Yalnızların Yalnız Şairi : Özdemir Asaf

Yalnızların Yalnız Şairi : Özdemir Asaf - Yeni Meram Gazetesi - Rıdvan Bülbül

Yalnızların Yalnız Şairi : Özdemir Asaf
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Baharda kışı, kışın da baharı özler insan.

Ne uzaksa onu özler.

Kavuşmak şart mı?

Boş ver!

Bazı şeyler yokken güzel.

(Özdemir Asaf)

***

Yalnızlığın, yalnızların ve acıların yalnız  şairi  şairi Özdemir Asaf  yaşama veda edeli 35 yıl oldu, şiirsel renkli izler bırakarak.

Yalnızlığı ve yalnızları ben de severim. O nedenle “Yalnızlık Duvarında Güvercinler İp Atlıyordu” yu yazmışım.  Yalnızlığa ıslık çaldırmışım dizlerimde. Tutmuş yalnızlığa “duvar”  betimlemesi yapmışım. Duvar gibi yalnızlık, dili yok konuşmaz, kulağı yok duymaz. Şiir bağlamda yalnızlık şair, roman ve öykü yazarlarının, edebiyat ve düşün adamlarının bir tür sermayesidir.

Özdemir Asaf yalnızlığı yazdığı çokça, başka şeyler de yazdı kuşkusuz kısa yazardı,  öz yazardı, kısaydı, özdü ama anlam olarak düşün olarak, yorum olarak dağlar, yollar, denizler kadardı. Az ve öze böylesi anlam yüklemek usta işiydi, O bir ustaydı...

...

■Yalnız kaldınız sanırsınız, Biliyorum. Yalnız bırakılmışsınız, Biliyorum. Ötesi yok. Ötesi var: Yalnızlık Müziğin bile seni dinlemesidir.

■ Yalnızlık İnsanın kendine mektup yazması Ve dönüp-dönüp onu okuması Yalnızlığın da ötesidir

■ Yalnızlık, yaşamda bir an, Hep yeniden başlayan. Dışından anlaşılmaz. Ya da kocaman bir yalan, Kovdukça kovalayan.. Paylaşılmaz. Bir düşün'de beni sana ayıran.

■ Mutluluk yalnız kendisini görür; Unutur bu yüzden ilkin kendisini. Yalnızlık kendi tutukluğunda özgür,

■ Mutluluğun gözü kördür, Yalnızlık sağır.

Ondandır biri tökezleyerek yürür, Öbürü uykusunda bile bağırır. Boyuna bekler dönsün diye sesini. Mutluluk alışır kendisine, ölümden beter. Borçsuzluğuyla övünür, ama kedisi doğurmaz.

■ Yalnızlığın gidecek bir yeri yoktur;

Boyuna kapısına döner, açan olmaz.

■ Mutluluğun mezarları, yalnızlığın heykeli var.. Her ikisinin de saksılarında çiçek. Biri hep başka bir renkle solar, Öbürüyse ha açtı, ha açmayacak.

■Yalnız ben biliyorsam, bu aşktır.

Hiç kimse görmüyorsa, bu yalnızlıktır.

■ Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz

---

Özdemir Asaf, 11 Haziran 1923’de Ankara’da doğdu ve 28 Ocak 1981’de İstanbul’da yaşama veda etti. Asıl adı Halit Özdemir Arun'dur. Babası Mehmet Asaf Şura-ı Devlet'in kurucularından. Babasının öldüğü yıl, 1930, Galatasaray Lisesi'nin ilk kısmına girdi. 1941 yılında 11. sınıfta, bir ek sınavla Kabataş Erkek Lisesi'ne geçip 1942 yılında mezun oldu. Hukuk Fakültesi'ne, İktisat Fakültesi'ne (3. sınıfa kadar) ve bir yıl Gazetecilik Fakültesi'ne devam etti. Bu arada Tanin ve Zaman gazetelerinde çalıştı ve çeviriler yaptı. İlk yazısı Servet-i Fünun, Uyanış dergisinde çıktı. 1951 yılında Sanat Basımevi'ni kurdu ve kitaplarını Yuvarlak Masa Yayınları adı altında yayımladı. 28 Ocak 1981'de İstanbul'da yaşama veda etti. Özdemir Asaf'ın ilk eşi Sabahat Selma Tezakın'dan Seda isimli bir kızı; ikinci eşi Yıldız Moran'dan ise Gün, Olgun ve Etkin adında üç oğlu var.

---

Özdemir Asaf’ tan Üç Anı;

■ Özdemir Asaf, hoşlandığı kadına açılmak ister; bütün güzellikleri sıralar, Türkiye için İstanbul’un, İstanbul için gecenin, gece için yürümenin, yürürken düşünmenin ne denli güzel ve önemli olduğunu anlatmaya çalışır. Fakat sözü o kadar evirip çevirmesine karşın  söyleyemez. Sonunda  “her neyse” deyip kalkarlar, artık  şiir yazılmıştır;

Türkiye’de İstanbul ne ise,

İstanbul’da gece ne ise

Gecede yürümek ne ise

Yürürken düşünmek ne ise

Seni unutamamacasına düşünmek ne ise

Unutamamanın anlamı ne ise

Seni sevmek ne ise

Saklayayım mı yok söyleyeyim derken

Birden aşka düşmek ne ise

Her neyse.”

■ “Lisede Edebiyat Hocamız İsmail

Habib Sevük idi. Heğkese şiiğ okutuğ, sığa bana gelince, atlayıp yanımdakine geçeğdi.

Biğ gün değste pağmak kaldığdım ‘Hocam’ dedim,  heğkese şiiğ okutuyoğsunuz, bana niçin okutmuyoğsunuz? İsmail Hoca, bu soğuma şu yanıtı veğdi;

“ Sen şiiğ değil, şiiğin canına okuyoğsun.”

Özdemir Asaf bunun üzerine  “Lavinia” şiirini yazar; dinletilerinde en çok okunan şiiridir. Son dörtlüğünde ‘r’ harfi yoktur ve düzgün bir biçimde okumaktadır;

“Sana gitme demeyeceğim.

Üşüyorsun ceketimi al.

Günün en güzel saatleri bunlar.

Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim.

Gene de sen bilirsin.

Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,

İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim,

Ama gitme, Lavinia.

Adını gizleyeceğim

Sen de bilme, Lavinia.”

■ Bir gün de matbaadan çıkıp Karaköy’e gitmek için bindiği taksinin şoförü sorar:

“Neğeye biğadeğ?”

. Meğer şoför de babam gibi R’leri okuyamazmış, şair utancından “Kağaköy” diyemez, “Eminönü” der. İner. Oradan Karaköy’e kadar yürür.

---

■ Onun güzelliğini herkes görüyorsa, bence o az güzeldir.

Herkes biliyorsa o bence hiç güzel değildir.

Onun güzelliğini yalnız ben görüyorsam, bu sevgidir..

Bir sürü insan,(birbirine benzemiyor).

Bir sürü gazete,(birbirine benzemiyor).

Bir sürü haber,(birbirine benziyor).

Bakıyorum, yüzün beyaz, bembeyaz,

Nedense. (Ama güzelsin).

Bir yerde bir şey unutmuşum

Bense.

Sen vapura binip gidiyorsun.

Ben (binmiyor değil), kalıyorum..

Gidiyorsun, kalıyorum (nedense).

Görmemiş oluyoruz birbirimizi.

Uyanıyorum.

Karanlığın kucağına..

(Hepsi olduğu gibi),

Bunları yazıyorum;

Sıcağı-sıcağına.

Bakmadan Geçme