Her birimizi bir öğretmen okuttu!

Her birimizi bir öğretmen okuttu! - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi

Her birimizi bir öğretmen okuttu!
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Öğretmenlik duygusal mesleklerin belki de en başında gelir. Bu mesleğe başlayanlar bir süre sonra etle tırnak misali birbirinden ayrılamaz. Hele beş sene geçtikten sonra, istesenizde ayrılamazsınız.

Görevli bulunduğunuz okul, her biri ayrı bir dünya olan sınıflar sizi size bırakmaz.

Bütün derdiniz, sıkıntınız bir anda bitiverir. Her sınıfta size  sevgiyle, ilgiyle bakan onlarca çift göz bulursunuz.

Öğretmenler, hafta sonlarının, yarı yıl ve yaz tatillerinin bitmesini dört gözle bekleyenlerden olmuşlardır. Öğrencilerini özleyen, yolunu gözleyen, onları gördüğünde gözleri dolandır öğretmen. Çocuk seslerinin doldurduğu okul bahçeleri, rengarek çiçeklerle donanmış çiçek bahçelerine benzer.

Öğretmende bu bahçenin acizane bahçıvanı. O bahçelerden nadide çiçekler yetişir.

Zeki olan bir çok çocuğu, okutmak istemeyen ailesinden alan, aileyi ikna eden,  gerektiğinde çocuğun öğrenimini seve seve üstlenendir öğretmen.

İşte o öğretmenler, söz vermişler, ant içmişlerdi Türkiye’yi ve Türkiye’nin öğrencilerini yüceltmeye. Kara trenin gidebildiği son istasyona kadar,  burunlu otobüslerin, üstü açık kamyonların varabildiği son noktaya kadar, olmadı katır sırtında, olmadı yaya olarak aştılar tepeleri dağları. Ve vardılar yolu, izi olmayan köylere.

Köye Öğretmen geldi dediler. Okul açılmasına açıldı amma. Sıra yoktu. Masa yoktu. Tahta yoktu. Okul diye tahsis edilen kırık-dökük bir evi adam etti öğretmen. Sildi, süpürdü, boyadı elinden geldiğince. Üç gün sonra, köylü tanıyamadı orasını. Bayrak direği bile olan bir bina olmuştu, o kimsenin beğenmediği, burada değil insan affedersin hayvan bile eğlenmez denilen yapı.

Kapısında da, köylerinin adı yazılıydı. Falanca köy İlkokulu diye. Sıralar, masa ve karatahta birkaç kişinin desteği, öğretmenin gayreti ve emeği ile yapılmış, boyanmış konmuştu okul binasına. İnsanlar bir binaya bakmışlardı, birde kendi umursamazlıklarına.

Kimi keşke yardım etseydik dedi. Kimi koskoca öğretmen, bakalım ne yapacak diye uzaktan seyretti. Pek azıda, yardım edelim, sevaptır şu garibe dedi.

*****

Öğretmenliğe gönül veren insanların, bu mesleği seçmelerine yine bir öğretmen sebep olmuştur denmesi boşuna değildir.

Bu konuda üzerimizde en etkili olanlar, isimlerini hiç unutamadığımız İlkokul Öğretmenlerimizdir. Özellikle İlkokul öğretmenlerimizi unutanımız yoktur.

1985 yılının 23 Kasım'ı, 24 Kasıma bağladığı gecenin saat 2.30 civarlarında, İlkokul 1. sınıf öğretmenim olan mekanı cennet olsun

Sebahat Tanel

Öğretmenim için,

" Gözlerim buğulanıp, geçen yılları andım / Yıllar sonra büyüyüp sana bir şiir yazdım"

diye başlayan satırlar adeta kalemimden kağıtlara dökülüp gitmişti. Şiir bittiğinde saat 4'e yaklaşıyordu.

Sebahat Tanel

Öğretmenim 1957 yılında Bursa Altıparmak İlkokulunda İlkokul 1. sınıf öğretmenimdi. İkinci dönemde sınıfa geldiğinde,

" Yavrularım dedi, Konya'ya tayinim çıktı. bir sonraki sene görüşemeyeceğiz."

Ve başladı ağlamaya. O ağlayınca bütün bir sınıf ağladık.. O an gözlerimin önüne gelmişti o şiiri yazarken,

" Annemizle birdin hep, zaten hiç ayırmadık / Tayinin çıktı diye bütün sınıf ağladık"

diye döküldü satırlar,

Ve şöyle bitmişti şiir;

"Yirmisekiz yıl geçti öğretmenim nerdesin? /Ya yaşıyor olmalı, yahutta cennettesin / Dudağımdan Fatiha, dökülürken gönülden / Yaşıyorsan hürmetle öperim ellerinden"

Sebahat Öğretmenim, Konya'da dostlarımdan

Gazeteci Uğur Özteke'nin ve  Mali Müşavir Mustafa İzi'

ninde öğretmenliğini yapmıştı.

Öğretmenimden tam 36 yıl sonra 1993 yılının 9 Şubat günü Derbent İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak Konya'ya tayin olup göreve başlamam ve sonrasında yıllar sonra Konya 19 Mayıs İlkokulunda okuttuğu öğrencileriyle karşılaşmam inanın tesadüf filan değil.

Ebediyete intikal eden bütün öğretmenlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun.

Biz öğretmenler olarak, öğrencilerimizi çok sevdik, bizim öğretmenlerimiz bizleri daha  çok sevmişlerdi.

Bütün öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum.

Bakmadan Geçme