Abdullah Leblebici

Türkiye dostlarını kaybetmez ama unutmaz da

Abdullah Leblebici

15 Ağustos itibarıyla Suriye, Türkiye’den ithal edilen 20 tarım ve hayvansal ürüne süresiz yasak

getirdiğini duyurdu.

Gerekçe: Yerli üreticiyi korumakmış.

Güya gıda güvenliğiymiş. Ürünler arasında dondurulmuş piliçten domatese, patatesten üzüme kadar

temel birçok kalem var.

Suriye'nin resmi açıklamasına bakarsanız, kendi çiftçisini koruyan, kendi tüketicisine sahip çıkan

modern bir devlet imajı çizilmeye çalışılıyor.

Gerçeklikten bu kadar kopuk bir yaklaşım, ancak kabile devleti refleksiyle açıklanabilir.

Hangi Yerli Üretici? Hangi Güvenlik?

Suriye'de “yerli üretici” dediğiniz kim? 14 yıldır süren iç savaşın ardından ülkenin dörtte biri enkaz,

dörtte biri rejim güçlerinin, geri kalanı da çeşitli grupların kontrolünde.

Milyonlarca vatandaş ülkeyi terk etmiş, üretim neredeyse durmuş, tarım altyapısı çökmüşken, kalkıp

Türkiye’den gelen patatesi, elmayı, domatesi ülkeye sokmuyormuşsunuz.

Sebep, Hama’daki tavuk üreticisiymiş! Oysa tüm bölge, uluslararası yardımlarla ayakta kalıyor. Bu

ürünlerin önemli bir kısmı da zaten insani yardım amacıyla Suriye topraklarına ulaşıyor.

Gerçekçi olalım: Bu yasak, ekonomik değil, siyasi bir hamledir.

Türkiye’ye karşı alınmış göstermelik bir karar. Amaç, kendi halkına “Bakın, biz bağımsızız, dışa bağımlı

değiliz” mesajı vermek.

Ne var ki bu mesaj, suya yazı yazmaktan farksız. Çünkü gerçekler ortada. Suriye'nin ne tarımsal

kapasitesi kaldı, ne de organize bir iç pazarı.

Yaptığınız sadece halkınızı daha fazla yoksullaştırmak, Türkiye’deki üreticiyi hedef almak, iki halk

arasındaki bağları koparmaya çalışmak.

Ekonomik Karar mı, Kasıtlı Hasar mı?

Türkiye, yıllardır komşu halklara en çok destek sağlayan ülkelerin başında geliyor. Gerek ticaret

yoluyla, gerek insani yardımlarla...

Suriye’den Türkiye’ye göç eden milyonlara ev sahipliği yapan bir ülkenin üreticilerine şimdi ekonomik

ambargo koymak, en hafif tabirle nankörlüktür.

Bu kararla ne sağlanacak? Suriye halkı daha mı ucuz gıda tüketecek? Hayır. Zaten yüksek olan fiyatlar

daha da artacak.

Üretim yetersizliğinden dolayı karaborsalar büyüyecek, halk daha fazla açlıkla sınanacak. Türkiye’deki

ihracatçılar da yeni pazar arayışına sürüklenecek. Kazanan kim? Kimse değil. Kaybeden? Her iki halk.

Dostluk Böyle mi kurulur?

Suriye’nin bu kararını sadece ekonomik bir refleks olarak değil, dostluğa vurulmuş kasıtlı bir darbe

olarak görüyorum.

Bir yandan Türkiye’nin kapısını çalan, insani yardımlara muhtaç olan bir yönetim, diğer yandan

Türkiye’nin ürünlerine “yasak” koyan bir kafa yapısı...

Bu ikiyüzlülüğü, riyakârlığı, nankörlüğü şiddetle kınıyorum.

Defalarca yazdım, “İHANET GENLERİNDE VAR DİYE...”

BAKIN… “Türkiye dostlarını kaybetmez ama unutmaz da.”

Yazarın Diğer Yazıları