Konya yükselirken!...
Konya yükselirken!... - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi
1950 yılından bu yana tam 65 yıl geçti sevgili okurlar. O yılların karamsar şehri
Konya
, sokaklarında umutsuz insanların dolaştığı Konya, kara bulutların kümelendiği, gitmek istemediği, yalnızlık ve imkânsızlık rüzgârlarının insanların önünü kestiği bir şehir olan Konya, şu anda gözde bir şehir olma yolunda.
Gelişmesi bazı yıllarda sekteye uğramış, yıldızı bir sönük, bir parlak kısa süreli dönemler geçirmiş bir şehir. Eskilerin tabiri ile makûs talihini yenme noktasında oldukça önemli bir yol ayrımında.
Bütün işkilli yüreklere rağmen, bütün cümlelerin sonuna
"ama, fakat, lakin..."
gibi takılar getirip ilerlemelerin önüne set çekme girişimlerine rağmen, isteksizliklere, gelişimlere, değişimlere, koşma isteklerine zoraki razı olur görüntüsü çizenlere rağmen Konya yola çıktı!
Konya Sanayi Odası Başkanı Memiş Kütükçü ve Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk'ün el ele vermesiyle Konya, Başbakan çıkaran şehir olma rüzgârını da hissetmiş olarak yürüyor.
Göreceksiniz çok geçmeden istim de arkadan gelecek!
Konya ikbal hesabı olmayan, ikbal hesabı yapmayan, eski kasaba politikalarına aldırmayan evlatları ile birlikte sadece Konya'nın geleceği için yürüdüğü an, bölgenin umudu, Ülkenin gözdesi olacak bir şehir.
Konya sanayisi, Konya tarımı, Konya ticareti birlikte yürüyebileceğini öğrenmeli ve mutlaka bir araya gelmeyi bilmeli diye acizane bir çok temennide bulunanlardan biri olarak, gördüğümüz manzara insanı duygulandırıyor.
Bu konuda yarım asır önce yazan, çizen insanlar, bugünleri görebilseler, bugünler ulaşabilselerdi, inanın sevinçlerinden hüngür- hüngür ağlarlardı.
Konya'nın yükselmesi samimi ve içten çabaların bir araya gelmesiyle mümkün olacaktır görüşüne katılıyorum.
Kavgadan, çekişmeden, hasetlikten, fesatlıktan ve kıskançlıktan bugüne kadar hiçbir şey elde edemedi Konya.
Kim yükselmeye başladıysa, onu karalayan, ayağından, paçasından aşağıya çeken, iftiralarla yolunu kesen, hevesini ve şevkini kıran davranışların hazırlayıcıları ve engelleyicilerinin eline karınlarının şişini indirmekten başka hiç bir şey geçmedi.
Olan hep şehre oldu.
Konya ufku olan, şehrin ufkunu açan insanları desteklemek zorunda hatta buna mecbur!
Küçük, basit ve günü birlik hesaplar Konya'ya bugüne kadar zaman kaybından başka hiçbir şey getirmedi!
Olsun varsın, benim dediğim oldu ya, engelledik ya, durdurduk ya, ilerleyemez hale getirdik ya, en azından moralini, bozduk ya... gibi yaklaşımlar ve girişimlere aferin diyenler, iyi olmuş, beter olsunlar diyenler şehri yerinde saydırdılar!
Bir adım önünü ve ötesini göremeyen çapı olmayan, niteliksiz, beceriksiz bu insanlara ne yapıyorsunuz, utanmıyor musunuz, şehir sizin yüzünüzden eli-kolu bağlı halde kalıyor diyemeyen, demeyen anlayışlara da sahip olduğumuzu belirtelim.
Güçlü Konya’nın, gözde Konya’nın onu frenleyen, şehir için bir gayretin içinde olan insanları engelleyen ve engelleten insanlara ihtiyacı yok!
Hasetlik, fesatlık ve kıskançlıkta bir yere kadar!
Konya gibi eski Başkentlerde, Başkent ruhunu özümseyen şehirlerde bu ruha aykırı hareket eden her kim varsa iyot gibi açığa çıkar.
Kötülük, iftira ve fitne çıbanları beklenmedik anlarda patlayıverir!
Sevgiyle, hoşgörüyle, samimiyetle ve içtenlikle bu şehre ne faydam olur diye, ne katkım olur diye çalışanların mutlaka ve mutlaka desteklenmesi gereken günlerdeyiz.
Sinoplu meşhur bilge Diyojen'in, kendisinden ne gibi bir isteği olduğu sorusunu soran Makedonyalı Büyük İskender'e, verdiği muhteşem cevap, dünden bugüne geçerliliğini korumaya devam ediyor.
Ne diyordu Diyojen;
" Gölge etme başka ihsan istemem!"
Konya yükselirken, gözde bir şehir olurken, gölge edilmemeli sevgili okurlar!
Bakmadan Geçme