Öğretmen - Bilim - Cehalet

Öğretmen - Bilim - Cehalet - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi

Öğretmen - Bilim - Cehalet
TAKİP ET Google News ile Takip Et

■ Dünyanın her yerinde öğretmenler toplumun en özverili ve en saygıdeğer öğeleridir

.

■ Unutmayınız ki Cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.

(Atatürk)

***

Hz. Peygamber bir hadisinde buyuruyor ki;

■  “ Allah beni bir öğretmen olarak göndermiş bulunuyor.”

Okumak, kadın ve erkek her Müslüman’a

farzdır.

(Hz. Muhammed)

---

Hz. Ali bir doğruyu öz olarak dile getiriyor:

Öğretmenlik Tanrı mesleğidir!

İslam’ın ilk emri

“oku”

dur.

İslâm’a değişik açılardan yaklaşıldığında temelinde hep bilim ve irfan bulunduğu  görülüyor. Öğrenmeye, öğretmeye, incelemeye ve araştırmaya önem verilmiştir.

Hz. Peygamber’e gelen ilk vahiy ile okumak emredilmiş ve insanın bilmediğini öğrenirken yararlandığı kalemden söz edilmiştir;

“ Kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.”

Bu ayetlerde, okumak ve bilimin dinde ve insan yaşamında ne kadar önemli olduğunu, ortaya koymaktadır.

Hz. Peygamber, okuma etkinliklerine ya da herhangi bir işe başlanırken kendi adını değil, Rabbin adının anılmasını, O’ndan yardım dilemesini buyurmuştur. Cenabı Hak, ayrıca Hz. Peygamber’e bilim dışında herhangi şeyi kendisine artırması için duada bulunmasını emretmemiştir. Çünkü okumak sayesinde elde edilen bilim bitmek tükenmek bilmeyen bir hazinedir. İlim, yalnızca sahibine değil, başka insanlara, hatta diğer canlılara da yarar sağlar.

---

Hz. Peygamber, hadislerinde bilimi ve bilim sahibini övmüş, Müslümanları öğrenmeye, okumaya özendirmiştir.

Yalnız iki kimseye gıpta edilir

:

Birincisi

: Allah’ın kendisine ihsan ettiği malı hak yolunda harcayıp tüketen kimsedir.

İkincisi:

Allah’ın kendisine verdiği bilimle yerli yerince hükmeden ve onu başkalarına da öğreten kimsedir.

Beşikten mezara kadar ilim isteyiniz.

(Hz. Muhammed)

■ İlim servetten üstündür. Çünkü sen serveti korursun, ilim ise seni korur.

(Hz. Ali)

İlmi ile amel etmeyen kimse, üzerine kitap yüklenmiş hayvandan başka bir şey değildir

(Sadi)

---

Kim bilim öğrenmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır. Bilim öğrenmek için yola çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır. Bir kimse, bilim elde etmek arzusuyla bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır. Melekler yaptığından hoşnut oldukları için ilim öğrenmek isteyen kimsenin üzerine kanatlarını gererler. Göklerde ve yerde bulunanlar, hatta suyun içindeki balıklar bile bilge kişiye Allah’tan mağfiret dilerler.

Peygamberler altın ve gümüşü miras bırakmazlar; sadece bilimi miras bırakırlar. Mirası alan kimse nasip ve kısmet almış olur

Asıl yetimler anadan babadan değil,  bilim ve ahlaktan yoksul olanlardır. (

Hz. Ali)

■ İlim harcandıkça artar, mal harcandıkça azalır.(

Hz. Ali)

---

Kendisini eğitim ordusuna adamış, idealist öğretmenlerinden biri Üsküdar'a geçmek için, Beşiktaş'tan sandala binmiş. Sandalcı akıntıları geçmek için sıkça ayağa kalkıp karşısında oturan öğretmen soruyormuş;

- Sen çarpım cetvelini biliyor musun?

Kan ter içinde sandalcı yanıt veriyormuş;

- Bilmiyorum!

Öğretmen sormaya devam ediyormuş;

- Öyleyse, yaşamının 3'te 1'ini kaybettin. Peki, coğrafya biliyor musun?

Sandalcı yine olumsuz yanıt veriyormuş;

- Bilmiyorum!

-  Öyleyse,  hayatının 3'te 1'ini daha kaybettin. Peki, tarih biliyor musun?

Yanıtın içeriğinde değişiklik yok;

- Bilmiyorum!

O sırada geçen iki vapurun da dalgalarını yiyince, sandal devrilmiş, sandalcı çırpınmaya başlayan öğretmene sormuş;

- Hey hemşerim, yüzme biliyor musun?

Öğretmenden boğuk bir ses çıkmış;

- Bilmiyorum.

- Öyleyse yaşamının tümünü kaybettin!

---

Kur’an-ı Kerim’e göre, her türlü kötülüğün, batıl inanç ve sapık düşüncelerin, hatta şirk ve küfrün gerçek sebebi bilgisizlik ve cehalettir. Bu yüzden İslam’dan önceki karanlık döneme  “Cehalet Dönemi” denilmiştir. Okumak, bilim tahsil etmek ise; küfrü, sapıklık ve karanlığı yırtan, gerçek yolunu aydınlatan bir nurdur.

Sohbet-i bâ nâdan, alâmet-i nâdânist.

Cahillerle sohbet cahillik alâmetidir.

(

Sadi)

Başka deyişle de

“Sohbet-i Cânan'ın olmadığı yerde sohbet-i nâdan vardır.

Okçuzade Muhammed Şahi, cahilin sinesinde marifet nurunun bulunmayacağına vurgulamış  kalbinin de cahil kaldığını dile getirmiştir;

“Dîl-i câhilde olmaz nûr-i irfan,

Ki nâdanın olur kalbi de nâdan.”

Ziya Paşa, olaya hoşgörülü yaklaşmaktadır;

“Korkma nadandan ateş olsa yandırmaz seni,

Müstakim ol Hazret-i Allah utandırmaz seni.”

Hz Abdülkadir Geylani’nin  çağlar ötesinden yansıyan öğüdüne kulak verelim;

“Ey oğul!

Kötü ve cahil kişilerle arkadaşlık etme! Kötü kişilerle arkadaşlık etmen, seni iyi kişiler hakkında kötü düşüncelere sevkeder. Hep kötü insanlarla beraber olduğun sürece iyi ve salih kişiler de seni kötü bir insan olarak görürler. Cahillerle arkadaşlık edersen onların cehaletinden sana da bulaşabilir. Ahmak kimselerle arkadaşlık etmek aldatıcı bir arkadaşlıktır. Sen sağlam inançlı, âlim ve ilmi ile amel eden mü'minlerle arkadaşlık yolunu seç. Kalb ve gönül ehli ile arkadaş ol; onların sohbetlerinde bulun! Ta ki, senin de bir kalbin, bir gönlün olsun. Kendileriyle dünyada sırf dünyevî şeyler için arkadaşlık ve dostluk ettiğin kişileri yarın göremeyeceksin. Aranız açılacak. Kötü dost ve arkadaşlarla aran nasıl açılmasın ki, Sen onlarla Allah için değil, Allah'tan başka şeyler için dostluk kuruyorsun. Dostlarını, arkadaşlarını, ahbaplarını takva ve irfan sahibi, temiz ve Allah rızası peşinde koşan kimselerden seç. Sadece öyleleridir ki, seni Allah'a yaklaştırabilir ve istikamet üzere yürümene yardımcı olabilirler.”

Nâdanlar eder sohbet-i nâdanla telezzüz,

Nâdanların hemdemi hep nâdan gerektir.

Bakmadan Geçme