'Gel, Dosta Gidelim Gönül!'
'Gel, Dosta Gidelim Gönül!' - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi
■
İnsanlara öyle iyi davranınız ki,
düşmanlarınız bile ölümünüze ağlasınlar.
(Hz. Ali)
■ İş bu mana-yı bedihi görünen gün gibidir
Ömür bin yıl da olsa yine bir gün gibidir.
(Arif)
■
Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm.
***
İslam Dünyasında önemli bir yer tutan muharrem ayına dün son nokta konuldu. İslam dünyasının ilk ayı muharrem ayı Hicri yılbaşının da başlangıcıdır. Muharrem ayı 14 Ekim’de başladı ve 12 Kasım Perşembe günü (dün) sona erdi.
Muharrem ayının onuncu günü Şimir (Şemmer) , Hz. Hüseyin’in başını kılıçla keserek şehit etti; 70 kişi daha şehit edildi.
Şimir, Hz. Hüseyin’inin başını kestikten sonra, bir torbaya koyup evine götürdü. Hanımı, gece dışarı çıktığında, oradan bir nurun göklere yükseldiğini gördü. Yanına yaklaşınca bir ses işitti. Kocası Şimir‘in yanına gidip, durumu anlattı ve sordu;
- Onun altında ne vardır?
Şimir, yanıtladı;
- Bir haricinin başıdır. Yezid’e götürüyorum, bana çok mal verir.
Hanımı, yine sordu;
- Adı nedir?
Eşi, “Hüseyin bin Ali’di.” yanıtını alınca, bir çığlık attı ve bayılıp düştü. Kendine geldiğinde kocasını azarladı;
- Allah’tan korkmadın mı? Âlemlerin göz nurunun başını nasıl kestin!
Sonra ağlayarak, Şimir’in yanından çıktı. Şimir uyuyunca, Hz. Hüseyin’in mübarek başını alıp öptü ve odasına götürdü. Gece ilerleyince, kadını uyku bastırıp, uyudu. Düşünde evinin yarıldığını ve her tarafı bir nurun kapladığını gördü. Beyaz bulut içinde iki kadın geldi; Hz. Hüseyin’in başını alıp ağlaştılar. Bu İki kadın, Hz. Hatice ile Hz.Fatma’dır. Daha Sonra da yüzü ay gibi bir kimse göründü;
“
Bu, Muhammed aleyhisselâmdır.”
Sağ tarafında Hz. Hamza, Ca’fer-i Tayyar diğer tarafında Eshâb-ı kirâm vardı.
Hz Hatice ve Hz. Fatma, Şimir’in hanımının yanına gelip, sordular;
- Senin bizim üzerimizde hakkın çoktur; ne istersin?
- Cennette sizinle birlikte olayım.
Yanıt verdiler;
- Seni bekliyoruz!
Sabah kocası Şimir gelip, Hz. Hüseyin’in başını istedi. Hanımı vermedi,
- Artık seninle yaşayamam, beni boşa!
Şimir de boşadı. Fakat başı yine vermedi,
- Ölürüm de yine vermem!
Şimir kadını öldürdü ve Hz. Hüseyin’in başını aldı.
Abdülvehhâb-ı Şa’rânî anlatıyor:
- Hz. Hüseyin’in mübarek başı Şam’dan Medine’ye getirildi. Valinin emri ile başı kefenlenip Bakî’ Kabristânında, Hz. Fatıma’nın kabri yanına defnolundu.
---
Hz. Muhammed, oğlu İbrahim’in ölümü üzerine gözyaşı dökmüş, ağlamanın yasak olduğu anımsatılınca da, bu tutumunun yasaklanmış ağlama sayılmayacağına dikkati çekmiş, gözyaşı dökmekle Allah’ın azap etmeyeceğine, ancak bağırıp çağırmaya azap edeceğine vurgu yaparak demiştir ki;
■ Muhakkak ki ölü, ehlinin, üzerine bağırıp çağırmayla azap duyar.
Dinimizde başsağlığı dilemenin süresi üç gündür, fazlası doğru sayılmıyor.
■ Matem tutan ölmeden tövbe etmezse, kıyamet günü azap görecektir.
---
İki şey vardır ki, insanı küfre sürükler. Birisi, bir kimsenin soyuna sövmek, ikincisi, ölü için matem tutmaktır.
(Hadis-i Şerif)
■ Bir insan, ne kadar şerefli makamlara
geçerse geçsin, aslının toprak olduğunu ve bir gün yine toprağa karışacağını unutmamalıdır.
(Hz. Ali)
■ Ölüm haberi gelmeden
Ecel yakamız almadan
Azrail hamle kılmadan
Gel dosta gidelim gönül.
(Yunus Emre)
Hayat bir uykudur ölünce uyanır insan.
Sen erken davran ölmeden önce uyan!
(Hz.Mevlana)
■ Sanmasınlar yıkıldık, sanmasınlar çöktük; Bir başka bahar için sadece yaprak döktük. (
Hz. Mevlana)
■ Ana rahminden geldik pazara
Bir kefen aldık döndük mezara.
(Yunus Emre)
Bakmadan Geçme