Gelişememek!

Gelişememek! - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi

Gelişememek!
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Gelişme göstermenin peşine takılıp gitmek bambaşka bir duygu. Gelişme değişik bir rüzgâr. Meltem rüzgârı gibi, ılgıt ılgıt esmesiyle insan ruhuna ferahlık ve rahatlık vermesiyle biliniyor ve tanınıyor.

Gelişme sihirli bir değnek gibidir. Dokunduğu yeri değiştirir, geliştirir, güzelleştirir, yepyeni bir havaya büründürür.

Gelişememek o gelişmeyi sağlayan insanların ileriyi görememesi, denizleri aşıp çaylarda boğulması demektir. Ufku olan, vizyonu olan insan zaten bellidir.

Toplum içerisinde söz gelimi desteklenmesi gerektiği söylenen ancak sürekli kıskanılan, ayağına çelmeler takılmaya çalışılan insanların engellenmesi yüzünden az yerinde saymadı şehirler!

Az çekmedi işletmeler ve kurumlar!

Gelişememek bir kader olmamalı. Gelişmenin önünü kesen, engelleyici tutum ve davranışların içinde olan inatlaşmalar desteklenmemeli.

Çelişkileri konuşarak çözebilirsiniz

Anlayış hatalarını, asgarilere indirgeyebilirsiniz.

Yanlış yapılanları, zararın neresinden dönersen kâr yaklaşımıyla telafi edebilirsiniz.

Kem sözleri, çiğ sözleri telafi edebilirsiniz.

Ancak gelişememe üzerine kurulu mantıkları çözmek, çok bilinmeyenli denklem çözer gibi, işlerin kördüğüm olması kolay halledilebilir değildir.

İnsanların gelişimlere, değişimlere, normlara, ölçeklere karşı duyarsız davranması, ilgisiz durması, görmezden gelmesi şehirler için aşılması en zor olan handikaplardır.

Böyle olduğunda şehrin ufku açık ve ufku olan insanlarının başında bulunduğu sektörler emekleme döneminden, yürümeye ve koşmaya döndüklerinde, ben ustamdan, ben babamdan, ben dedemden böyle gördüm mantığı ile niyetini değiştirmeyen sektörler şehrin kanatlanıp uçmasına engel olurlar!

Bir tarafı kör kalır, sağır kalır. Uzayamaz, dal budak veremez, o ağaç.

Gelişememek, gelişme tavrı ve kabiliyeti gösterememek, sektör bazında kayıp demektir.

Gelişemeyenler için, hızla değişen dünya ortamında pazar yok demektir.

Tanınmak hayal demektir!

Markalaşmak Kaf dağının ardında ancak Zümrüdüanka kuşuyla gidilebilen bir masaldan başka bir şey değildir.

Bir şehrin gelişmesi inanmakla olur!

Bir ve beraber olmakla olur!

Samimiyetle ve içtenlikle olur!

Aynı sektördeki, aynı iş kolundaki arkadaşlarını kıskanmakla, haset etmekle, ona iftira atmakla, psikolojisini yerle bir etmekle olmaz!

Vizyonu olan, ufku olan zaten böyle bir işe tevessül etmez!

Gelişememenin önündeki en büyük engellerin başında başarıyı kıskanmak geliyor!

Kıskanmak, hazımsızlıktır, çekememezliktir. Kabullenememektir, hırsından çatlamaktır.

Konya gibi bir şehir, hemen her sektörde geniş alanlara, geniş imkânlara ve zengin müşteri portföyüne sahiptir.

Bir sektör başarılı diye, bir çok insanın aynı sektöre yatırım yapmaya kalkması bu şehrin hem kanayan bir yarası, hem iflah olmayan hastalığı, hem de en büyük handikabıdır.

Konya para kazanıyor iddiası ile aynı sektöre yatırım yapan ve batan firmalarla doludur.

Bunun adı da ne yazıktır ki, gelişememektir.

Şehrimizin özellikle bu dönemde bir yönlendiriciye, yön vericiye şiddetle ihtiyacı var.

Bir kaç sene sonra, fabrikalar şehri olarak anılmaya başlayacak olan şehrimiz birleştirici, bütünleştirici ve toparlayıcı insanların bir araya gelmesiyle inanın baş döndürücü bir ivme yakalayacak!

Hazımsızlardan, hasetlerden, fesatlardan ve kıskançlardan onlarında nasiplerini alacağından emin olun.

Konya öncelikle gelişmesine, ilerlemesine, koşmasına engel olan, engelleyicilerden, kara çalılardan, dikenlerden, ayrık otlarından ve zehirli sarmaşıklardan kurtulmak zorunda.

Hiç kimsenin çıkarı, şahsi menfaati Konya'dan daha büyük ve üstte değil.

Değilse küstürürsünüz insanları, bu şehre hizmet edeceklerine başka şehirlere gönderirsiniz.

Unutulmasın ki, altın, çamura da düşse altındır. Önemli olan altına çamur atanların, çamurluğunun görülebilmesidir!

Bakmadan Geçme