
Öfke taşıyan!
Nefret taşıyan!
Hasetlik-fesatlık ve kıskançlık taşıyanlar için bugün o duyguların yeni versiyonlarından başka bir şey yoktur!
Geçmişe üzülenler, yananlar işte bu duygularının esiri olduklarından dolayı gelecekten yani yarınlardan endişe etmişlerdir.
Endişe ve korku silahı, dünya var olduğundan buyana tepe tepe kullanılmıştır.
Hemen bir çok konuda, sert ikazlarla, şüphe uyandıran, ürküten, karamsarlık rüzgarları estiren, kalpleri vesveselerle dolduran cümleler, örnekler verilmiştir.
Bize güvenmezseniz, bize inanmazsanız, şöyle olursunuz, böyle olursunuz, batarsınız, yanarsınız gibi ürpertici ifadeler, halk nezdinde , halk tabanında zaman zaman derin yankılar uyandırmış, korku ve endişe yaratmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürmüş, onlarda gemilerini değil denizde, havada ve karada da yüzdürmüşler, yürütmüşler ve uçurmuşlardan olmuşlardır!
Ömür denen kısa an, geçmişle gelecek arasında ki ince bir çizgiden ibarettir.
Kulum benden umut kesme diyen Rabbimizi dinlemeyizde, korku salanları, nifak saçanları, kafa karıştıranları, zihinleri bulandıranları, panik havası estirenleri el üstünde gezdirir, adam doğru söylüyor diye, ona verilen destekçi sayısını artırırız bilerek yada bilmeyerek!
Günümüzün en dikkat çekici ve en etkileyici endişesi, yarın endişesidir. Aç kalırsın, işsiz kalırsın gibi endişe yüklü söylemlerle insanları korkutanlar, bazen ima ederek, bazen açıkça bunu söylemekten çekinmediler! İnsanları açlık ve işsizlikle tehdit edenler, neredeyse rızkı verenin kendileri olduğunu söyleme cüretini dahi göstermediler mi?
Ben olmasam açtınız, bir lokma ekmeğe muhtaçtınız gibi sözleri az mı duydu insanlar!
Geleceğin ne getireceğini kim bilebilir!
Elimizde huzur gibi, hoşgörü gibi, anlayış gibi, sevgi gibi, şefkat gibi birbirinden güzel duygular ve güçler varken, neden bunlardan bir tanesini bile insanlar için kullanmayı düşünmeyiz, düşünemeyiz?
İnsanları rahatlatacak, derinden bir oh dedirtebilecek, paylaşmayı ve bölüşmeyi esas alacak, haklının hakkını teslim edecek, insanların bu dünyasını da abad edecek fiil ve davranışları yapmak yerine, neden korkulara, endişelere, hiddet ve şiddetlere başvururuz?
İnsanlığı dünden bugünlere getirmek istemeyenlerin hesapları tarih boyunca o kadar şaştı ki, hiç biri ders almadı ve alma niyetinde değil!
Oysa, kimse bu dünyada kalıcı değil!
Bozguncular, art niyetliler, bölücüler, yıkıcılar, talancılar, yalancılar gelip-geçtiler bu dünyadan. Onlaın izinden yürüyenlerlerde.
İyi anılanlar, insanlarca minnetle ve şükranla anılanlardan oldular.
Huzur getirenler oldu!
Köyün, kasabanın, ilçenin, şehrin, milletin ve devletin yüzünü güldürenler oldu yada güldürmek adına hayatı insanlara cehenneme çevirenler de.
Kimi gözyaşlarıyla nesilden nesile anıldı, kimi nefretle ve beddualarla!
Neden egolarımıza yeniliriz, sorusunun cevabını aslında bilmeyen yok! Soranında neden sorduğuna bakmak gerekir!
"Fani dünya hoştur amma, akıbeti mevt olmasa"
denmiştir! Herşey gelir geçer sevgili okurlar.
Hz. Pir,
" Ne geçmişe üzül, ne de gelecekten kork!"
diyor.
Gelecekle kim korkutuyorsa, bilin ki, esas korkan, korkutan ve korkutmaya kalkandan başkası değildir!
Bakmadan Geçme