Toplum içinde birey
Toplum içinde birey - Mustafa Afşin - Yeni Meram Gazetesi
İnsanoğlu yaradılışı gereği sosyal bir varlıktır ve dâhil olduğu toplumun değer yargıları çerçevesinde karakteri de şekillenir. İnsanın nerede doğacağını tayin etmesi mümkün olmamasından dolayı kendini bulduğu toplumun özelliklerine uyum göstermek onun o toplum içerisinde kabul görmesini sağlar. Zaman içerisinde kendi bilinç ve imkâna sahip olduğunda tercihleri çerçevesinde bulunduğu toplumu değiştirme özgürlüğüne sahip olduğumuzu düşünsek de genelde bu değişimin sancılarına katlanmak yerine uyum sağlamak için çabalamak daha güvenilir bir tercih olarak gözükmektedir.
İnsan toplum olmadan kişiliğini bulamaz. Ona kişiliğini kazandıran toplumdur. Toplum içine doğan çocuk daha ilk günden itibaren bu savaşın içine girmiş durumdadır ve savaşını vermek için çalışır. Devamlı olarak etkileşim içindedir. Konuşmasa bile onun etkileşimi devam eder. İşte bu etkileşim sonucunda konuşmayı öğrenir. Sade konuşmada değil, toplum içinde nasıl davranması konusunda bulunduğu toplumun ananeleri çerçevesinde eğitilir ve o kalıpların içinde kişiliğini geliştirmeye çalışır. Öyle ilginç bir alışverişe girer ki bir taraftan topluma uymaya çalışır, diğer taraftan da kişiliğini geliştirirken karşılaştığı kısıtlama veya başıboş kalma sonucu topluma karşı tepkiler oluşturur. Bu tepkiler sonucu da toplum için, bulunduğu duruma göre, ya faydalı ya da zararlı eylemler de bulunur. Bu bir yerde etki tepki kanuna paralel giden bir olaydır. O nedenle toplumun en küçük birimi aile de kişiliği oluşan çocuğun sonraki gelişmeleri okulda arkadaşları ve öğretmeni ile sürdürdüğü ilişkiye paralel devam eder. Daha ileri ki yıllarda bu iş yerindeki arkadaşlarına bağlı olarak gelişir ve bu durum kendine bir aile kurması ile devam eder ve artık bu zincir sürekliliğini götürür. Kişiler kendilerini toplum içinde geliştirdikleri gibi toplumun bir parçası olarak toplumdaki diğer bireyleri de etkilemektedirler. Bu etkileşim hiçbir zaman tek taraflı değildir. Hep iki taraflı olmuştur. Önemli olan gerçekleri en kısa zamanda fark edip bu gerçekler doğrultusunda kişiliğini oluşturmak ve kötü etkileşimlere mahal vermemektir. Aynı zamanda, gerçekleri bilen bir kişi olarak toplumdaki diğer bireyleri de bu yolda eğiterek gerçekler doğrultusunda doğru yolu göstermek ve onların bu yolda ilerlemelerine yardımcı olmaktır.
Toplumsal değer yargıları her ne kadar kişiyi sınırlayıcı gibi gözüküyor olsa da yine de aslında içerisinde geniş bir özgürlük de sunar. Ancak bu özgürlük başka bir kişinin özgürlük alanları ile çakışmamalı ve kısıtlayıcı hale gelmemelidir. Toplumun dışında hareket etmek eğer ki kişiye kendini sınırlayıcı bir durum olarak hissedilmedikçe hem toplum hem de birey için sulh halinde gerçekleşebilir.
Bireyin toplum içerisinde kendilerini gerçekleştirirken başkalarının görüşlerine tamamen uyum içerisinde olması doğru bir yaklaşım olarak da görülmemelidir. Kişisel beklenti ve düşüncelerin muhakkak yansıtılması hem o bireyin kendini hem de toplumsal gelişimi etkileyici ana faktörlerden biridir. Toplumsal olarak gelişmede düşünce farklılıkları ilerlemeyi daima olumlu yönde etkiler. Şu an da toplumsal olarak kabul edilen gerçekler bireyin düşünceleri çerçevesinde genel kabul gördüğünde zamanla toplumsal değer haline gelmektedir.
Bireylerin kişisel, fiziksel özellikleri toplum içinde kendini farklı görmesine sebebiyet vermeden katma değer olarak eklendiğinde bu hem bireysel tatmin hem de toplumsal katkı açısından verimli ve olgun bir etkileşim olarak kendini ortaya koyacaktır. Bu konuda toplumun da zaman içerisinde daha esnek bir hale gelmesi ve çeşitliliğe müsaade etmesi nihayetinde tümden değişime sebebiyet vermesi mümkün olacaktır. Her ne kadar bireysel olarak toplumun değişimine katkı olmayacağı düşünülse de aslında her birey o toplumun kendisini oluşturduğunu daima bilmeliyiz.
Mutlu günler.
Bakmadan Geçme