Devrim Şehidi Kubilay'ı Anarken

Devrim Şehidi Kubilay'ı Anarken - Yeni Meram Gazetesi - Ümit Sürmeli

Devrim Şehidi Kubilay'ı Anarken
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Tam 23 yaşında, 23 Aralık’ta cumhuriyet düşmanı kara yobazlarca şehit edildi.

ABD’nin tüm İslam alemine kara leke sürmek için yarattığı ve BOP projesi için Ortadoğu’ya ihraç ettiği IŞİD örgütünün yaptığının aynısını, DEVRİM ŞEHİDİMİZ KUBİLAY’a uyguladılar. Kafasını testere ile kesip, ellerindeki sopaya geçirip, Menemen sokaklarında; ‘din devleti isteriz, şeriat isteriz’ çığlıkları ile 1930 yılında genç Cumhuriyet’e ve yapılan yeniliklere kafa tuttular.

Olaylara müdahale eden bekçilerimiz, HASAN ve ŞEVKİ beyleri de şehit ettiler.

Kubilay’a olan öfkeleri büyüktü!

Onu; genç Cumhuriyet’in kurucusu ve bekçisi olduğu için hunharca, acımasızca öldürdüler. Düşmanları yurdumuzdan kovan Atatürk’e ve genç Cumhuriyet’e isyan ettiler.

Halkını hem de Müslüman Anadolu halkını sadece vergide ve askerlikte hatırlayan, din adamlarını, evlatlarının boğdurulmasında, kardeşlerinin öldürülmesinde kullanan, saraylarda zevk ve sefa içinde yaşarken, Anadolu halkını ‘fakirlikle, eğitimsizlikle, hastanesizlik, işsizlik ve uygarlığın gereği hiçbir teknoloji ile tanıştırmayan padişahların zulmünden kurtaran Türk Silahlı Kuvvetlerinin yani Mustafa Kemal’in askeri olduğu için Kubilay’ın, büyük bir kinle başını testere ile kestiler.  Daha da kötüsü kesik başı sokaklarda dolaştırdılar.

İstemediler, uygarlık ve çağdaşlığı.

İstemediler, ülkeye yeniliklerin gelmesini.

İstemediler kadınların seçme, seçilme, okuma, erkekle aynı işlerde çalışma, baba malını erkekle eşit paylaşma haklarını elde etmesini.

İstemediler tek eşliliği. Bu konuda haklıydılar kendilerince. 600 yıl kendilerini yöneten hanedanın erkeklerinin,  haremlerinde,  40 kadınla yaşamasına alışkındılar. Böyle bir kısıtlama onları çileden çıkardı.

İstemediler, çağdaş yasalarla kurulan bir devlette yaşamayı. Çünkü şeriat yasaları ile yaşamak işlerine geliyordu.

Hastane yapılmasını, okulların açılmasını istemediler.

Çağdışı medrese eğitiminden uzaklaşılmasını, istemediler. Hepsini rahatsız etti.

Devletin varlığını 600 yıl hissetmeden yaşayan bu yobaz takımı, devletin nefesini hissedince ve halkı dini kullanarak yönlendiremeyince hınçlarını 23 yaşında bir fidandan aldılar.

Türkiye Cumhuriyeti’nin çok zor şartlarda kurulduğunu hiç kimse unutmasın.

Milletvekili, başbakan, bakan, bürokrat, iş adamı, prof, veteriner, öğretim görevlisi, öğretmen,  yargıç, savcı, avukat, doktor, mühendis, mimar, gazeteci, işçi, memur, çiftçi, belediye başkanı, esnaf, sanayici, armatör, oyuncu, manken, ses sanatçısı, besteci, tiyatro ve sinema sanatçıları, oyun yazarları, şairler, yazarlar, ressam, heykeltraş, tiyatrocu, film yapımcıları, bale, opera sanatçıları, kadın erkek ayırımı olmadan tüm iş kollarında çalışma özgürlüğü kazananlar hepinize sesleniyorum:

19 MAYIS 1919’dan başlayarak 1938’e kadar süren ve Türklerin; çağdaş, çalışkan, zeki, atılımcı, kahraman, cesur bir millet olduğunu hem kendimize hem de dünya milletlerine gösteren, devrimlerle de bunu kanıtlayan Atatürk ve silah arkadaşlarını unutmayın!

