Ya Gazi Ol Ya Da Şehit!

Ya Gazi Ol Ya Da Şehit! - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi

Ya Gazi Ol Ya Da Şehit!
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Yâre nişandır tenine erlerin,

Mevt ise son rütbesidir askerin;

Altı da bir, üstü de birdir yerin

Arş yiğitler, vatan imdadına.

(Namık Kemal)

***

Terör belası can/ canlar olamaya devam ediyor. Evlere yine ateş düşüyor, yine anneler, babalar, kardeşler, herkes ağlıyor.

Terör belası,  2. kez yüreğimizin ortası Başkent Ankara’da dişlerini gösterdi.

Her metrekaresi şehit kanlarıyla sulanmış cennet vatanımızın bekçisiniz, sonsuza değin bu böyle devam edecektir. Emparyalist güçler ve içerdeki hain işbirlikçileri şunu iyi bilsinler ki, bu vatanı bölemeyecek, Ulusal bilinç ve direncimizin bütünlüğünde boğulacaklardır.

...

Şehit kavramının çoğulu “şüheda”dır.

Şehit: Kutsal bir ülkü ve inanç, özellikle yurt için savaşırken ölen kimsedir. Şehit olmak:  Yurdu, ülküsü ya da inancı uğruna savaşırken ölmektir. Şehit etmek: Yurdu, inancı ya da ülküsü için savaşan birini öldürmek. Şehitlik (şahadet): Yüksek bir ülkü yolunda ölme, şehit olma. Şahadet etmek: Tanık olduğu olayla ilgili gördüklerini, bildiklerini söylemektir.

---

Kimin malının yanına gasbetmek ya da  çalmak için gidilir, bu amaçla mal sahibiyle tartışılır ve mal sahibi öldürülürse, o kimse şehit olu. Kimin malı zulüm yoluyla elinden alınmak istenir ve bu yolda öldürülürse, o kimse şehittir. (Hz. Muhammed)

Cennete giren hiç kimse dünyaya geri dönmek istemez, yeryüzünde olan her şey orada vardır. Ancak şehit böyle değil. O, mazhar olduğu ikramlar sebebiyle yeryüzüne dönüp on kere şehit olmayı temenni eder.

(Hz. Muhammed

Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Aksine onlar diridirler ancak siz fark edemiyorsunuz. (Bakara, 2/154)

Dünya yaşamını ahiret karşılığında satanlar, Allah yolunda çarpışsınlar. Kim Allah yolunda çarpışır sonra öldürülür ya da üstün gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz. (Nisa, 4/74)

Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Onlar diri olup en yüce kattadırlar. Allahın kendilerine vermiş olduklarıyla sevinç içindedirler ve arkalarından henüz onlara kavuşmamış olanları, kendilerine bir korku olmayacağı ve üzülmeyecekleri üzere müjdelerler.  (Ali İmran, 3/169-170)

Eğer Allah yolunda öldürülürseniz ya da ölürseniz, Allah’ın size lütfedeceği mağfiret  onların biriktirdiklerinden hayırlıdır. Ölseniz de öldürülseniz de Allah’ın  huzurunda

toplanacaksınız. ( 3/157-158)

Kim hasta halde ölürse şehit olarak ölmüştür ve kabir azabından korunmuştur, sabah-akşam cennetten rızıklandırılır.

Allahü teâlâdan, ihlâsla şehitlik isteyen, yatağında ölse de şehit olur. (Müslim)

Şehid, ölüm acısı duymaz.  (Beyhekim)

----

Hz. İbnu Ömer anlatıyor:

“Resulullah, Hz. Ömer’in üzerinde beyaz bir gömlek görünce sordu;

- Bu elbisen yıkandı mı, yeni mi?”

Hz. Ömer, yanıt verdi;

- Hayır! Yeni değil yıkanmıştır!”

Aleyhissalatu vesselam buyurdu ki;

-Yeniyi giyesin, hamdedici yaşayasın ve şehit olarak ölesin!

---

Senindir devr-i devlet hükmünü dünyaya infâz et

Hüdâ ikbâlini hıfzeylesin hür türlü âfetten

Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar

Uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten

(Namık kemal)

---

Hz. Mevlana’ya ders sırasında sordular;

“Şehitler ölüm acısı duyar mı?”

“ Suçsuz Müslümanları, kadınları ve çocukları öldürürlerse öldürülen insanlar şehit olur ve öldürülürken yapılan işkencelerin acısını duymazlar.”

Bunu duyanlar hayretler içinde sordular;

“Hiç mi duymazlar efendim?”

“ Hiç duymazlar, ölürken kabirde ihsan edilecek olan cennet nimetlerini görerek çok sevinir ve neşelenirler.

---

Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;

Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;

Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın. Heyhât! Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât.

Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber,

Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.

Çanakkale şehitleri- Mehmet Akif Ersoy)

---

Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’daki varlığına son vermek isteyen Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ, Rusya’nın aracılığıyla aralarında anlaşarak, Türkleri Balkanlar’dan atmak istiyorlardı. İşte o günlerde (1913) yazılan ve Bulgarların Müslüman Türklere yaptıkları zulümleri anlatan “Türkiye Uyan” adlı kitaptaki bir çavuşun subayına yazdığı “Kıssa ve hisseli “ mektuptan kimi satırbaşları;

“Zabit efendi! Güçlü düşman müfrezelerinin Gümülcine’ye indiğini, bir kısım askerimizin  çekildiğini kiminin de esir edildiğini işittim! Geçen gün dört erle bana teslim ettiğiniz Kuru Orman sırtındaki mühimmat deposunu hâlen muhafaza ediyorum. Gümülcine’yi işgal eden düşman buraya gelecek Devlet ve milletimin fedakârlıklarla burada yığdığı bu cephaneyi, sapasağlam düşmana teslim edecek değilim! Buna ne askerlik vazifem, ne de vatan sevgim müsaade eder.  Burayı havaya uçuracağım! Binlerce liranın yok olmasına üzülüyorum.

Havaya uçurdum. Sonra ne olacağım?  Esir, değil mi? Biz  esir olmak için mi geldik? Milletin paralarını, devletin namusunu esaretle ödemek için mi asker olduk? Ben bu zilleti kabul edemem. Dün bizim idaremiz altında rahat yaşayan bu vahşî çobanların eline esir düşmek! Yâ Rabbî! Bu ne müthiş zillet! Bu esirlik zilletine düşmektense bin defa ölmeyi yeğlerim. O hâlde ne yapmalıyım? Ben bu cephane deposunun içine saklanacağım. Burayı teslim almaya gelen Bulgarlar, iyice toplanıncaya kadar saklanacak cephaneyi havaya uçuracağım. Memleketimde bulunan ana- babama, hanım- çocuklarıma selâmımı yazınız. Onlar seferberlik ilân edildiği zaman Subaşı’nda, değirmen kenarında uğurladılar. Bana; “Haydi oğul haydi git! Ya gâzi ol, ya şehit!” demişlerdi. Cenâb-ı Hak şehit olmayı nasip ediyor! Şehit olduğumu bildirin...”

Dost ve düşman şunu iyi bilsin ki, her Türk  kadın- erkek  bu kahraman çavuş gibidir!

---

Vatan senden hayat umar,

Sen yaşarsan o canlanır.

Vatan için ölmek de var,

Fakat borcun yaşamaktı

(Tevfik Fikret)

Bakmadan Geçme