Ateşbaz-ı anlayamamak!..

Ateşbaz-ı anlayamamak!.. - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi

Ateşbaz-ı anlayamamak!..
TAKİP ET Google News ile Takip Et

"Hangi kimsede tefekkür varsa, o kimse için, her şeyde ibret vardır."

buyurmuş Yusuf bin İzzeddin yani Ateşbaz-ı Veli.

Ne çektiysek tefekkür edememekten ve ibret alamamaktan çekiyoruz!

Ateşbaz-ı Veli'yi anmak için  Mutfak Kültürü ve Mutfak Kültürü Ödülleri düzenledik, ödüllerini de, 24 Ekim 2015 Cumartesi günü merasimle veriyoruz!

Böyle bir gecede ne konuşabilirsiniz?

Ateşbazın mana mutfağını mı, yoksa dereceye girenler ve dereceye giren yemekleri mi?

Ah Konya ah! her defasında baltayı taşlara vurmak zorunda mısın?

Ateşbaz-ı Veli, gönüller sultanı Hz.Mevlana'nn gönül mutfağının başına memur ettiği gönül erlerinden bir er.

Dünya ateşine dayanamayan çiğlerin, akıllarını erdiremediği, vardıramadığı, hor gördüğü, nasıl bir ateşmiş o öyle dediği mana ateşinin yandığı ocakların başındaydı Ateşbaz!

Farsça ateşle oynayan demek Ateşbaz! Ateşle oynamak ne ilizyondur, ne sihirdir.  Ateşe dünya ateşi mantığı ile bakanlar için, ateş yakandır, kavurandır, bunaltandır, yanına yaklaşılamayandır.

Ya mana ateşi? Mana ateşine gönül dayanır ancak!

Dayanılabilmesi içinde bir terbiyeden geçilmesi gerekir.

Adaptan, edepten nasibini almış gönül erlerini yetiştiren bir mutfağın başındadır Ateşbaz.

Mana ateşlerinde yanmaya gelenler için gönüllerin ısındığı bir mutfaktır o mutfak!

Aşkın yemekle, içmekle, yemek yarışmalarıyla ne alakası olduğunu kim anlatacak, maddi mutfaklardan gelecek nimetlere gözünü dikmişlere!

Ateşbazlık manevi bir makamdır anlayana!

En usta aşçılara Ateşbazın izinden gidenler, Ateşbazın Ahçıları mı, diyeceksiniz?

Derseniz, incitmiş olursunuz Ateşbazın kalbini!

Hamdım, piştim, yandım demiş ya Hz. Pir.

Ateşbazın mutfağını, boğazlara ve midelere açılan bir kapı olarak görmek, öyle hayal etmek hamlığın ve çiğliğin ta kendisidir!

Ateşbaz'ın bütün görevinin sadece yemek pişirmekten ibaretmiş gibi görülmesi ve gösterilmesi ise onu oldukça yanlış değerlendirmekten ibarettir diye düşünüyorum.

Mutfak kelimesi açıldığında, manevi terbiye, adap, usûl, erkân gibi kaidelerinin verildiği, öğretildiği ve bu yola başlayanların yetiştirildiği ve pişirildiği yer anlamına gelmesi gerekmektedir.

O mutfakta hamlar pişmekte, olgunlaşmakta, ermekte, aşkla yoğrulup kavrulmaktadır.

O mutfak bir seviye tespitine nezaret eder. Aşk yolunun yolcuları, ilk adımlarını orada atarlar, gurur ve kibirlerini, dünyaya ait istek ve arzularını dergahın dış kapısında bırakıp da öyle girerler içeri.

Gönül mutfağının, alelade bir mutfak olduğunu kim söyleyebilir ki? Feyz ve bereket kapısından içeri adım atma hevesinde olanlara açılan bir kapıdır Ateşbazın kapısı.

Hamlar, o kapıdan girer. Hz. Mevlânâ’nın huzuruna varmayı hak edecek olgunluğa erişinceye kadar Ateşbaz-ı Velinin imtihanından geçer, kanaat hasıl olduğunda, onun huzuruna kabul edilirdi.

Ateşle oynayanın elinin yandığını gördünüz mü? Ya gönül ateşiyle oynayan ne yapar? İşte onun cevabı da Ateşbaz-ı Velinin sırrında gizli!

Son derece bakımlı olan türbesinin, küçük kapısından onu selamlayarak, başınızı eğerek girersiniz.

İçinizi rahatlatan, manevi bir havayla dopdoludur bu türbe. O hissi ne lisanen anlatabilir, nede kalemle yazabilirsiniz.

Bambaşka, bir ferahlık içinizi sarar. Ateşbazın huzurunda yanmaz, serinlersiniz adeta.

O, Hz. Mevlânâ’yı görmüş, onunla yaşamış, hem-hal olmuş ulu bir Velidir. Onun türbesi Konya’nın sınanmış ziyaretgâhlarından birisidir. Okunan Fatihalar gönüllere su serper, serinletir, ferahlatır.

Gerek, Sultan-ül Ulemadan, gerekse de Hz. Mevlânâ’dan feyz almıştır. Hz. Mevlânâ’ya babasının vefatlarından sonra destek olmuş, onun canlarına, aşkını ve gönlünü kattığı mutfağında bir ömür boyu hizmet etmiştir...

Bakmadan Geçme