'Bırakacağın eli hiç tutma!.'

'Bırakacağın eli hiç tutma!.' - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi

'Bırakacağın eli hiç tutma!.'
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Birine el uzatmışsanız, uzanan eli tutmuşsanız, arada güven vardır, itimat vardır, kardeşlik vardır, sevgi vardır, aynı düşüncelere sahip olmak vardır.

O el bırakılmayacak ve bırakmayı zerrece düşünmediğiniz eldir çünkü...

Bırakılmayacak el vardır, bırakılacak el vardır hikayesinin ardına sığınmaya çalışan yalancıların asıl niyetlerini gözlerine bakarak anlayabilirsiniz!

Madem o eli bırakacaktın neden tuttun diye sorarlar adama, cevap veremezsiniz!

Susmanız, haklılığınızı değil, tuttuğunuz eli kendi çıkarlarınız için bıraktığınız anlamına gelir!

Tuttuğunuz eli hiç bırakmamak, insan olmanın, adam olmanın, dürüst olmanın, verdiği sözde durmanın özellikleridir.

Yol ayrımları, yolda yol alırken bozuşmalar, yolda yürünürken çeldiricilere yol arkadaşını kurban etmeler, feda etmeler, hısımdan ileriyken, hasım olmalar, dostken, kanlı-bıçaklı düşman kesilmeler, yolun cilvesidir!

Çünkü, yol baştanbaşa bir imtihandır.

Kimin kim olduğunu?

Kimin ne olduğunu?

Kimin gerçek niyetinin nerelere kadar uzandığını yola düşmeden anlayamazsınız!

Yol öylesine bir mihenk taşıdır ki, insanlar bütün hünerlerini bütün marifetlerini yolda gösterirler.

Yolda ilerlerken, aman ha...ellerimi bırakma, beni yalnız koyma, sana elimi uzattıysam, benim yol arkadaşım sensin diyenlerin sizi yolun yarısında bırakıp, yeni yol arkadaşları aradığında, yeni maceralara, yeni fikirlere doğru yelken açtığında, yolun asli sahibi kendisiymiş gibi davranmasına şahit olursunuz!

Size uzattığı eli gevşettiğinde, elinizi bırakmak için bahaneler ve gerekçeler hazırladığında, durup dururken hırslanıp, öfkelenip, nalet olsun, keşke tutmasaydım elini diye, elini hızla sizin elinizden çektiğini görürsünüz!

Madem bırakacaktın diye başladığınız sözlerin artık bir muhatabının olmadığını hayretler içerisinde görürsünüz.

Geldiği noktada, kendini çok daha güçlü gören, buraya kadar kendi başıma geldim, benim kimseye ihtiyacım yok diye düşünen o elin sahibi, artık size ihtiyacı olmadığı düşüncesiyle çekiverir elini!

Bir helalleşelim, hakkını helal et desin diye beklerseniz, nafile beklersiniz!

Bırakacağı eli işine geldiği noktaya kadar tutan insanda, Allah korkusu, insaf, merhamet, izan, insani yaklaşımlar ne yazık ki yoktur.

Bırakacağı elleri tutan ve defalarca bırakanlara şahitlik edenler olarak, bu vefasızlara, bu hayırsızlara olan hayranlığımız, tarafgirliğimiz,  yine de peşlerinden gitme gibi mantıksızlığı sürdürmemiz açıklanacak ve izah edilecek gibi değildir!

İnsanları yarı yolda bırakmadan önce, elimi bırakmayın diye gözleri dolu dolu yalvarmış olanların, o elleri bıraktıktan sonra, onu o güne kadar destekleyenleri defterden silmesine, bundan böyle kapımızı çalmasınlar demesine rağmen, onların peşinden gitmeye devam edenlere ne diyorsunuz?

Hz. Mevlana, yüzyıllar ötesinden bakın nasıl sesleniyor;

"Bırakacağın eli hiç tutma, Tutacağın eli ise hiç bırakma. Sahte sevgilere gül olmaktansa, gerçek sevgilere diken ol!"

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul-zurna az demişler!

Demişler lakin, daha iyi anlaşılsın diye, Mehteran,

" Gafil ne bilir..."

diye en yüksek perdeden marşlarını çalmaya başlasa, ne değişecek?

İnanın bir çoğumuz,  hem hiç bir şey anlamayacak, hem de elimi neden bıraktı ki,  ben ne yaptım ki, acaba ben bunu hakettim mi diye ağlamaya, sızlamaya devam edecek!

Bakmadan Geçme