24 yıl sonra büyük umutlarla döndüğümüz Dünya Kupası sahnesinde, daha ilk maçta elimizdeki cevheri nasıl heba ettiğimizi gördük.
Avustralya yenilgisi yalnızca bir skor değildi; aynı zamanda kötü yönetimin, yanlış teknik tercihlerin ve yıllardır bir türlü akıllanmayan futbol anlayışının sahaya yansıyan ağır faturasıydı.
Şunu en baştan net söyleyeyim: Ben Montella’yı yalnızca Avustralya ve Paraguay maçı üzerinden eleştiren biri değilim.
İlk günden bu yana eleştiriyorum.
Dünya Kupası bileti alınırken de eleştiriyordum. O günlerde bazı dostlarım, “24 yıl sonra Dünya
Kupası’na gidiyoruz, neden eleştiriyorsun?” diyordu.
Cevabım bugün de aynı: Çünkü bu takımın teknik direktör eliyle büyümesi gerekirken, teknik direktör eliyle küçüldüğünü gördüm.
Bugün Türkiye’nin elinde, Avrupa’nın en büyük kulüplerinde forma giyen, bireysel kalitesi son derece yüksek bir oyuncu grubu var.
Bu oyuncular her biri kendi kulüplerinde üst düzey futbol aklının içinde yetişiyor, dünyanın en iyi teknik adamlarıyla çalışıyor.
Böylesine özel bir oyuncu havuzunun başındaki teknik direktörün görevi, işi zorlaştırmak değil kolaylaştırmak; egosunu büyütmek değil takımı büyütmek; ukalalık yapmak değil bu yıldızları ortak bir hedef etrafında birleştirmek olmalıydı.
Ne yazık ki Montella bunu başaramadı.
Hatta daha ağır söyleyelim: Montella, elindeki bu büyük kaliteyi doğru kullanamadı.
Kazandığımız maçlarda bile oyunun birçok anında bunu gördük.
Skor aldı diye doğrular artmış olmadı. Tam tersine, bazı galibiyetler yanlışları örttü, bazı bireysel performanslar teknik yetersizliğin üzerini kapattı.
Ama Dünya Kupası öyle bir yer değil. Orada makyaj akar, gerçek ortaya çıkar. İki maçta da tam olarak bu oldu.
Top sizde olabilir. Pas yüzdesi sizde olabilir.
Oyun rakip yarı sahada oynanıyor gibi görünebilir. Ama futbol, topa sahip olma oyunu değil; doğru planı sahaya yansıtma oyunudur. Avustralya ve Paraguay bunu yaptı, biz yapamadık.
Onlar ne oynadığını biliyordu, biz ise ne oynadığımızı bildiğimizi sanıyorduk.
Savunmada kapandılar, geçişte vuracak anı beklediler ve vurdular.
Biz ise topu dolaştırdık, oyunu süsledik, rakip ceza sahasının çevresinde dolaştık ama gerçek anlamda tehdit üretemedik. Kısacası çok göründük, az yaptık.
İşin daha da can sıkıcı tarafı şu: Bu tablo sürpriz değil. Montella ile olmuyor. Hacıosmanoğlu yönetimiyle de güven vermiyor.
Milli takımın başında, oyuncunun kalitesini artıracak değilse en azından onu doğru kullanacak bir teknik akla ihtiyaç var. Federasyonun başında da günü kurtaran değil, hesap veren, sorumluluk alan, futbolun itibarını koruyan bir yönetime ihtiyaç var.
Bu yüzden artık lafı dolandırmanın anlamı yok.
Eğer gerçekten bu ülkenin futbolunu düşünüyorsak, eğer gerçekten bu büyük oyuncu grubunun heba edilmesini istemiyorsak, artık bir karar vermek zorundayız.
Son maç formalite. Kupaya veda ettik.
ARTIK…
Montella ve Hacıosmanoğlu’na veda etme zamanı geldi.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu yol ülkemizin geleceğine açılacak
07 Eylül 2026 10:40Erzurum da Umut Aradık, OLMADI
05 Eylül 2026 18:59Eti Alüminyum, Seydişehir’in geleceğine yatırım yapıyor
03 Eylül 2026 10:35Eti Alüminyum, Seydişehir’in geleceğine yatırım yapıyor…
03 Eylül 2026 00:37SAKIN HA… Öfkeyle kalkıp zararla oturmayalım
02 Eylül 2026 11:41