Şiirle Yolculuk ve Elhan-ı Şita

Şiirle Yolculuk ve Elhan-ı Şita
TAKİP ET Google News ile Takip Et

■ Ayrılık her şiir-muhabbetin son mısraıdır.”

(

Cenap Şahabettin)

Bazen tek bir mısra bir ülkeyi tanımaya yeter. (R.Horne)

***

Diz boyu kar...

Gökyüzünün yeryüzüne armağan ettiği çiçekler bunlar, beyazın, bembeyazın şaha kalkışıdır. Bu kartpostal manzara karşısında ne yapılır?  Yurt ve dünya sorunlarından bir süre için soyutlanır, Cenap Şahabettin’in sanatsal abidesi “Elhan-ı Şita” adlı nefis şiiri okunur. Kendinizi kar tanelerine kaptırır gidersiniz, bembeyaz; hile yok, ayrışma yok, kargaşa yok

■ Günümüz Türkçesinde "kar tanelerinin ezgisi" ya da" kış ezgileri"  değerlendirmesi yapmak doğru yaklaşımdır. Sembolist şiir anlayışının müziği ön plana çıkarma özelliğine gösterilebilecek en güzel örneklerden biri.

“Cenap Şahabettin,  karın yağışıyla name arasında müzikal bir ilgi kurmuş. Edebiyat Dünyamızda sevet-i fünuncular genelde her şeyi müzikaliteyle eşleştirmeyi yeğlemekteler. Karın yağışında bir müzikalite bir ritm var ve bunları dizleri yüreğinize dek götürdüğünüzde tatmak ve okumak gelinecek en görkemli duraklardan birini oluşturmaktadır.

Kar'ın yağışındaki 'müziği' aruz vezniyle ifade eden Edebiyatımızın başarılı şiirlerinden  Elhan-ı Şita’yı yüreğimizle okuyalım;

■ Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş

Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar    Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar.

Ey kulûbün sürûd-i şeydâsu

Ey kebûterlerin neşideleri

O baharın bu işte ferdâsı

Kapladı bir derin sükûta yeri

Karlar

Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar.

Ey uçarken düşüp ölen kelebek

Bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek

Gibi kar

Seni solgun hadîkalarda arar.

Sen açarken çiçekler üstünde    Ufacık bir çiçekli yelpâze    Nâ'şun üstünde şimdi ey mürde    Başladı parça parça pervâze    Karlar    Ki semâdan düşer düşer ağlar!    Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar;    Küçücük, ser-sefîd baykuşlar    Gibi kar    Sizi dallarda, lânelerde arar.

Gittiniz, gittiniz siz ey mürgân

Şimdi boş kaldı serteser yuvalar;

Yuvalarda - yetîm-i bî-efgân! -

Son kalan mâi tüyleri kovalar

Karlar

Ki havada uçar uçar ağlar.

Destinde ey semâ-yı şitâ tûde tûdedir    Berk-i semen, cenâh-ı kebûter, sehâb-ı ter...         Dök ey semâ - revân-ı tabiat gunûdedir    Hâk-i siyâhın üstüne sâfî şükûfeler!    Her şahsâr şimdi - ne yaprak, ne bir çiçek!

Bir tûde-i zılâl ü siyeh-reng ü nâ-ümid...

Ey dest-i âsmân-ı şitâ,durma, durma, çek.

Her şâhsârın üstüne bir sütre-i sefîd!

Göklerden emeller gibi rizan oluyor kar

Her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar

Bir bâd-ı hamûşun per-i sâfında uyuklar

Tarzında durur bir aralık sonra uçarlar

Soldan sağa, sağdan sola lerzân ü girîzân    Gâh uçmada tüyler gibi, gâh olmada rîzân    Karlar, bütün elhânı mezâmîr-i sükûtun   Karlar, bütün ezhârı riyâz-ı melekûtun.    Dök kâk-i siyâh üstüne, ey dest-i semâ dök.    Ey dest-i semâ, dest-i kerem, dest-i şitâ dök:    Ezhâr-ı bahârın yerine berf-i sefîdi;    Elhân-ı tuyûrun yerine samt-ı ümîdi.”

Bir damla:

■ Şiirle insan ruhu arasında çok eski bir arkadaşlık vardır. Bu yüzden sevinçli ve hüzünlü zamanlarında daima insanların yanında olurlar

. (France

)

■ Şiir öyle bir orkestradır ki, bütün doğanın ve insanların sesini yansıtırlar.

(Hugo)

Bakmadan Geçme