
Belki de konunun öneminin pek farkında değiliz ama toplumu yönlendiren en önemli etken ekranlar. Bu kapsamda sinema perdesinden tutun da; bilgisayar ve televizyon ekranları, en önemlisi de cebimizdeki telefon ekranları, tabletler. Bu ekranları usulüne uygun topluma faydalı yönlerini izlerseniz toplumları daha çabuk organize edersiniz. Vermek istediğiniz mesajları kitlelere ulaştırır rahat edersiniz.
Bu bir bakıma internet kullanımına benziyor. Faydalı alanlarda kullanırsanız herkes rahat eder, hayatı kolaylaştırırsınız. Ancak toplum tabiri ile “Geyik”leşmede kullanırsanız ayrılıklar, cinayetler ve diğer olumsuz davranışlar kaçınılmaz oluyor.
Bugün müsade ederseniz biz konunun televizyon ekranı bölümüne bir bakalım. Zira bilgisayar ekranı ve telefon ekranları başlı başına bir konu. Rabbim ebeveynlere kolaylıklar versin. Bebeklerin dahi 2-3 yaşından başlayan parmakla ekran kaydırma merakı ilerleyen yaşlarda dijital bağımlılığa dönüşüyor. Babası yanlış sitelere girdi diye elinden telefonunu aldığı genç gözünü dahi kırpmadan intiharla yüzleşti.
Televizyon bizi direkt olarak etkileyen bir numaralı unsur. Abone ücreti yok. Hele evinde internette varsa ulaşamayacağın bir kaynak yok. Sinemadaki gibi bilette almıyorsunuz. Toplumun her kesiminden insanın ekonomik bir şekilde ulaşabileceği bir ekran.
Dizilere bakıyoruz; gittiğimiz yeri bilemediğimiz gibi, gideceğimiz yeri tasavvur dahi edemiyoruz. Ne oldu bu topluma derken bizi bu hale getiren unsurun ekranlardaki mesajların içerisinde gizlendiğinin farkında bile değiliz. Kendisini aile dizisi olarak tanıtan yada bizim öyle bildiğimiz diziler hak getire! Ülkenin örf ve adetine uymayan aile kurumuna dinamit koyan diziler
Sanki toplumun aile yapısı buymuş gibi imaj çizen sözüm ona diziler. Kim kiminle evli veya kiminle yasak aşk yaşıyor, hamile kadının bebeğinin babasının kim olduğunun tartışıldığı gizemli diziler. Senaristler kimi kandırıyorsunuz? Bu memlekette tasvip etmesek de yan baktın bahanesiyle cinayetler işlenmiyor mu?
Nerede o eski aile yapısını, çatısını dikkate alan, dinlendirici, yönlendirici diziler. Varsa söyleyin. Yorgun bir şekilde evine gelen aile bireyleri bu dizileri izledikçe dinlenirler. Dizilerde yaşlılara saygıyı, gençlere sevgiyi anlatan konular işlenmeli.
Şimdilerde iki tip dizi ile karşı karşıyayız. Ya aile yapısını dinamitleyen, mini giysili diziler. Yada tüm ateşli silahların kullanıldığı şiddet içeren diziler.
Şimdi reytingleri alt üst eden en fazla izlenme oranları arasında hep şiddet içeren diziler var. Memleket insanı yorgun ve stresli bir şekilde evine geliyor sonrada tabancalı, tüfekli her türlü entrikanın, tehditin, baskının yer aldığı dizilerin karşısına geçiyor.
Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama devlet kanallarındaki bazı dizilerden kılıç-kalkan, ekibi kurulan geçmişimizle ilgili tarihi diziler amenna. Ama bu dizilerin çokluğu ve çocuk seyircilerin karşısında kılıçla kelle koparmak pek şık olmuyor, ne dersiniz?
En çok izlenen şiddet içeren dizilerimize dönelim: Bence senarist kardeşlerimiz bir karar vermeliler. Dizinin izlenme oranlarını mı artırmak esas, yoksa milletin milli ve manevi değerleri mi esas! Af buyurun; yerli diziler reyting amaçlı olduğundan pek seyredemiyorum. Yapabiliyorsanız, becerebiliyorsanız silahsız ve şiddet içermeyen diziler yapında millet hayrına bir iş yapmış olun.
Bir izleyici olarak bize de düşen sorumluluklar var. Aklımızla alay ettirmeyelim. Bir yerli dizide lüks bir hastanenin bahçesinde 30-40 insan var. İki karşı guruptan. Silahlarını çekiyorlar. Yapmayın anladık, bu hastanenin polisi falan yok mu?
Örnek çok. Yine İstanbul’un göbeğinde iki gurup silahlı çatışmaya giriyor. Görüntülerden 15 temmuz Şehitler köprüsünün ayakları görülüyor. Tuhaftır köprüde çekilen dizilerde herkes silah taşıyor, ancak emniyetten kimse bu kişilerin üst aramasını yapmıyor.
Tekrar edelim. En çok izlenen dizilerin hepsi istisnasız şiddet dizileri. Silahlı diziler diyelim.
Sonuçlarında hep beraber katlanıyoruz. Akran zorbalığı, gasp, kızların bıçak taşımaları ve tüm şiddet içeren öğeler. Bu tür diziler sayesinde güvenlik güçlerinin zafiyeti konuşuluyor. Çökmüş tabi ki değil. Bizim polisimiz tam 18 yıl önce işlenen cinayeti çözüyor. Revaçta kim var derseniz Müge Anlı!
Yapmayın, yaptırmayın. Aklımızla alay ettirmeyin.
LÜTFEN.
Kaynak: Mehmet HANÇERLİ

Konyaspor İçin Yeni Bir Dönemin Kapısı Açılıyor…
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.