'Her Ölüm, Erken Ölümdür.'
'Her Ölüm, Erken Ölümdür.' - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi
Terör belası saldırılarını sürdürüyor. Güne yeni şehit/ şehitler haberiyle uyanıyoruz.
Ölümüm genci, yaşlısı olmaz. Nitekim Cemal Süreyya bir doğruyu dile getiriyor;
“Her ölüm erken ölümdür”
---
İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı girişinde gelenleri bir ayet karşılar;
''Her canlı ölümü tadacaktır''
---
Dede Korkut kitabında her öykü sonunda Korkut Ata eline kopuzunu aldığını ve şöyle dediğini anlatır;
“Gelimli gidimli dünya âhir son ucu ölümlü dünya.”
---
İş bu mana-yı bedihi görünen gün gibidir
Ömür bin yıl da olsa yine bir gün gibidir.
(Arif)
...
Gece gelen telgraf dört heceden ibaretti:
“
Vefat etti!”
Dostlar girsin saflara,
Düşmanlar kına yaksın,
Gözyaşı göstermeden ağlayacaksın,
Gece gelen telgraflara.
(Nazım Hikmet)
Şimdi kitle iletişim araçları çoğaldı, teknolojiye ayak uydu. Ölüm haberleri gece artık telgrafla değil, telefonla ya da ya da
e- mail’lerle geliyor.
...
Öldük, ölümden bir şeyler umarak;
Bir büyük boşlukta bozuldu büyü.
Nasıl hatırlamazsın o türküyü,
Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü,
Alıştığımız bir şeydi yaşamak.
Şimdi o dünyadan hiçbir haber yok,
Yok bizi arayan, soran kimsemiz.
Öylesine karanlık ki gecemiz,
Ha olmuş ha olmamış penceremiz;
Akarsuda aksimizden eser yok.
(Cahit Sıtkı)
---
Yunus Emre Dilinden;
- Ölüm fikri, insanın, kuşkusuz en temel düşünceleri arasında yer alır. Hasret, korku, pişmanlık, keder, ıstırap gibi olumsuz ruh hâlleri çoğu zaman ölüm endişesiyle birlikte anlam kazanır. Ölümün gerçeğini bilen kullara göre dünyadan gidiş, sevincin, bahtiyarlığın, vuslat ve visalin başlangıcı; Cemal'e, Didar'a açılan bir kapıdır. Bu kapının eşiğine varmayı arzulayan kullar, Yunus örneği erenler için duygular bir medd- ü cezir halidir ki, yaşamla ölüm arasında şimşek hızıyla gelir, gider ve telvin (telvin, tasavvuftaki anlamı halden hale geçmek demektir) bulaşır, ha demeden hayran olur. Yunus’a da herkes gibi ölüm ezelde takdir olunmuştur ve yaratılmışların tümü gibi o da fani olduğunu bilir.
"Bu cân sana bâkî kalmaz, anda varan geri gelmez
Yunus, kim öldürür seni, veren alır yine canı."
---
■
Sular hep aktı geçti,
Kurudu vakti geçti,
Nice han nice sultan,
Tahtı bıraktı geçti,
Dünya bir penceredir,
Her gelen baktı geçti.
(Yunus Emre)
■ Ten fanidir, can ölmez
Çün, gitti geri gelmez
Ölür ise ten ölür
Canlar ölesi değil...
(Yunus Emre)
---
■
Sen öldükten sonra geriye kalan şeyler daha uzun zaman bu yeryüzünde kalır. Geriye bırakacağın eser sana rahmet okutacak bir eser olmalı.
(Firdevsi)
■
Büyük insanlar veda ederek gider,
basit ve küçük insanlar ihanet ederek giderler. (Lao Tzu)
---
Yolunu yitirmiş Mecnun, çöllerde Leyla diye diye dolanıp dururken biri ona duyurdu;
- A deli, Leyla öldü.
- Çok şükür Allah'a!