Atatürk ve silah arkadaşlarına ihanet etmeyin,

Atatürk ve silah arkadaşlarının 38 isyanla boğuşurken sizlere bu günleri yaşatmak için verdikleri mücadeleyi görmezden gelmeyin.

Atatürk, asla padişahlığa özenmedi.

Atatürk asla Türk Milleti’ni dünya milletlerinin gözünde küçültüp, ‘hasta adam’ dedirtmedi.

Atatürk, sıkışınca düşman gemisine binip kaçmadı.

Atatürk, tüm malını milletine bıraktı.

Hiç bir yakınını millet malından yararlandırmadı.

Atatürk 15 yıl boyunca, yobazlarla, din düşmanlarıyla, siyasete dini alet ederek halkın temiz duygularını sömürenlerle mücadele ederek, Cumhuriyet’e zarar verenleri de affetmedi.

Kubilay’ın başını kesenleri aynı yerde yargılattı ve astırdı.

Ecevit ve Bahçeli gibi Kınalı Kuzularımız’ın , kahraman polisimizin, emniyet güçlerimizin, Gaffar Okkan gibi vatansever emniyet müdürlerimizin, iki ateş arasında kalıp şaşıran vatandaşlarımızın, ve minicik bebelerimizin katili APO’yu getirip besletip, başımıza bela ettirmedi.

Atatürk tam 38 isyanla uğraştı ama herkesin şu anda elde ettiği ve kazandığı çağdaş yaşamı da hepimize hediye etti.

Yılmadı, isyancılardan korkmadı.

Kubilay’ın gözlerine bakın!

Başımı verdim cumhuriyet uğruna, yüce önderimizin resmini iş yerlerine asmaktan korkanlar,

Ulusal Bayramlarda onun adını anmayan, afişler asmayan, 10 Kasımlar’ı görmezden gelerek bir kez bile rahmet okumayan, İstiklal Marşı okunurken saygıyla durmayan, sanki bu cumhuriyet ve bu vatan ATATÜRK tarafından bizlere verilmemiş gibi tavırlar sergileyen sizler! Boşuna mı yaptık tüm devrimleri, boşuna mı verdik bu canları?

Atatürk’ten ve devrimlerinden, laiklikten uzaklaştıkça hem kendimize hem de dinimize çok zarar vereceğiz.

ATATÜRK DİYOR Kİ

‘Efendiler,

Biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı oldukları, Selçuklu ve Osmanlı’yı bu yüzden batırdıkları için yasakladık.

Çok değil, yüz yıla kalmadan eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki; bazı kişiler, bazı cemaatler bir araya gelerek bizlerin din düşmanı olduklarımızı öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek ama sıra devleti bölüşmeye geldiğinde birbirlerine düşeceklerdir.

Ayrıca unutmayın ki; o gün geldiğinde her bir taraf diğerlerini dinsizlikle suçlamaktan geri kalmayacaktır.’

Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere; bu vatan için canını veren, Kurtuluş Savaşı ve Çanakkale Savaşı’ndaki tüm şehitlerimize, unutulan ve hiç anılmayan Kore ve Kıbrıs şehitlerine, Apo ve PKK denilen katillerce canlarına kıyılan kınalı kuzularımıza, emniyet görevlilerimize, Kubilay ile birlikte tüm devrim şehitlerimize, yüce tanrıdan rahmet diliyorum. Hepiniz nurlar içinde, ışıklar içinde yatın.

Sizin sayenizde bu güzel vatanda nefes alıyoruz.

Bakmadan Geçme