
Büyüklerimizin yine bir söylemi. “Mart martladı, tavuklar yumurtladı” derlerdi. Bahar ayına bir geçiş, bir kutlu devinim. Tabiat ana kış uykusundan kalkıp yaza hazırlık yapacak. Cemreler havaya, suya ve toprağa düşecek.
Mevsimler bir ay ötelendi diyenler çoğunlukta. Ama baharın veya yazın yalancı gelmesi meyve ve sebzeleri olumsuz etkilemekte. Her ne kadar “mart ayı dert ayı” yada “Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır” deselerde Konya’mızın yazına daha çok var. Konyalı şehrin yaz başlangıcı olarak hıdırellez’i gösterir. Hıdırellez’de miladi takvime göre 6 mayıstır. Sebzeler dahi hıdırellezden sonra ekilir. Önce ekenler sebzeler tutsun, büyüsün diye beklerler. Zira toprak ısınmadan bir şey olmuyor ki!
Diğer taraftanda mübarek Ramazan ayını idrak etmeye devam ediyoruz. Manevi havasını eski Ramazanlar kadar teneffüs edemesekte yapacak bir şey yok. Cemaat bu, imam bu. Hepsinden Allah razı olsun. Sayılı gün çabuk geçer topyekün Ramazan bayramını idrak ederiz. Öyle bir bakarsınız ki Kurban’a ramak kalmış.
Ülke nerelerden bu günlere geldi. Ağızlarına İslami tabirleri almak istemeyen zevat Ramazan için “Şeker Bayramı” Kurban içinde “Et Bayramı” demezler miydi. O zaman o söylemleri yapan zihniyet ile bugünlerde mecliste ilahi söylemekte neyin nesi diyen zihniyet aynı. Düşmanlıklar tercihte değil İslamın kendisine. Allahın adını almamak adına Allahın selâmını vermeyenlerde aynı.
Ramazan öncesi yılbaşı takvimlerinde asgari ücreti konuştuk tartıştık. Memleket insanı daha asgari ücret komisyonları toplantı halindeyken dahi zamlarını yaptılar. Zam karteli diğer konularda bir araya gelemeseler dahi konu zam olduğunda can ciğer kardeş oluyorlar. Tekel zihniyeti ile anlaşıveriyorlar. Yapılan zamların asgari ücret zam oranları ile bir alakasıda yok. Dilimiz neye dönüyor ise, etikete ne yazılıyor ise memleket insanı kanıksıyor. Birde değer yargılarımız tamamen değişti. Yapılan hep fahiş zamda, memleket insanı “her şeyin fiyatı artıyor” diyor.
Yapmayın arkadaşlar İnsanlar Ramazanda hesap yapmaktan ibadetinide huşu içinde yapamıyorlar. Rabbim orucun ecir ve sevabını ben veririm diyor. İnsanlar yaşlandıkça, özellikle emeklilerimizin tükrüklerinin koyulaştığı zaman. Hacet kapılarının açık olduğu bir zaman. Tükrük koyu ve Rabbimin rızası için orucunu tutan insanlar var. Boş sanmayın.
Oruç ibadetini yerine getiren insanlar ekonomik bir kıskacın içerisinde. Kimse kimseyi kandırmasın. Ramazan öncesindeki sebze fiyatları şu bir ay içerisinde en az iki kat artmış durumda. Tüik’e bakarsanız aylık enflasyon oranlar %2 ler civarında. Yıllık enflasyonumuz ise % 30’lar mertebesinde ve sürekli bir düşüş içerisinde!
Fiyatlandırmalarını yapan aracıların mazereti hazır. Böyle zamanlarda ya sel olur, yada seraları su basar. Kimse üretilen sebzelerin yurt dışına ihracını konuşmaz, konuşturulmaz.
Bırakın memleketin vefakar insanlarını ağız tadıyla ibadetlerini yapsınlar. Adamlar kamyonetler dolusu salatalık, domates ve diğer yiyecekleri fiyat istikrarı adına derelere, çöplüklere dökmüyorlar mı? Onların anladığı fiyat istikrarı kendilerine en iyi kazancı getirebilecek fiyatlar.
Diyeceksiniz ki “Kul Hakkı” var. O ne demek ya hu! Vatandaşda balık hafızası vardır çabuk unutur.
Hülasa önümüzdeki günlerde oruçluyu daha zor bir ekonomik süreç bekliyor. Akabinde Ramazan Bayramının faziletlerinden bahsedebilirsiniz.
Ramazan Bayramından sonra sel ve seraların su basma haberleri biter. Fazla sebzelerde derelere değil pazarlara tüketim için sunulursa fiyatlar biraz düşer.
İnşaallah.
Kaynak: Mehmet HANÇERLİ

Dindarlar Üzerinden Yürütülen Tartışmalar Son Bulmalı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Mehmet Hançerli bey, köşe yazınızda adeta dertlerimizin bam teline basmış gibi oldunuz. İnşallah güzel yansımaları olur. Yüce Allahımız sizlerden razi olsun. Bazen arasıra (Allah’tan kormaz, kulundan utanmazlara) böyle ayarlar verin. Yahu Türkiye’mizin her kesimi cingöz Recai misali işin kurdu olmuş. Bu memlekette ağlaması gereken dar gelirliler utancından ağlayamıyor; hâlâ ayakta dimdik duruyorlar. Ama kul hakkı yiyerek; obezleşmiş zenginlerimiz hâlâ utanmadan dert yanıyor; hiç durmadan ağlayarak, acındırma ve ajitasyon yapıyorlar. Allah aç gözünüzü doyursun bee adamlar…Mehmet bey, Sizlerin de vurguladığı gibi (bazılarımız ucuzlamasın diye mis gibi sebzeleri çöpe atarlar; bazıları da mandalin ve portakalları bilerek; dalında bekletip, çürütürler. Ardından meyve para etmedi; ve dalında çürüdü; diye yaygara koparırlar.) Köylü ve çiftçi zenginlerimiz para üzerinden para kazanmak için altın fiyatlarının yükselmesini ister; ya da harman bitiminde altınlar ile beraber ürünlerini de satarak kent merkezindeki gayri menkullere yatırım yaparlar. Sanayicilerimiz üretim, yatırım ve istihdam amaçlı işlerini büyütmek için bankalardan sıfır faizli ucuz kredi beklerler. Turizm acentaları ve İhracatçılar Birliği kasalarında biriken dövizlerin para etmesi için hükûmetten devalüasyon beklerler. (TL’nin değerinin düşürülüp, kurların zıplatılması) Memleketimizde hiç bir işle uğraşmayp, para üzerinden para kazanan mirasyedi banker sosyetemiz ise elindeki paraları iki ve üçe katlamak için tefecilik yaparak; faizlerin anormal yükselmesini beklerler. Hükûmetimizin gariban ekonomi yönetimi ise bunların hepsinin derdine çare olmak için aralarında gidip, geliyor; adeta fing atıyor. Ama memleketimizin her türlü yükünü çekip,katlanan bordrolu dar gelirlilerimiz zam istediği zaman ise hep sorun oluyor. Yüce Allahımız dar gelirlilerimize ecir, sabır ve kolaylıklar versin. Onlara iyilik ve güzellik kapılarını devamlı açık turtsun.