Erbakan Hocaya Sevgi ve Saygı
Erbakan Hocaya Sevgi ve Saygı - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi
■ Ölüm ve doğum bir kuşun iki kanadına benzer. Her karanlık gece, güneşin ışığıyla aydınlanacağı sabahı bulur. Her ölümü yeni bir doğum, her doğumu da ölüm bekler. Aslında doğum ve ölüm yoktur, sürekli doğumlar vardır.
( Hz. Mevlana)
***
Siyasal tarihimizde derin izler bırakan, kalıcı hizmetleri ile öne çıkan Prof. Dr. Necmeddin Erbakan hocamız yaşama veda edeli tam beş yıl oldu. Hizmet insanları unutulmaz her sabah yenilenir, durur sanki var gibi.
Erbakan Hoca, aziz ve kadim dostumdu.
Konya’ya her geldiğinde de mutlaka beni arar, Ankara’dan ise, gelip gidenlerle selamını hiç eksik etmezdi. Başbakan ve Başbakan Yardımcısı iken, makama randevusuz, beklemeden anında giren nadir kişilerden biriydim. Bunları rahmetli Erbakan hocayı iyi okuduğumu vurgulamak için belirtiyorum.
İri cüsseli yapısına karşın, nazik ve ince yüreği vardı. Vefa belirgin niteliğinden biri, insanlık anlayışının önsözü ve alfabesiydi.
Görüş, fikir ve ideolojisini, beğenelim ya da karşısında olalım, onlar ayrı konulardır. Ben, İnsan Erbakan Hoca’yı anlatmaya çalışıyorum. Işıl ışıl zeka fışkıran, mühendis- politikacı ve yönetici Erbakan’ı ifade etme çabasındayım. O, aynı zamanda dürüst bir devlet adamıydı.
Erbakan Hoca, makinenin değil, politikanın da profesörüydü. Ünlü politikacılarından çoğu onun rahle-i tedrisinden geçmişlerdi. Örneğin
Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başta daha niceleri. Bunlardan rahmete kavuşanlar olduğu gibi, hala yönetimlerde bulunanlar da var...
---
■ Alimin ölümü, alemin ölümü gibidir
.
(Hz. Muhammed)
---
Erbakan Hocan Sinop doğumluydu ancak has Konyalı kadar Konyalıydı. Vefaya önem verir ve her fırsatta gösterir ve ifade ederdi.
Sevindirici açıklama Saadet Partisinden İl Başkan Yardımcısı Ahmet İnoğlu’dan geldi;
“Erbakan Hocamızın vefatının 5. yıldönümü dolayısıyla 26-27 Şubat 2016 tarihleri arasında Erbakan Haftası Etkinlikleri gerçekleştirilecek.
Erbakan Hocamız, ilim, siyaset, devlet ve dava adamı olarak hizmet ve başarılarıyla hem ülkemizde çığırlar açmış hem İslam dünyasını etkilemiş insanlığa barış ve huzur getirecek ‘Yeni Bir Dünya’nın adımlarını atmış ve İslam Dünyasının Birlik beraberlik içerisinde bir güç merkezi olması için D-8’leri kurmuştur. Yapılacak programlar çerçevesinde, Erbakan Hocamızın olaylara koyduğu teşhisleri ve çözüm önerilerini, icraatlarında gözettiği prensipleri bir defa daha hatırlama ve İdrak etme gayretinde olacak, Konya Ticaret Odası Konferans Salonunda Cuma ve Cumartesi günleri 2 program gerçekleştirecektir.”
Öte yandan Anadolu Gençlik Derneği Konya Şubesi 28 Şubat Pazar günü Kapu Camii’nde sabah namazı sonrası Necmettin Erbakan için bir hatim duası programı düzenlenecek.
---
Üstün ve üretken zekâsı, kimi sorunlara mizahsal kimilerine düşünürce yaklaşımlarda bulunur, sözler gerçeklere kurgulanırdı;
'Kadayıfın altı kızarmayı bırakın yandı yandı' ifadesini kullanmıştı. Diğer sözleri de şöyle;
■ Fırtınalara yön veren kelebeklerin kanat çırpışıdır.
