Hakikatin adamı olmaya çalışmak!
Hakikatin adamı olmaya çalışmak! - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi
Hakikatleri yani gerçekleri kolay kolay kimse sevmez. Doğruyu söyleyenleri severim diyenlerin bile bu sözü söylerken haline-ahvaline iyi dikkat edin.
Çünkü, hakikatlerle aramız iyi değildir bizim!
Biz kendimizi ilgilendiren, kendimizi alakadar eden hakikatleri doğrudan söyleyenleri, direkt olarak ifade edenleri zerre kadar sevmeyiz.
Lafı dolandıranları, suya sabuna dokunmadan ima edenleri, duyduk ama ihtimal vermedik diyenleri dahi sever görünsek de, hakikatleri hatırlattı diye, gönlümüzce araya belli bir mesafe koyarız. Haklısın, Allah razı olsun. Ne güzel söyledin, yerinde söyledin, keşke herkes senin gibi konuşabilse diyemeyiz!
Gururumuz, nefsimiz, kibrimiz, bulunduğumuz konum buna engeldir. Çevremizi saranlar, çevreleyenler, bize bu türden laf söylenmesine, doğruların, gerçeklerin ortaya çıkmasına taraf değillerdir. Ortaya çıkacak gerçeklerin bir bölümü onlarla da ilgili olduğundan, bulundukları konumları kaybetme endişesi taşımaları sonucunda hakikatlerin gün yüzüne çıkmasını engelleyebildikleri kadar engellerler!
Oysa hakikat en olmadık, hiç beklenmeyen bir zamanda öylesine ilginç bir şekilde ortaya çıkar ki nasıl olur demekten kendini alamaz insanlar! Genel olarak, hakikatlerle yüzleşmek gibi bir tavra bizleri zorlayanlara oldukça sert tepkiler vermemiz adettendir.
Bizi savunan günün adamları başlarlar hakikat perdesini hiç açılmayacak hale getirmeye!
"Adam taşa söyler gibi söyledi gitti! İnsan biraz alttan alır, biraz yumuşatır söyler, karşısında koskoca filanca Bey var! Her doğrunun, her yerde söylenmeyeceğini bilmiyor mu? Söz söylemenin de bir adabı erkanı olmalı! Adam çiğ abi, o kadar kalabalıkta işin aslı, astarı, hakikati bu dedi. Abi'de tutturdu kolundan attırdı dışarı. Ben de biliyorum doğru amma! Bu ne acele? Usulünce konuya gir, edebinle anlatmak bu kadar zor mu?"
Kim bir hakikati açıklasa ya da açıklamaya kalksa, bu işten zarar görecekler ya onu engeller, ya konuşturmazlar ya da karşı saldırılara girişirler!
Hakikat ortaya çıktığında ise, ortada ne karanlıklar kalır, ne sisler, ne puslar, ne kurulu tezgâhlar, ne engeller, ne hendekler!
Günün adamı ya da her devrin adamları her dönemde gemilerini yüzdürmüşlerdir.
"Gelen Ağam, giden Paşam"
diye halk arasında özetlenen bu durumdan rahatsız oldukları da söylenemez. Günün adamı ayak üstünde sizi satar.
İki kişinin bildiği sır, sır değildir deyip, ne duyduysa, ne gördüyse, allar-pullar anlatır bir yerlere. Onun için o gün elde edeceği, nemalanacağı kazançlar önemlidir.
Günün adamından sırdaş olmaz! Dost olmaz! Arkadaş olmaz! Onunla konuşurken oldukça kaygan bir zemin üstünde bulunduğunuzu fark etmezseniz, girdaplara, dipsiz kuyulara, labirentlere, derinliği bilinmeyen uçurumlara hazırlayın kendinizi!
Günün adamı gemisini karada, havada, da yüzdürendir. Gün değiştiğinde, bir bakmışsınız salya-sümük ağlıyor, ben ne yaptım diye saf değiştirme, yön değiştirme, taraf değiştirme yolunda! Hakikatin adamı için bunları söyleyemezsiniz! O doğru bildiğini sakınmadan söylemiştir. Korkusu yoktur. Sırt sıvazlamalara gelmez! Eğilirse kırılır!
Hakikat neyse onu söylediği için, adı Doğrucu Davut'a çıkmış, dokuz köyden kovulmuş, hakkı teslim edilinceye kadar sürünmüş, süründürülmüştür.
Hakikat denen kavram, hakikati söylediği için, yalancı diye, iftiracı diye itham edilen, gözden düşürülen, işinden-gücünden olan, yuvası dağılan insanın hakkını öyle bir yerde teslim eder ki, hakikati söyleyene yapmadığını bırakmayanların kaçacak göçecek yeri kalmadığı gibi, kımıldayamazlarda!
Günün adamları, üç günlük beylik beyliktir lafının verdiği sarhoşluğa vurgundurlar.
Günü kurtarma adına, o günün gerektirdiği ne kadar acımasızlık, vicdansızlık, merhametsizlik yapılması gerekiyorsa tarih boyunca yapa yapa gelmekten çekinmemişlerdir.
Güçlü ve hakikati görmesini bilen yöneticiler, çevrelerinde dalkavuk taşımazlar!
Hakikati olduğu gibi söyleyenleri bütün uyarılara rağmen dinlemekten ve onların görüşlerini uygulamaktan çekinmeyenlerdir onlar. Ancak sayıları o kadar azdır ki...
Günün adamı olmak, hakikatin adamı olmaktan hem çok daha kolay, hemde kârı çok yüksektir. Günün değişeceğini bile bile, hakikatlerin değişmeyeceğini bilmemeleri anlaşılacak gibi değildir!
Hz. Pir, bu konuda bakın ne söylüyor;
Günün adamı olmaya çalışma, hakikatin adamı olmaya çalış. Çünkü gün değişir, hakikat değişmez!
Bakmadan Geçme