Teröre verilen tepkiyi okumak!..
Teröre verilen tepkiyi okumak!.. - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi
Ülkemizin Doğu ve Güneydoğusunda devlete, Cumhuriyete, Türkiye'ye rest çeken, kendince hesap görmek arzusunda olan, bağımsızlık türküleri söyleyen ilçelerin ve şehirlerin sayısının arttığını basından takip ediyoruz. Kendi kararını kendi vermek gibi bir yola çıktığını ilan eden yöneticilerin bulunduğu coğrafyada görev yapan askerimiz , polisimiz ve kamu görevlilerimiz hergün ölümle burun buruna..
Ve şehit haberleri bağımsızlık türküleri söylenen bu coğrafyadan geliyor. Neredeyse her gün!.
Türkiye terörü lanetlemek için gerçekten, büyük gösteriler yaptı. Terörü lanetleme yürüyüşlerine insanlar eşleriyşe, oğullarıyla, kızlarıyla, küçük çocuklarıyla, maile katıldılar.
Türk Milleti akan kan dursun istiyor.
Olaylar bitsin, bitirilsin istiyor!
Evlatlarının cenazeleri gelmesin istiyor!
Teröre verilen bu büyük tepkiyi ülkeyi yönetenlerin görmesini istiyor ve bekliyor!
Dikkatinizi çektiyse, bu gösteriler, Türk Milletinin teröre verdiği en büyük tepkilerden biri olarak tarihe geçti. Millet face ve twitter gibi araçları buluşma yeri tespitinde kullanarak çıktı meydanlara. Binlerce araçtan oluşan konvoylar, elinde ayyıldızlı Türk Bayrağı olan onbinlerce insan anlayana, anlamayana bir ibret dersi verdi!
Bu tepkiden siyasetin, teröristlerin, sorumlu mevkilerde olanların çıkaracağı dersler olmalı.
Millet, geçtiğimiz yıllarda bir süreliğine şehit cenazelerinin gelmeyişine, evlatlarını sevgiyle bağırlarına basmaya başladığında sevinmişti. Acaba çözüm süreci denilen şey, olumlu gelişmeler mi kaydetmişti?
Aslında bu kısa sürenin yalancı bahar olduğu, zaman kazanmak isteyenlerin istediği zamanı kazandıktan sonra insanları infaz etmeye başladığını, yollara mayın döşeyip, uzaktan kumandayla patlatarak, ağır zayiatler verdirilmesi yolunu seçtiğini anlamadı!
Konu üzerinden siyaset yapanlarda, bak gördünüz mü, şehit cenazeleri geliyor mu, demeye başlamışlardı!
O günlerin modası çözüm süreciydi.
Çözüm sürecinin çözülme süreci olduğunu, çözümsüzlüğün başlangıcı olduğunu, sürenin zaman kazanmak olduğunu görmek için illaki Dağlıca ve Iğdır hadiseleri yaşanmak zorunda mıydı?
Dağlıca ve Iğdır'da yaşanan iki günde 30 şehit'in verildiği olaylar, çözüm sürecini bitirdi.
Her iki olayda kullanan yüzlerce kilo patlayıcının nereden geldiği...
Nasıl getirildiği... Neden kimsenin hiç görmediği, Mani olmadığı gibi sorular ülkemizin her köşesinde yankılanıyor.
Bu soruları geçiştirmek...
Hiç cevap vermemek...
Yaşanan zafiyetleri görmezden gelmek,
O bölgelerde çok daha geçerli güvenlik tedbirleri almamak, evlatları o bölgelerde görev yapan insanları endişe içinde bırakıyor.
Bu insanların güvenlerini, siyasetçilere olan itimatlarını kaybettiğini, hiç bir şey yapılmadığını gördükçe herşeye kahrettiklerini bilmeyen mi var?
Milletin galeyana gelmesi halinde, önünde kimsenin duramayacağı görüntülerinin yaşandığı bir çok şehirde, aklı selim insanlarımız, iş bu raddeye gelmemeliydi dediler çaresizce!...
Evladını kaybetmiş bir şehit yakınına dur, ne yapıyorsun, nereye gidiyorsun, neden böyle konuşuyorsun demek, galeyanı daha fazla körüklemekle eşdeğerdi.
Ne yazık ki, ne siyasetçilerimiz, ne din adamlarımız, ne de kanaat önderlerimiz insanımızı teskin edecek bir şey yapamadılar!
İçi yanan insan, ciğeri yanan insan, hayattaki en sevdiği varlıklardan biri olan evladını kaybetmiş insan ne söylerse söylesin mazur görülmeli!
O acıyla yanan insanlara, akrabalarına, şöyle yap, böyle yapma, dur fazla konuşma, haddini aşma demeye gelen ifadelerle engellemeye kalkma bir yerde galeyan kıvılcımının çakmasına neden olur!
Bırakında insanlar acılarını yaşayabilsinler. Dostlarıyla, hısım-akrabalarıyla teselli bulabilsinler.
Şehitlerimizin cenaze törenlerini şov gibi görme yanlışından vazgeçilmeli, şehit aileleri ve yakınlarının kalpleri kırılmamalı sevgili okurlar!.
Bir çok şehit cenazesinde insanımıza şehidinin yasını tutma imkanı dahi verilmemiş olması sonucunda, Dağlıca ve Iğdır bardağı taşıran son damlalar oldu ve insanımız yangın yeri haline gelen yürekleriyle kendini sokaklara, caddelere ve meydanlara attı.
Temennimiz gerekli tedbirlerin hemen alınarak, insanımızın ve bölgenin rahatlatılması olacaktır!