Türk futbolunda ne yazık ki uzun zamandır “ben yaptım oldu” anlayışı hâkim. Bunun en somut örneklerinden biri de maç saatleri konusunda yaşanan akıl tutulması.
TÜMOSAN Konyaspor Teknik Direktörü Çağdaş Atan’ın Eyüpspor maçı öncesi yaptığı açıklamalar, aslında sadece Konyaspor’un değil, Anadolu futbolunun ortak feryadıdır.
KOMEDİ GİBİ…
Pazartesi günü, saat 17.00…
Evet, yanlış okumadınız.
Okulların açık olduğu, insanların mesaide olduğu, şehir trafiğinin en yoğun zamanlarından biri.
Böyle bir saate Süper Lig maçı koymak, futbolu sahadan koparıp masada boğmaktan başka bir şey değildir.
Çağdaş Atan’ın “komik bir saat” ifadesi son derece yerindedir.
Çünkü bu saat ne futbolcunun ritmine, ne taraftarın hayatına, ne de futbolun ruhuna uymakta.
Konyaspor gibi tribün desteğiyle ayakta duran bir takım için, seyirciyi stadyumdan uzaklaştıran her karar doğrudan sportif rekabete müdahaledir.
Federasyonun son dönemde aldığı kararların ortak bir özelliği var:
“Hiç kimse memnun değil.”
Kulüpler şikâyetçi, teknik direktörler rahatsız, taraftar tepkili.
Buna rağmen “Biz yaptık, oldu” anlayışıyla devam ediliyor.
Oysa futbol; federasyonların değil, taraftarın, futbolcunun ve sahadaki emeğin oyunudur.
Maç saatlerini belirlerken yayıncıyı düşünmek elbette doğal.
Ancak tribünleri tamamen yok sayarak, futbolu sadece ekrana sıkıştırmak uzun vadede bu oyuna yapılabilecek en büyük kötülüktür.
Boş tribünler, ruhsuz maçlar ve kopan seyirci bağı…
“Bunun kazananı olmaz.
Federasyon artık şunu anlamalıdır:
Futbol takvimle değil, mantıkla yönetilir.”
Çağdaş Atan’ın tepkisi bir isyan değil, bir uyarıdır.
Eğer bu uyarılar dikkate alınmazsa, sorun sadece maç saatleri olmaktan çıkar; Türk futbolunun geleceğini ilgilendiren daha büyük bir krize dönüşür.
Çünkü bu şekilde maç saati programı yapılmaz…
Sanırım burada amaç, Maç Saati ayarlama değil. Seyirciyi Kaçırma…
Kaynak: Abdullah Leblebici
“MAZHAR OSMAN” KİTABI
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.