Kimya!..

Kimya!.. - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi

Kimya!..
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Kimya kavramı mecaz olarak en fazla kullanılan, revaçta olan gözde ve vazgeçilemeyen kavramlardan birisi.

Kimyası bozulmak, allak-bullak olmak, doğru karar verememek, stres ve gerginlik içerisinde kalmak, çıkış yolu bulamamak gibi değişik şekillerde anlatılıyor.

Literatürümüze birde kimya bozucular gibi, insanların ve şehirlerin kimyasını bozmaya teşebbüste bulunanlar gibi yeni bir argüman çıktı.

Belki tam bu şekilde adlandırılmasa da, şehrin kimyası ile oynama gibi merak zuhur etti.

Şehrin kimyası ile oynamak, şehrin birliğini, dirliğini, beraberliğini, atılan olumlu adımları, iyiye doğru giden gidişatı sekteye uğratmaktan zevk alanların ve bunları destekleyenlerin oynadığı bir oyun olarak görülmeli!

Kişisel ihtirasları tavan yapmış egolar, hedefine ulaşabilmek için, rakipleriyle yada kendilerine rakip olarak seçtikleriyle mücadeleye başlamışsa ve bu işin üst sınırı nereye giderse gitsin, nereye varırsa varsın şekline doğru yol almaya başlamışsa, bu gidişat şehrin kimyası ile oynama noktalarına kadar gelme eğilimi gösteriyorsa, ya şehrin kimyası bozulur, yada şehrin kimyasının bozulmasına engel olunur!

Dimyata pirince gidilirken, evdeki bulgurdan olma gibi bir mevzu ortaya çıkar ki, kaybeden sadece ön yüzde görülenler değil, bu işleri körükleyen ve deastekleyenlere de olanlar olur!

Şehirlerin kimyası ile bilerek yada bilmeyerek oynamak, ateşle oynamaya benzer.

Ateşle oynayabilmek için Ateşbaz olmaz gerek!

Ruhunda, özünde, sözünde Ateşbazlık olmayanın ateşle oynaması demek,  kendi kendini yakması demektir.

Bu şehre yanan gönüllerin yanması başka şeydir, kendi heva ve hevesi için yanmaya kalkmak daha başka bir şeydir.

İlkinde var olan süreç,  hamlıktan pişmişliğe, pişmişlikten yanmaya doğru izlenilen bir süreçtir ki, o ateş, yakmaz o insanı.

Yanmaya talip olanın gönlüne, bu alemin ateşi tesir edemez.

Gönüllerde yanan haset ateşleri, fesat ateşleri, kıskançlık ve çekememezlik ateşleri, kendini Ateşbaz sananları, arkadamda şunlar var, bunlar var diyenleri, insanlara tepeden bakanları cayır cayır yakar!

Konya kimyası sağlam olan şehirlerden birisidir.

Tarihin bir çok döneminde, şehrin kimyası ile oynayanlar, oynamaya teşebbüs edenler, hatta başarılı olduğu zannedilenler olulmuştur, olmaya da devam edecektir.

Şehir bu durumlarda belli bir dönem sarsıntı geçirmiş, ancak yeniden toparlanmasını ve kendine gelmeyi her defasında başarmıştır.

Konya Haçlı Seferlerinde, Moğolların Anadolu'yu istila etmesinde, iç isyanlarda, önemli devlet adamlarının neredeyse tarihin her döneminde karşı karşıya getirilmesinde sıkıntılar çekmiş şehirlerden birisidir.

Şehir olarak Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı döneminde taht merkezidir. Taht merkezi olduğu yıllardan başlayarak bir çok çekememezliğe, iktidar savaşlarına, sen-ben kavgalarına, itibarsızlaştırma hareketlerine sahne olmuştur.

Siyaset, ticaret, sanat, ekonomi ve kurumların kendi içindeki koltuk, üstünlük, çıkar ve menfaat savaşları, şehirden ziyade insanların kendileriyle ilgili yapmış oldukları ikbal savaşları ve kavgaları hemen her döneme damgasını vurmuş, şehir zaman zaman taraf olmuş, zaman zaman konuyu bir çözene, bu kadar yeter diyene götürmüş, meseleyi çözmeye çalışmış.

Sunulan çözüm kimseyi tatmin etmediğinde, şehrin kimyası bozulmuş ve zaman içerisinde çözülmeye bırakıldığı dönemleri yaşamış.

Arada kaybedilen zamanın faturası ise şehre beklemek ve bekletilmek olarak yansımış bugüne kadar!

Kendi aralarında anlaşamayanlara, orta yerde buluşamayanlara, inceldiği yerden kopsun diye olayları seyrine bırakanlara, siz ne yapıyorsunuz diyenin olmadığı bir çok olayda, konsensüs sağlananamış ve iplerin kopmasının seyredilmesi adet haline gelmişse şehrin kimyasının bozulmasına sebep olursunuz.

İşlerin içinden çıkılmaz hale gelmesine zemin hazırlarsınız.

Bu şehrin handikapı budur!.

Her ne olursa olsun  Hasetlikler, fesatlıklar, kıskançlıklar şehirden önce gelmemeli, bu şehrin kimyası bozulmamalı sevgili okurlar!

Bakmadan Geçme