Geçtiğimiz yüzyılda akıl hastalıkları konusunda ünlü doktor Mazhar Osman Uzman’ın biyografisi hikaye tarzında Liz Behmoaras tarafından yazılmış, ilk baskısı İstanbul, Remzi Kitabevi tarafından 2001 yılında 431 sayfa olarak basılmış.
Kitabın başında yazar, Mazhar Osman’ın çocukları, torunları ve yakın arkadaşlarından destek aldığını belirtmekte ve bunların adlarını sıralamaktadır. Sonunda kaynakça vermektedir. Bu çalışma birkaç açıdan dikkatimizi çekmiştir. Bir entelektüelin hayat hikayesi, meslek tecrübeleri ile dönemin toplumsal ve siyasal hayatı hakkında bilgiler ilgili çeker.
1884 yılında Sofulu’da memur bir ailenin çocuğu olarak doğan Yusuf Mazhar, Osman Zühtü Efendinin oğludur. Üsküdar’da ortaokul, lise yıllarından sonra Tıbbıye’de ailenin fakirliği vurgulanır. Bu arada annesinin Bülbürderesi Mezarlığına gömülmesi ve orada küçük Mazhar’a mezarlık bekçisinin ba’sü badelmevt meselesini, Mesih, Sabatay Seviyi hatırlatır. Ancak arkasından Kur’anı Kerim üzerine yemine yer verilir. Oysa bir başka yerde Çerkes adetlerinden bahsedilir. Vefatında da babasından kalma Kuranı Kerime uzanıp, dalgın dalgın sayfaları çevirmesi belirtiliyor.
Mazhar Osman’ın Tıbbıyeyi bitirince Akıl Hastalıkları ve Asabiye kürsüsüne asistan olma hikayesi, bu kürsüyü harekete geçirmesi, yurtdışı ziyaretleri, Topbaşı Bimarhanesinin o dönemdeki feci durumu, dönemin İstanbul’unda Fransız hastanesinde hastaların halleri, daha sonra Bakırköy’de hastanenin kurulmasına genişçe yer verilir. Bir okuyucu Mazhar Osman’ın bu alanda çığır açtığını yakından hisseder. Yine döneminde akıl hastaları veya bunun gibi olanların toplumda yarattığı sorunlara yer verilir. 1921 yılındaki Torlakyan davasında Mazhar Osman bilirkişiler arasındadır.
Mazhar Osman’ın evlilikleri ve kadınlarla ilişkileri belki odaklanılan konular arasındadır. Hatta “Türk erkeği” imajı, evlendiği kadından çok çocuk sahibi olma isteği (ikinci eşini küçük yaşta bu amaçla aldığı), eşinin başka erkeklerle irtibatında ölçülü olması gibi kişisel konular dikkati çeker.
Mazhar Osman’ın Abdullah Cevdet ile irtibatına yer verilir. Neyzen Tevfik’in tedavisi birkaç farklı yerde belirtilir. Fikret Mualla’nın hayatındaki yeri belirtilir. Tevfik Fikret, Abdülhak Hamit aile doktoru ilişkisi yer alır.
1920’lerden sonra İstanbul’a önemli sayıda Rus elitler takriben yetmiş bin kişi yerleşmiş, “bunların orospuları Türk erkeklerine kokain kullanmayı alıştırmışlar, sonra varlıklı Müslüman kadınlar da bu pisliğin tadını almışlar”. Mazhar Osman içki kullanmaya da karşı olmuş, Yeşilay cemiyetini kurmuştur.
Hastalarının fotoğraflarını çektiği vurgulanır. Ünü tüm ülkeyi aşıp yabancı ülkelere de yayılan doktorun arşivi hakkında bilgi yer almıyor.
Tıp mesleği bakımından önemli yeri olan Seririyat Dergisini çıkartan Mazhar Osman, Tababet Cemiyeti’nde de başkanlık yapmış.
Şehirde yaygın olan hastalıklardan frenginin medeniyet demek olmadığı tartışmalarına da temas ediliyor. Ruh hastalıklarında cinlerin, perilerin etkili olduğu inancı bazı yerlere bez çaput bağlama olduğu gibi hurafeler de yer alıyor.
Mazhar Osman’ın Tıbbiye’de mahrumiyet halinden sonra zenginlemesi hatta İstanbul’da bir sene Mim Kemal Öke ile beraber vergi rekortmeni olması, köşkler, yalılar almasından da bahsedilir.
Çocuklarına verdiği adlar yanında evinde Batı müziği dinleme gerekçeleri de belirtilir. Hastalıklarından ünlülerin isimleri belirtilmez, çünkü eğer akıl hastalıkları doktoruna bir siyasetçi ve ünlü gidecek olsa bu mimlenir.
Kürtaj konusundaki görüşleri, zührevi hastalıklarla mücadelesi, ucuz beslenme ve feminizm anlaşışına tepkiler, üniversite reform hazırlıkları gibi konular da yer alır. Yeni Üniversitede emraz-ı akliye Ordinaryüs Prof. Dr. Olan Mazhar Osman, büyük gayretlerle Bakırköy Reşadiye kışlası arazisinde kurduğu kurumu zarara uğratmakla suçlanarak görevden alınır, daha sonra ailesiyle bir klinikte kalır ve 1951 yılında vefat eder. Kitapta ayrıca kendisiyle çalışan pek çok ünlüden de bahsedilir.
Anlaşılan Mazhar Osman’ın siyasilerle arası pek iyi olmamıştır. Nitekim kendisinin Tıbbiye’den de arkadaşı için şöyle der: “..Zaten Tıbbiyede sınıf sonuncusu olmuş bir Başvekile, kulağı vatandaşın şikayetlerine tıkalı, sağır bir Reisicumhur’dan başka ne beklenir?”
Kitap akıl hastalıkları alanında son yüzyıla damga vuran bir doktorun hayat hikayesidir. Hastalarını da kurduğu hastanede bahçede vs çalıştırmış ve şöyle demiştir: “Çalışma en iyi ilaçtır. Çalışan insan ne içmeye, ne dövüşmeye, ne kurmaya, ne kuruntu yapmaya vakit bulur.”
Kaynak: Adem ESEN
Ebedî saadet için kurtuluşun formülü
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.