Siyasetçinin İki Gömleği

Siyasetçinin İki Gömleği - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi

Siyasetçinin İki Gömleği
TAKİP ET Google News ile Takip Et

■ Siyasetçi olmak isteyen önce öfkesine hâkim olmalıdır.

(

G. L. Bon)

***

Siyaset, güllük gülistanlık değildir, zorluk ve riskleri de vardır.  Dün öyleydi, bugün de öyle, kuşkusuz yarın da aynı olacaktır. Buna “siyasetin yazgısı” demek de doğruyu dile getirir. Bir beyaz kefenle yetinmek  “beş kuruşsuz ölmek”  namus ölçütü oldu;

"Birisi

için

'Beş

kuruşsuz

öldü'

denince

üzülmüyorum.

Harika

bir

zamanlama

tutturduğunu

düşünüyorum

çünkü.."

Babamdan bize miras kalan neydi;

" Öldüğümde cebimde beş kuruş bulursanız üzülün, -Babam bunu harcayamadan gitti-  diye. Yaşamınızı benden size kalacakları düşünerek kurmayın.”

Babam, çok zengin bir ailenin tek oğluydu. Onu değil nerdeyse tüm köyü geçindirecek mal ve mülk sahibiydi. Babaannemin okula gönderdiği harçlıkları geri çevirmiş, askeri okulun verdiği birkaç kuruş haftalıkla yaşama atılmıştı. Onun öğretisi buydu;

"Ben elimi sürmedim o mallara. Yok saydım, siz de öyle sayacaksınız.

Kendi

yaşamınızı

kendiniz

kazanacaksınız

"

Bu anekdot tarihsel ders niteliğindedir, kıssadan hissedir aynı zamanda. Siyaset dünyası, güllük gülistanlık olmadığı gibi  sütliman da değildir; çile dolu yoldur. Kimi z koşullarda, uzun, engebeli ve dikenlidir.

Suikast iddialarına karşı Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan Başbakan iken demişti;

“Siyasiler bayramlığı ve kefeni ile dolaşır. Allah’ın verdiği canı onun müsaadesi olmadan kimse alamaz.”

Buna koşut merhum Turgut Özal, ANAP Büyük Kongresinde suikast girişiminden bir kaç dakika sonra konuşmuştu;

Allahın verdiği canı sadece O,  alır.”

Özal, bir başka şey daha söylemişti;

“Siyasetçinin iki gömleği vardır, biri bayramlık, biri idamlıktır.”

Tansu Çiller, Başbakanlığı döneminde ölüm tehditleri alması üzerine aynı görüşte açıklamalarda bulunmuştu. Siyaset risk dolu uğraştır, halk deyimiyle siyasal aktörler  “kelle koltukta” dolaşırlar.

Benzer olaylar,  çoğu ulusların tarihinde kara sayfalar olarak kuşaktan kuşağa aktarılmaktadır. Örneğin, uygarlığın ve çağdaşlığın merkezi gösterilen ABD’de Abraham Lincoln, tiyatro seyrederken, Gamaliel Harding bir otel odasında zehirli böceğin sokması ve John Fitzgerald Kennedy’ de Dallas’ta uzaktan dürbünlü tüfekle vurulmuştur. Ronald Reagan suikast girişiminden yaralı  kurtulmuş, İtalyan Başbakanı Aldo Moro.  Kızıl Tugaylar tarafından öldürülmüştür.

Geçmişte DP İktidarının Başbakanı Adnan Menderes ile Bakanlardan Fatih Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan Yassıada Mahkemeleri kararıyla darağacına çıkarılmadılar mı? Geride gözü yaşlı eş ve çocuklar , toplumsal sıkıntılar, buruk acılar bırakarak gittiler;  yazık oldu, tarihe kara bir sayfa olarak geçti.

Ölüm cezaları geçen süreçte koşulların değişmesiyle ”haksız ve ağır bir ceza” olarak tartışıldı. İnsanların, mevkileri fikir, düşünce ve icraatları dolayısıyla  “ölüm cezalarına” çarptırılmaları, çağdaşlıkla çelişmektedir.

Sokullu Mehmet Paşa, “meczup” bir kişi tarafından hançerlenerek öldürüldü cinayetin dış güçlerce planlandığı daha sonra ortaya çıktı.  Çandarlı Halil Paşa, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ve Maliye Nazırı Cavid Beye de idam cezası verildi.  Osmanlı devletinde, kimi Padişahlar tahttan zorla indirildi, çoğu  öldürüldü. Genç Osman ile Abdülaziz’in  öldürülmesi romanlara konu oluşturdu.

İslam Tarihine baktığımızda benzer kanlı olaylarla karşı karşıya geliriz. Örneğin, dört Büyük Halife’den Hazreti Ebu Bekir dışında diğerlerinin tümü katledildi!  M. Gandhi’nin sözlerini anımsatmak isteriz. “Sevgi insanlığın, şiddet hayvanlığın yasasıdır.  Sevginin olduğu yerde hayat vardır.  Sıkılmış yumruklarla el sıkışamazsınız.”

Ve... barış adına, demokrasi adına, hukuk devleti dahası insanlık adına siyasetçileri  bayramlık gömlekleriyle görmek dileğiyle.

Ben ölünce bir elimi tabutumun dışına atın. İnsanlar görsünler ki, padişah olan Kanuni bile bu dünyadan eli boş gitmiştir.

(Kanuni Sultan Süleyman)

Bakmadan Geçme