Kara haberi veren adam şaşırdı;
- A dini imanı darmadağın olmuş zavallı! Hem onun için yanıyorsun, hem de böyle diyorsun, ayıp sana!
Mecnun'un yanıtı pek hazindi;
- O ay yüzlüden, her an iyiliğini isteyip dururken ben bir şey elde edemedim, kötülüğünü isteyen de bir şey elde edemesin bari. Çünkü bir gün aya sordular "En çok neyi seversin?"
Ay yanıt verdi;
"Güneşin tutulup ebediyen perde arkasında kalmasını severim”
Sonra da ekledi;
- Değil mi ki onu kendi gözümden bile kıskanıyorum!
---
■
Sultan olsan, hekim olsan, ölüm seni sallar bir gün /Azrail’in pençesinde, kara yere yollar bir gün/
Diyemezsin ben gidemem, toprak altında edemem/
Sen gidersin yalınayak, dua okur eller bir gün/
Ölüm henüz uzak derken, soluverir güller bir gün. (Rabia Barış)
---
■
İnsanlara öyle iyi davranınız ki,
düşmanlarınız bile ölümünüze ağlasınlar.
(Hz. Ali)
■
Sanmasınlar yıkıldık,
Sanmasınlar çöktük;
Bir başka bahar için
sadece yaprak döktük'. (
Mevlana)
---
Hazret-i Ömer halife iken kurt koyunu yemezdi. Ama O dünyadan göçünce, kurtlar koyunlara saldırır oldular.
Bir çoban, iki arkadaşıyla sürüsünün önünde oturuyordu ki, aniden bir kurt gelip, saldırdı koyunlara. Bunu gören çoban kaygılandı;
“Vâh Ömer!”
Sonra ağlamaya başladı.
Arkadaşları sordu;
“Ne oldu, niye ağlıyorsun?
“Halife Ömer vefat etti!”
Öbürleri sordu:
“Nasıl bildin?”
“Görmediniz mi, kurt koyunlara
nasıl da saldırdı
Yanıt verdiler;
“Evet biz de gördük!”
“O sağ olsaydı saldırabilir miydi?”
Birbirlerine bakıp konuştular;
“Kesinlikle..”
“Değil saldırmak, bakmaya bile cesaret edemezdi. Yıllardır çobanlık yapıyorum. Böyle bir olaya hiç tanık olmadım!”
Öbürleri bunu da doğruladılar.
Çok geçmeden Hz. Ömer’in yaşama veda haberi köye ulaştı; aynı gün aynı saatte.
---
Hz. Ömer’in öldüğü gün dünyayı koyu bir karanlık kaplamıştı. Çocuklar korku içinde annelerine koştu. Biri annesiyle konuştu;
“Anneciğim, anneciğim!”
“Ne var yavrum?”
“Gök karardı, kıyamet mi kopacak?”
“Hayır yavrum. Kıyamete daha var.”
“Peki, gökyüzü niye kararıp simsiyâh oldu?”
Düşündü; titreyen sesiyle yanıt verdi;
“Halîfe Ömer vefât etti evlâdım.
Gökyüzü belki de onun için kararmıştır.”
---
Bugünü düşünürüm, dün geçti yarın var mı?
Gençliğime de güvenmem, ölen hep
ihtiyar mı? (
Hallac-ı Mansur)
---
Azrail temelin yanına gelir, der ki;
“
Kardeş vaktin tamam hadi gidelim!”
Temel de uyanık; yalvarır ;
“Bana 5 yıl süre ver sonra gel al canımı“
Azrail “tamam” der, Temel kendi kendine “pilot olursam beni havada yakalayamaz.” Moduna girer; ancak ne var ki, 5 yılsonunda Azrail pilot temelin yanına gelir ve” vakit doldu gidelim” der.
Temel, Azrail’e yakınır;
“ Şimdi canımı alsan arkada 300 yolcu var; onlar ne olacak”
Azrail yanıt verir;
“ Oğlum! hepinizi bir araya getirene kadar anam ağladı zaten...
Bakmadan Geçme