■ Bizim Davamızda kimse kendi için yaşamaz, Herkes kardeşi için yaşar. Menfaati Öldürmenin en kolay yolu budur.
■ Namaz dinin direği cihat ise zirvesidir. Biz siyaset değil cihat yapıyoruz.
■ Müslüman hak için 'motor', şerrin yok olması için 'fren' görevlisidir.
■ Hakk'ı üstün tutmak saadet getirir..
■ Milli Görüş; Bu milletin inancıdır, tarihidir, kimliğidir, ruh köküdür.
■ İman varsa imkanda vardır, milli görüşçü asla vazgeçmez.
■ Bir çiçekle bahar olmaz. Ama! Her bahar bir çiçekle başlar...
■ Irakta ölen çocuğun vebalini, 7 sülaleniz alnını secdeden kaldırmasa ödeyemeyecektir.
■ Sizi gidi, sizi...
■ Gelecek, kanlı olacak kansız mı?
■ Kıbrıs Türkiye’nin bütünlüğünün bir sigortasıdır. Kıbrıs’ta en ufak bir taviz verildiği zaman, önce Ege, arkasından Doğu Anadolu Ermenistan Pontus ve Bizans gelir.
Rahmetli “Erbakan Hoca”nın ağzından ne kem ne şiddet içeren bir söz çıkardı. Günlük işlerine bakan yardımcısı anlatmıştı:
“Hoca, kırk vurur, bir atar!”
Erbakan Hoca, anıları kaleme aldığı kitabının başında ve sonunda yinelediği bir cümlesi onun kişilik fotoğrafını yansıtıyordu;
“
Ne yaptıysam Allah rızası için yaptım”
Erbakan Hoca, beyefendi, nazik bir kişiliğe sahipti. Konuklarını mutlaka ayakta karşılar ve uğurlar, en iyi şekilde ağırlardı. Muhataplarına beyefendi ve hanımefendi diye hitap eder; devlet adamlığı terbiyesini hissettirirdi.
Hangi gazeteden olursa olsun bütün basın mensuplarına da aynı nezaketi gösterirdi. Muhalif gazeteciler ve yazarları ikna etmek için yemekler düzenlerdi. “Mantı günleri” bu yemeklerin en ünlüsüydü.
---
Erbakan Hocayla onca anılarım vardır ki, bunların çoğunu sırası geldikçe yazılarımla yansıttı. Bu kez onları yinelemek yerine anı bağlamında Doğan Kitap tarafından çıkarılan Çiğdem Toker’in yazdığı “Adım da Benimle Beraber Büyüdü” adlı kitaptan bir alıntı;
“Herkes, rahmetli Hoca’nın çok kibar, nazik bir insan olduğunu söyler. Kimseyi el öpmeye zorlamaz öpenlere mani olmaz, öpmeyenlere “mim” koymazmış. Abdüllatif Şener de yerli yersiz el öpenlerden değilmiş, AKP kurulmuş, Recep Tayyip Erdoğan Başbakan, Abdullah Gül Dışişleri Bakanı, Şener de Bakan. Şener, bir gün havaalanında “Hoca”ya rastlar saygıda kusur etmez, eski başbakanını uğurlarken de elini öper. Bu hemen duyulur, bir gün Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Abdüllatif Şener otururlarken Erdoğan laf dokundurur;
“Yaa Abdullah görüyor musun, içimizde hâlâ Erbakan’ın elini öpenler var!”
Abdullah Gül de her zamanki üslubuyla hayret ifadelerini kullanır;
“Yok yahu, sahi mi yahu?”
Abdüllatif Şener lafı keser:
“Siz hiç hocanın elini öpmediniz mi? Ben milletvekiliyken Hoca’nın elini öpmüyordum. Artık üzerimde otoritesi yok! Rastladığım bir eski başbakana saygımdan dolayı elini öptüm. Ama siz eskiden öpüyordunuz. Şimdi niye tepki gösteriyorsunuz?”
---
Erbakan Hoca, 28 Şubat’ın yıldönümünden bir gün önce yaşama gözlerini yumdu.
Mekânı cennet, ruhu şad olsun!
Bakmadan Geçme