19 Mayıs bir başka diriliştir!..

19 Mayıs bir başka diriliştir!.. - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi

19 Mayıs bir başka diriliştir!..
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Tam 96 yıl önce bugün Mustafa Kemal ve arkadaşları kendilerini taşıyan Bandırma Vapurundan inerek Samsun’a ayak basmışlardı.

Vatan topraklarının en acı günleriydi o günler.

15 Mayıs 1919’da Yunanlılar İzmir’e çıkmış ve ilk kurşun Hasan Tahsin tarafından Yunan Bayraktarının alnının tam ortasına sıkılmıştı!

Sevr’e dayanan işgalciler, neredeyse işgal etmedik, ayak basmadık yer bırakmamışlardı.

Anadolu’da kargaşa, kaos ve ümitsiz bir bekleyiş vardı.

Bugün hafife alınan, kutlanması basit bir seremoniye dönüştürülen, Türk gençliğinin gür sesini haykıramadığı, anlam ve mana zengini bu gün,  Türk İstiklal savaşının başladığı bir kilometre taşıdır!

Ölümüne bir mücadelenin, hürriyete doğru uzanan ümit meşalesidir!

İzmir’in işgalini içine sindiremeyen Türk Milleti Anadolu’nun birçok yerinde işgali protesto ederek, bu işgale her ne pahasına olursa olsun karşı çıkacağını ve işgal altında bulunan topraklarını geri almak için ölümüne bir mücadele girişiminde bulunacağının işaretlerini vermişti. Herkesin sözünü dinleyeceği, emri altında toplanacağı, zaferi getirecek, zafere koşacak bir lidere ihtiyaç vardı.

Çanakkale’de, Ortadoğu’da, Trablusgarp’da ve Kafkas Cephesinde adı dilden dile dolaşan, efsane haline gelen Mustafa Kemal yanında ki bir avuç arkadaşıyla birlikte Samsun’a çıktığında, Anadolu’da bir heyecan kasırgası esti.

Onun bu adımıyla birlikte, işgalcilere karşı savaşanlar, arkalarında sırtlarını yaslayacakları koca bir dağ buldular.

Mustafa Kemal Paşa, çok geçmeden işgalci Fransız, Yunan, İtalyan ve İngilizlerle savaşanlara kalkan oldu, kanat gerdi, destek verdi. Türk Milletinin talihi dönmüştü adeta.

O günleri yaşamayanlar, o günleri dinlemeyenler, o günlerin heyecanını ruhunda hissetmeyenler, bu mücadelenin ne anlama geldiğini, insanlarıyla birlikte yakılan köyleri, ilçeleri Ermeni ve Yunan mezalimlerini hafife alabilirler!

İşgal altında ki toprakların defalarca el değiştirdiğini, çılgın Türklerin istiklallerine kavuşmak  için yapamayacakları çılgınlık olmadığı, çılgınlıklarının hududu olmadığını unutmuş olabilirler!

Türk tarihinin bir çok dönemi böyle çılgınlıklarla doludur.

19 Mayıs 1919 tarihiyle başlayan ve yaklaşık 3.5 yıl süren Milli Mücadele 9 Eylül 1922’de İzmir’in Yunan işgalinden kurtarılmasıyla sonuçlandığında Anadolu’da işgalcilerden temizlenmişti.

Oysa, Polatlı yakınlarına kadar ilerleyen Yunan birlikleri,

“ Ankara’ya, Ankara’ya!”

diye bağırıyorlar ve zafer çığlıkları atıyorlardı.

Ankara’nın düşmesi demek, Milli mücadelenin sona ermesi demekti. Dünyanın bütün belli başlı ülkeleri tarafından silah ve mühimmatça desteklenen Yunan ordusu Ege'nin neredeyse tamamını, Marmara’nın güneyini eline geçirmiş, Megalo İdeasını gerçekleştirme adına Ankara’yı işgale gelmişti. Yunan toplarından atılan mermilerin sesi Ankara’dan duyuluyordu.

*/*/*/*/*

Sultan Alpaslan’ın Malazgirt’le Anadolu kapısını açmasıyla başlayan o kutlu yolu taçlandıran Kutalmışoğlu Süleymanşah, dağınık Türk Milletini, Anadolu’da yeniden diriltiyordu.

Onun soyundan gelen I. Kılıçaslan, Sultan Mesud, II. Kılıçaslan Haçlı seferlerini durdurmuşlar, Anadolu’yu geçilmez yapmışlardı

Aradan birkaç yüzyıl geçti. Kayı boyundan Ertuğrul çıktı geldi Anadolu’ya…

Anadolu Selçukluları Moğol istilası ve işgalinden o kadar çok çekmişti ki, Anadolu’yu çekirge sürüleri gibi işgal eden, Anadolu’nun maddi zenginliğini soyup soğana çeviren, kalelerini yıkan, taş üstünde taş, gövde üzerinde baş bırakmayan Moğollar kasırga gibi esmiş, geriye ümitsiz, bitkin, harap, korkmuş ve sinmiş insanlar bırakmıştı.

Ertuğrul beyin kurduğu beylik umut oldu, birliği ve dirliği sağlayan güç ve kudret oldu.

Tam 623 yıl dünyanın en büyük ve en ihtişamlı devletlerinden biri olarak gönüllerde taht kurdu. 19 Mayıs 1919 öncesinde Osmanlı’nın son döneminde yine işgal edildi bu topraklar.

Yine bir diriliş yaşanması gerekiyordu Anadolu’da. Bu dirilişin kahramanı ise Mustafa Kemal’di.

Bu topraklar Kutalmışoğlu Süleymanşah’ı, Ertuğrul Beyi ve Mustafa Kemal’i gördü.

Her üçünün görevi aynıydı. Diriliş denen görevi tamamına erdirmek. Kim ne demiş, ne söylemiş, ne düşünmüş, ne düşünüyormuş inanın hiç önemli değil. Dirilişe vesile olanlar anılır durur da, dirilişi bildiği halde görmezden gelenleri, bahane icat edenleri, çekemeyenleri, velhasıl dirilemeyenleri üç gün sonra kimse hatırlamaz bile!..

Bakmadan Geçme