'Beton estetiğin düşmanı derler!'
'Beton estetiğin düşmanı derler!' - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi
Estetik kavramı moda bir kavram. Göze hitap eden, göze hoş gelen, al benisi olan, dikkatleri üzerinde toplayan, dikkat çeken, hemen fark edilen, fark yaratan ne varsa estetik konusu olarak dile gelebiliyor!
Tramvay durakları, yeni cafeler, parklar, sonu park diye biten modern mimariden örnekler sunan siteler, yapılar birer estetik zenginliği olarak takdim ediliyor.
Estetik konusunda estetik cerrahi konusuna girmiyoruz.
Bizim baktığımız insanların kendilerini güzelleştirmesinin tamamen dışında yaşadığımız şehrin estetiği ve estetik güzelliği!
Selçuklular şehirlerin estetiğine belli ki çok önem vermişler. Özellikle Başkentleri olan Konya'da zamanın en ünlü taş ustalarının devrinin birer şaheseri olan eserlerini şehrin çeşitli köşelerine birer biblo gibi kondurmuşlar!
Hanlar, kervansaraylar, türbeler, saraylar, köprüler, imaretler, külliyeler, taşın nakış nakış işlendiğinin bir nişanesi olan tac kapılar, bugün dahi hayranlık uyandıran eserler olarak günümüze kadar gelebilmişler.
Şehrimiz bu konuda estetik olmanın neresinde diye sorulduğunda, estetiği olan eserleri kuşatan donuk, soğuk, hissiz, ruhsuz bir betonlaşmanın, yüksek katlar çıkılarak sevimsizleştirdiği, donuklaştırdığı, insani ilişkileri koparıp attığı bir estetik görüntüye sahibiz denilebilir!
Akyokuş’tan sabah ve akşama doğru rüzgarsız bir havada şehre baktığınızda, şehrin üzerine çökmüş bulunan kalın is ve sis perdesi ürkütüyor insanı.
Şehrinizin estetik görüntüsü, sisler içerisindeki karmakarışık manzarası içinizi açmıyor.
Hele içerisinde bulunduğumuz Aralık ayı, sabahları evden dışarıya sabah vakti adımını atanlar için tam bir facia!
Kömür kokulu sokaklar, şehrin üzerine çöken ve güneşi engelleyen sis perdesi, nefes almayı zorlaştırıyor.
Zehir solumayan bir şehir diye ahkâm kesenlerin ve dişe dokunur hiç bir şey yapmayanların kulakları çınlasın.
Şehrin sokakları bir, isten-sisten dolayı, ikincisi mecburi otopark olmaktan dolayı estetik görüntüden ve görünümden mahrum!
Sitem, şikayet ve ne olacak bu şehrin hali-ahvali demek, şehrimizin büyüklerine ağır geliyor! Bu durumu çekmek, çekmek zorunda kalmak, bırakılmak, sonunda sağlığımızdan olmakta bizlere ağır geliyor!
Estetik, sanattır, güzelliktir, güzelliği keşfetmektir, güzelliklerle insanları ve yaşadığımız şehri buluşturmaktır. Güzelliğin oluşturulması ve güzelliğin değerlendirilmesi ilgi alanıdır.
Bununla ilgili sözde değil gerçekten asli işi estetik olan kurullar oluşturulmalıdır.
Şehirdeki yapıların, alt ve üst geçitlerin, yolların, köprülü kavşakların, mahallelerin, cazibe merkezleri olarak ilan edilen alanların şehrin estetik güzelliğine güzellik ve anlam katması gerektiğini hepimiz biliyoruz.
Onun içindir ki, eski Konya çok daha güzeldi diyen insanları kınamanın bir alemi yok!
Eski Konya'yı hatırlatan izleri silmeye kalkışmak demek, eleştiri oklarının üzerinize çevrilmesi demektir. O zamanda şehrin geçmişi ile geleceği arasındaki bağlar meselesi ortaya çıkar ki, ne deseniz, ne yapsanız haklı çıkamazsınız!
Batı, Konya gibi eski şehirlerin üzerine titremesiyle meşhurdur.
Eski şehirler, milletlerin ve devletlerin geçmişle gelecekleri arasındaki yegane köprüleridir.
Konya gibi tarihin izlerini taşıyan bir şehrin yüzlerce yıllık eserlerini betonlaşmalar arasında kaybederseniz, yıkılsında arazisinin üzerine şu kadar kat çıkalım gibi açgözlülükler düşünmeye kalkarsanız, estetik olma adına, şehrin kimyası ile oynar, kimyasını bozar, estetikten nasibi olmayan bir beton yığınına çevirirsiniz bu şehri.
Ne estetiği oğlum! İnşaat işlerinden iyi anlayanları Belediye Başkanı seçtiler, estetik-mestetik kalmadı. Beton estetiğin düşmanı derler, bunlar betonda beton diyorlar. Hala anlamadın mı meseleyi diyen yaşlı dedelerin lafları sanırım muhataplarına ulaşmıyor, ulaştırılamıyor!
Bakmadan Geçme