Cemal Süreya'yı Anmak
Cemal Süreya'yı Anmak - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar.
Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin.(
Cemal Süreya)
***
Öleli 25 yıl olmuş. Daha dün gibi geldi bana; zaman suda sabun gibi eriyip gitmiş.
Cemal Süreya Tunceli/ Pülümür’de doğdu (1931) İstanbul’da yaşama veda etti (1990) Asıl adı Cemalettin Seber'dir.
Saygı değer dost Barış Kaşıkcı yazdı;
“İkinci yeni hareketinin önde gelen şair ve kuramcılarından sayılan Cemal Süreya'nın ilk şiiri "Şarkısı Beyaz" Mülkiye dergisinin 8 Ocak 1953 tarihli sayısında yayımlanmıştır. Geleneğe karşı olmasına rağmen geleneği şiirinde en güzel kullanan şairlerden birisiydi. Kendine özgü söyleyiş biçimi ve şaşırtıcı buluşlarıyla, zengin birikimi ile, duyarlı, çarpıcı, yoğun, diri imgeleriyle ikinci yeni şiirinin en başarılı örneklerini vermiştir. Ölümünden sonra adına bir şiir ödülü kondu: 1997'de Cemal Süreya arşivi yayımlandı 38 sürgününü şöyle anlatıyordu:
“Bizi kamyona doldurdular,
Tüfekli iki erin nezaretinde,
Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular,
Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar,
Tarih öncesi köpekler havlıyordu."
---
Cemal Süreyya, yeni kuşağın, başarılı şairlerinden biriydi ve dost ilişkilerimiz vardı. İkinci yeni akımının öncülerinden olan sanatçı Mülkiye Mezunudur. Maliye Bakanlığında Müfettişlik görevi yapıyor, denetleme alanı Konya olduğu için 3-4 yıl sürekli Kentimize gelip gidiyor, Vergi Dairesini ve kimi yükümlüleri denetliyordu. Çalışma saati sonrası Feyzi Halıcı ile birlikte üçümüz buluşuyor, edebiyat ve şiir üzerine saatlerce söyleşiyor ve tartışıyorduk.
---
Cemal Süreya’nın şiirlerinin çoğu özdeyiş niteliğindedir ve ezberlerden düşmüyor.
“ Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte.
Her ölüm erken ölümdür.”
Ölümü erkenin de erkeniydi. Yazacak ve yapacakları vardı. Cumhuriyetin en özgün şairlerinden biriydi “Doğduğu Erzincan'dan Paris'e uzanan bir yaşam serüveni içinde Maliye Müfettişliği, Darphane Müdürlüğü gibi görevlerde bulundu, ama
"temel
işi"
hep şiiri gördü. Denemeleri, eleştirileri ve dergiciliğiyle de edebiyatımıza da birçok yapıt kazandırmakla kalmadı yön de verdi. “Çocuğum” diye sevdiği Papirüs dergisiyle edebiyatımıza yeni çizgiler, çeşitli renkler kattı. Ağustos 1960'tan itibaren dört sayıya ulaştırabildiği Papirüs dergisini Haziran 1966- Mayıs 1970 arası 47, 1980-1981 arası iki sayı daha çıkarabildi. Yedi Tepe, Pazar Postası, Yeditepe, Oluşum, Politika, Yeni Ulus, Aydınlık, Saçak, Yazko Somut, 2000'e doğru’da şiir ve yazılarını yayımladı.
Cemal Süreya'nın ilk şiiri "Şarkısı Beyaz" Mülkiye dergisinin 8 Ocak 1953 sayısında yayımlandı. Geleneğe karşı olmasına karşın bunu şiirinde en güzel kullanan şairlerden birisiydi. Kendine özgü söyleyiş biçimi ve şaşırtıcı buluşlarıyla, zengin birikimi ile, duyarlı, çarpıcı, yoğun, diri imgeleriyle ikinci yeni şiirinin başarılı örneklerini verdi. Ölümünden sonra adına bir şiir ödülü kondu.
---
Şiirlerinde hep erotizm ve aşk vardı;
“Erotik bir şiirdir benimki. Sanırım en belirgin özelliğim budur. Dipte tarih içinde uygarlık ve var olma sorunu tartışılır.”
AŞK
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı,
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun oturmuştu
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullular
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi ki sevmek
Ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatrı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra Sonrası iyilik güzellik.
Ama Senin
Daha nen olayım isterdin,
Onursuzunum senin!
Bu Bizimki
Yıkıcı bir aşk bu,
Yıkıyor milletin ortasına
Tutku yükünü.
Bölücü bir aşk,
Ekmeği suya bölüyor
Günde üç öğün.
Hain bir aşk bu,
Sizin eve hırsız girer
Onunkine polis.
Yasadışı bir aşk,
Evlenmeyi
Hiç mi hiç düşünmüyor.
Soyguncu bir aşk bu,
En sıradan ezgilerden
Sevinçler devşiriyor.
Kökü dışarda bir aşk,
Dante ile Beatrice’ inkine
Fena öykünüyor.
İşgalci bir aşk bu,
Samanlık sevişenin diyor
Başka şey demi yor.
Yazmam daha aşk şiiri
Oydu bir bakışta tanıdım onu
Kuşlar bakımından uçarı
Çocuk tutumuyla beklenmedik
Uzatmış ay aydın karanlığıma
Nerden uzatmışsa tenha boynunu
Dünyanın en güzel kadını bu oydu
Saçlarını tarasa baştan başa rumeli
Otursa ama hiç oturmaz ki
Kan kadını rüzgârdı atların
Hep andım ne yaşanır olduğunu
En çok neresi mi ağzıydı elbet
Bütün duyarlıklara ayarlı
Öpüşlerin türlüsünden elhamra
Sınırsız denizinde çarşafların
Bir gider bir gelirdi işlek ağzı
Ah şimdi benim gözlerim
Bir ağlamaktır tutturmuş gidiyor
Bir kadın gömleği üstümde
Günün maviliği ondan
Gecenin horozu ondan
---
Cemal Süreyya’nın 1975'te Darphane Müdürlüğü sırasında bir davranışı var ki, dobralığı bağlamında şapka çıkarılır;
Dönemin Maliye Bakanı darphaneyi ziyarete gelmişti. Bakanın dünya görüşüyle sanatçının ki taban tabana zıttı. Bu nedenle görevden almak için bir açığını arıyordu.
Ziyareti sırasında hesap-kitap ve çalışma düzeninde eksiklik saptayamadı. Ancak sudan bir kusur bulmuştu;
“
Burası
çok
pis!"
Cemal Süreyya, hemen yanıtladı;
- Olabilir, ama
siz
gelinceye
kadar
tertemizdi.
Bakan, Minareye kılıf bulmuş, Cemal Süreya’yı ertesi gün görevden almıştı.
Cemal Sürey’yı 25. ölüm yılında saygıyla anıyoruz. Allah rahmet eylesin...
Bakmadan Geçme