***
“SENDEN
soruluncaya kadar susman, susturuluncaya kadar konuşmandan hayırlıdır.
”
(Hz. Ali)
***
BEKLENEN ŞARKI!..
Dört bakan için alınan karar beklenen bir karardı,
“Beklenen şarkı”
örneği… Yüce Divan’a sevkedilerek yargılanmaları mega mucizeydi. Artık….
Herkes işine-gücüne baksın!
***
KARANLIK ELMİYMİŞ?
“
Bölünme süreci
” diyoruz. Oysa bizler Türkiye’nin bölünmesini istemiyoruz. Bölünmede en büyük
yıkımı Kürt vatandaşlarımızın çekeceğini biliyoruz. AKP’nin, “
bölünmez bütünlüğü parçalamayı kabul ettiğini, fakat bunu halktan gizlediğini
” varsayıyoruz.
Görüşümüz eleştirilebilir. Peşin yargı sayılabilir. Yanlış da çıkabilir.
“G
örüşümüzün yanlış çıkması
” sevindirir ancak son 12 yıldır bu hükmü boşa çıkartacak tutarlı bir gelişme henüz görmedik.
Tam tersi oldu,
“
bölünüyoruz yargısı
”
güçlendi.
İktidar partisi sözcüleri ise “
asla bölünmüyoruz, barışıyoru
z” iddiasını hep dile getirdiler.
“
Barış Süreci”
ymiş meğer.
Sonradan etiket değiştirdiler.
“
Çözüm Sürec
i
”
yaptılar.
Çözüm için TSK silahı bıraktı.
PKK ise silahı bırakmadı. Güçlendi. Moral buldu. Destek genişletti. PKK,
“terör örgütü
” diye tanımlanmaktan çıktı, “
Müzakere Masasının Kandil Ayağı
” yapıldı. Güneydoğu ile Doğu’da “
egemenlik ile kamu düzenini sağlama
” hakkı PKK’ya onun sivil ve silahlı uzantılarına terk edildi. Yerel yönetimler üzerinden “
bir özerklik formülü
” bulunduğu fısıldanmaya başlandı. Bu tablodan nasıl bir sonuç çıkacağı çözüm sürecinin sonunda “
bölünüp parçalanmadan tek bayrak altında
” kalarak PKK’yı nasıl ikna
edeceğini iktidar sözcüleri; Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar, MİT Başkanı, yandaş kalemler, akil adamlar, akile hanımlar, saray dalkavuğu aktörler, aktrisler açıklayamıyor. Genelkurmay da orduyu garnizonlara kilitledi, susuyor.
Ordu sustukça….
“Süreç hız kazandı”
dediler.
Süreç hız kazandıkça….
PKK, saldırganlaştı.
Kürt, Kürt’ü kurşunladı.
PKK taraftarı Kürtler’in yaktığı HÜDA-PAR taraftarı Kürtler’in evlerindeki ateşi söndürmeye gelen polis panzerleri “
özerk bölge ilan etmek için sokak başlarına kazılan hendekleri
” geçemedi.
“
Çözüm Süreci
sözcüsü olsun”
diye Başbakan Yardımcısı sayın
Yalçın Akdoğan
’ı
görevlendirdiler.
Cizre’de, Nusaybin’de, Silopi’de, Sason’da, Yüksekova’da, Batman’da, Siirt’te neler oluyor? Terör örgütü buralarda alan hakimiyetini sağladı mı, iktidar kanadından net bir açıklama yapılmıyor.Hadi buraları geçtik, İstanbul’un en elit semtlerinde PKK neler yaşatıyor!
Güneydoğu’da neden Kürt, Kürt’ün evini yakıyor? Soruya hem iktidar hem de HDP kanadından yanıtlar aynı:
“Sona yaklaştık”
,
“Sabotajlar var”
,
“Karanlık el devreye girdi.”
Sayın Bakanımız;
Sürecin bu noktasında “
PKK’lı Kürt’ü, HÜDA-PAR’ lı Kürt’ün evini yakmaya kışkırtan o karanlık el kimse bulup çıkartmak”
kimin görevi?
Ya da yangına benzinle giden PKK’yı durdurmak?..
***
Bakmadan Geçme