'Bu harmanın gelir sonu!..'
'Bu harmanın gelir sonu!..' - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi
Gariban, garip, yoksul, fakir-fukara, garip-guraba gibi söylemleri bundan sekiz yüz yıl önce
, “ Bir garip ölmüş diyeler / Üç günden sonra duyalar / Soğuk su ile yuyalar / Şöyle garip bencileyin”
diye özetlemiş Yunus Emre.
Garibe destek olmak, garibi hatırlamak, garibi unutmamak, garibi gözetmek, garibi kollamak, garipten haberdar olmak, garibin farkına varmak gibi birçok deyimimiz olmasına rağmen, gariplerden bihaber yaşayıp gidiliyor.
Gösteriş merakı, üstünlük hevesi, malla-mülkle yarışlara kalkışma, şatafat, lüks hayat noktasındaki aşırılıklar, üst düzey standartlardan her ne olursa olsun vazgeçememeler, kendinden aşağıdaki insanlara olabildiğince yukarıdan bakmalar iyiden iyiye arttı.
Evin en şatafatlısı, arabanın en pahalısı, paranın milyon dolar-milyon avro olanı, hanımın en güzeli, çocuğun en zekisi, hısım-akrabanın en çok destek vereni benim olsun, bende olsun, beni kimseler geçemesin derdinde olanın, bir başka derdi olabilir mi?
Ekmekle, işle, fakirle, ölenle-kalanla uğraşacak zamanı olur mu?
Keser gibi hep bana hep bana diyenin, bir sana –bir bana diye bir anlayışa sıcak bakması beklenebilir mi?
Bölüşme ve paylaşma gibi gerçekten insani olan yardımlaşmaların zenginden fakire değil de, fakirden fakire yapıldığının ne kadar farkındayız?
Elindeki bir lokma ekmeği ikiye bölüp, yakınlarıyla paylaşan insanların iyiden iyiye arttığı bir dünyada yaşıyoruz.
Öte yandan, önüne gelen bir tabak et dönerden, küçük bir parça alıp, doydum diye kalkan gösteriş meraklılarını, günde 5-6 öğün yiyip, hala açım diyen doymak bilmeyenleri biliyorsunuz!
Onlarca, yüzlerce emlak sahibi, dükkan sahibi olup da, bir ekmek parası çıkarıp verirken elleri titreyenleri de biliyorsunuz!
Kendinden başkalarını düşünmeyenleri, vur patlasın-çal oynasın diyenleri, nerde akşam-orda sabah yaşayanları, insanları kapılarda bekletmekten zevk alanları, gariplerle yoksullarla alay edenleri, dalga geçenleri de biliyorsunuz!
Tevfik Fikret, bundan bir asır önce, bu durumu
"Han-ı Yağma"
şiirinde şöyle anlatmış
, "Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak! /Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak! /Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak /, Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...”
"Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, / Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!”
Zengin ve fakir arasındaki uçurumun tahminlerin çok ötesinde derinleştiğini söylemek istiyoruz.
Gariplere, fakirlere, yoksullara destek olma konusunda yapılanların yetersiz olduğu, yetersiz kaldığı da ayrı bir konu.
Egoların tavan yaptığı, insanların burunlarından kıl aldırmadığı, kendilerine ne yapıyorsun denmesin diye, kendini ikaz edenlerle, doğru ve gerçekleri söyleyenlerle yolların ayrıldığı, yanında onu övenlerin ve anlatanların bulundurulduğu günümüzde, zenginin fakirin halinden anlamasını beklemenin boş bir hayal olduğunu söylememiz lazım.
Ne yapsın fakir? Nereye gitsin? Kimin kapısını çalsın?
İş konusunda, ekmeği aslanın ağzından, midesine indiren açıkgözler, çalışırsan şu, çalışmazsan senin gibi yüzlercesi var demekten çekinmiyorlar.
Verdikleri o parayla o insanın geçinemeyeceğini bile, bile insanı o noktalara çekmenin zulüm olduğunu bilmemek gibi bir yanlışı yapmaya devam ediyorlar.
Fakir için dökme suyla değirmen döndürülüyor havaları hakim!
Falanca yere git, üç öğün yemeğini oradan al! Filanca yere git üç-beş kuruş harçlık versinler!
Fakir-fukaraya kol-kanat gerdiğini iftiharla anlatmadığı yer kalmayan bazı kuruluşlarımız ve derneklerimiz ise,
“ ağlamayan çocuğa meme vermezler”
söylemini kendilerine düstur edinmiş bir şekilde hareket etme yolundalar.
Ağlamayan, ağlayamayan fakirler ve fukaralar için ne yaptınız?
Araştırdınız mı? Buldunuz mu? Ulaştınız mı?
Bu sorular cevapsız, yapılanlarda yetersiz!
Ellerinde var olan listelerin güncellenip, güncellenmediği, ne kadar fakir ve fukaraya gerçek araştırmalar sonucunda ulaşılıp, ulaşılmadığı bilinmiyor.
Fakirlerin ve yoksulların duyulmayan feryadı, adeta Erkin Koray’ın
“Fesuphanallah”
şarkısının dizelerinde saklı
, “
Alemin keyfi yerinde yine maşallah
/ Bize de bir gün kader güler, güler inşallah / Böyle gelmiş böyle gidecek korkarım vallah / Yok mu çaresi dostlar Fesuphanallah!”
TAZİYE
21. Dönem Konya MHP Milletvekili Hasan Kaya’nın eşi Eda Kaya Hanımefendinin vefatını öğrenmiş bulunuyorum. Merhumeye Allah’tan rahmet, acılı ailesine sabır ve başsağlığı diliyorum. ( E. Sunat)
Bakmadan Geçme