Celal Bayar - Adnan Menderes

Celal Bayar - Adnan Menderes - Yeni Meram Gazetesi - Rıdvan Bülbül

Celal Bayar - Adnan Menderes
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Uzun bir süreci içine alan mesleksel yaşamıma ilişkin birçok anılarım olduğu kuşkusuzdur. Bunlardan  “kıssadan hisse” yüklü kimilerini kronolojik bir seyir izleyerek  Haziran seçim sürecinde aktarmak istiyorum.

Mesleğe lise, hatta ortaokul sıralarında başladım. Daha Öğrenciyken birçok İstanbul gazetesinin temsilciliğini yapıyordum.  Bu süreçte, sağ yelpazede yer alan partilerimizin Liderleri ile de dostluklarımız oldu;

Celal Bayar, Adnan Menderes,  Süleyman Demirel, Turgut Özal, Alpaslan Türkeş, Muhsin Yazıcıoğlu, Necmettin Erbakan, Mesut Yılmaz.(Erbakan Hocayı yazdım)

■ Celal Bayar’la...

Konu Celal Bayar’a gelince söze bir öykü ile başlamak istiyorum;

Celal Bayar 1940’larda CHP’den istifa etmiş... DP’nin kuruluş hazırlığı yapılıyor...

Sıkıntısını bir arkadaşına şöyle aktarıyor:

- Bütün toplar bize çevrilmiş.. Sağa dönsem faşist diyorlar... Sola dönsem komünist diyorlar...

- Siz de sağa sola dönmeyin ortada kalın.

- O zaman da CHP’den neden ayrıldın diyorlar.

Dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar Konya’daki incelemeleri bağlamında programa göre gazetecileri Valinin makam odasına kabul edip, sorularını yanıtlayacaktı. O dönemde, gazeteci sayısı bir elin beş parmağı kadar azdı. Makam odasında üç beş gazeteci, Cumhurbaşkanı Bayar’a sorular sorduk, notlar aldık. Sorularım merhum Celal Bayar’ın da dikkatini çekmiş,  Lise öğrenicisi  olduğumu öğrenince de  iltifatta bulunmuştu;

“Daha çok gençsin, zeki ve kabiliyetlisin. Büyüklerin soramayacakları sorular sordun, ben de bundan büyük keyf aldım. Yarınlar seni bekliyor. Tebrik ediyorum.”

Toplantı sonrası Valinin odasından çıktığımda Özel kalemde, Lisemizin Müdürü rahmetli Nail Gökbudak oturuyordu. Disiplinli, sert ödünsüz bir yöneticiydi. Beni  çıkarken görünce, odadaki kalabalığın da duyacağı bir ses tonuyla konuştu;

-Koskoca Lisenin Müdürüyüz, henüz Cumhurbaşkanı ile görüşemedik ama bir  genç öğrenicimiz  konuştu ve gidiyor.

Nail Gökbudak Müdürümüz üstelik Bayar ailesinin yakınıydı. Tepkisindeki sertlik de belki bundan kaynaklıyordu. Ceketimin düğmelerini ilikledim, saygıda kusur etmeyen bir ifadeyle dedim ki;

- Sayın Hocam siz Müdürsünüz ama, ben de gazeteciyim!

Adnan Menderes’le;

Başbakan merhum Adnan Menderes, ülke konuları dışında İlimize bağlı kimi İlçelerin İl yapılmasına ilişkin açıklamalar için trenle Konya’ya geliyordu. Sivil toplum örgütleri, Milletvekilleri basın, akil insanlar, çoğunluk Konya’nın bölünmesine karşı çıkıyordu. Bu sesini yansıtmak için ziyaret günü gazeteye attığım sürmanşet şöyleydi;

“Konya, Bir Bütündür, Parçalanamaz!”

DP İl Başkanı ve yöneticileri, Belediye Başkanı ve Milletvekilleri beni Başbakanı karşılamak için Pınarbaşı’na götürdüler ve aynı trene binmemi ve gazete manşetini göstermemi rica ettiler. Merhum Menderes’in kompartmanına girdim hal-hatırdan sonra gazeteyi kendilerine ilettim dikkatle okudu.  Güleç bir çehre ile son derece nazik konuştu;

“Hakkınızda mebuslarımızdan bilgi aldım doğruları yazdığınızı söylediler. Görüşünüzü bir de sesli söyler misiniz?”

Efendim dedim, sürmanşet çoğunluğun, Konya’nın sesidir. Merhum Menderes,  konuşmalarında diğer konuları dile getirdi, ancak il yapılacak İlçelere hiç değinmedi.  Böylece il yapılacak ilçeler dosyası kapandı; ta ki, tüm Konya Milletvekillerinin karşı çıkmalarına karşın dönemin Devlet Bakanı Işın Çelebi’nin (Karaman’lı)  çabalarıyla Karamanın İl olmasına (1989)  kadar...

Yazgıya bakın ki, yıllar sonra dönemin en çok tirajlı iki gazetesinden biri olan Yenisabah adına Yassıada duruşmalarını başlangıçtan itibaren bir hafta süreyle izlemiş, Merhum Bayar ve Menderes’le göz göze gelmiş ve  bir buruk bir anlamlı uzaktan selamlaşmıştık.

An belki geçicidir, fakat anı ebediyen kalıcıdır

. (Bud Meyer)

Bakmadan Geçme