“BİR
kişi Allah’tan başka kimseye ihtiyacı olmadığına inanırsa, Allah da O’nu başkasına muhtaç etmez.
”
(Şems-i Tebrizi)
***
SULTAN’IN VEFATINI HİSSETMESİ
Sultan 1. Ahmed
(1590-1617), kalbi hayatının derinliği olan (
*)müttaki
bir Osmanlı Padişahıdır. Bahti mahlasıyla Peygamberimize bağlılığını ifade eden içli şiirleri vardır. Bu ince ruhlu Osmanlı sultanının ölmeden bir gün önce huzurunda bulunan mabeynci
Mustafa, Ahmed Han
’ın odada muhatabını göremediği kimselere karşı dört defa,
“ve aleyküm selam”
dediğine şahit oldu.
Mabeynci, bu garip sözlerin nedenini Sultanına sorduğunda,
Sultan Ahmed Han
şu cevabı verdi:
“O anda Hazreti
Ebu Bekir-i Sıddık
,
Hazreti Ömer
, Hazreti Osman ve Hazreti Ali efendilerimiz geldiler ve bana,
‘sen, dünya ve ahiretin sultanlığını kendine toplamışsın. Yarın Resulullah Efendimizin yanında olacaksın’
buyurdular.”
Gerçekten bu Hak dostu, denildiği gibi ertesi gün vefat ederek sevdiklerine kavuştu…
Ulu önder, Cumhuriyetimizin kurucusu
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
de son nefesini vermeden önce başında bekleyenler şahittir ve tarih kaydetmiştir ki
“ve aleyküme selam”
diyerek gözlerini yummuştu.
Softalara önemle duyurulur.
(*Müttaki:
Takva, korkma, sakınma, Allah korkusuyla günahlardan korunmak.)
***
MEHMETÇİK…
O bir Mehmetçikti. Yüreğinde ailesinin özlemi, elinde silahı ve önünde büyük umutları olan bir Mehmetçikti. Bu günü hayatı süresince bekliyordu. Öyle ki, vatani görevini yapmayı küçüklüğünden istemekte idi. Vatan sevgisi nedir bilmiyordu ama sonuçta doğuştan bir Türk’tü.
Mesut
12 yaşına geldiğinde doğuda askerlik yapan dayısı bir çatışma sırasında PKK’lılar tarafından şehit edilmişti. Bu olayın ardından
Mesut
’un içinde hiç sönmeyecek bir ateş yanıyordu.
Yıllar geçti ve askerlik vakti gelmişti. Büyük bir heyecanla koştu asker ocağına. Hayatı boyunca tatmadığı duyguları tadıyordu. Evden ayrılırken annesinin sözleri aklına geldikçe buruklaşıyordu. Annesi,
“Allahım! Kardeşim bu deryadan kana kana içti. Oğluma da nasip et. Bana da dayanma gücü ver”
demişti.
O da dayısı gibi askerliğini doğuda yapıyordu. Her an için hayatının tehlikede olduğunu biliyordu. Fakat bu onun için önemli değildi. Asker ocağında Mehmetçiğin çok güvendiği ve çok sevdiği
Ali
isminde bir arkadaşı olmuştu. Birbirlerinin can yoldaşıydılar. Herşeylerini paylaşıyorlardı.
Mesut
hayatından memnundu.
Arkadaşı
Ali
ile birçok çatışmalara girdiler. Soğuk gecelerde, ıssız dağlarda omuz omuza PKK militanlarına karşı durdular.
Askerliğin son günleri gelmişti. İki arkadaş adeta kardeş olmuşlardı. Bu gün son operasyonlarına çıkacaklardı. İkisi de çok mutluydu. Çünkü vatani görevi bitiriyorlardı. İçlerinde ailelerine kavuşma sevinci de vardı. Komutanlarından çok şiddetli bir çatışmaya gireceklerini öğrendiler ve ailelerini arayıp helallık aldılar.
Daha sonra çatışmaya girdiler. Militanlar önce mermileri yağmur gibi yağdırıp kaçtılar. Her zaman böyle yapıyorlardı zaten. Daha sonra yeniden ortaya çıktılar. Mehmetçikler çok şaşkındılar. Onlarca silah sesleri gecenin karalığında ıssız dağlarda yankılanıyordu. Sonra
Mesut
’un can yoldaşı
Ali
vuruldu. Bunu gören
Mesut
kardeşinin yanına koştu,
”kardeşim, Alim, beni duyuyor musun? Seni duyuyorum Mesut”
de.
“Duyuyorum kardeşim duyuyorum”
diyebildi
Ali
…
Ali
’nin şehadeti
Mesut
’un içini param parça etmişti.
Çatışma sona erdikten sonra Mehmetçikler şehit ve gazileri topladılar. 11 ölü ve çok sayıda yaralı vardı.
Komutan
Mesut
’un yanına gelerek,
“senin bir yaran var mı oğlum”
dedi.
Mesut
,
“var komutanım var. Kalbimde kapanmayacak büyük bir yara açıldı”
diye cevap verdi.
*
“EZAN DİNMEZ…
BAYRAK İNMEZ…
ŞEHİT ÖLMEZ…
ŞEHİTLER ÖLMEZ”
diyenler de var.
Hem de yüzde 90’lar düzeyinde…
Bakmadan Geçme