
Mübarek 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’in son 10 gününün içine girdiğimiz şu günlerde coğrafi çevremizde savaşlar devam ederken olan yine mazluma ve masum insanlara oluyor.
Her yıl Ramazan ayında yaşanan bu tür hadiselerde ne hikmettir acı çeken gözyaşı döken yine Müslümanlar oluyor.
Bebek katili İsrail’in yaptıkları onca katliam yetmezmiş gibi yardakçısı ve işbirlikçisi ABD’nin de çanak tutması ile soykırımı sürdürmeye devam ediyor.
İran savaşı çok yönlü bir savaş ve birçok nedeni olduğu konuşuluyor. Yok, efendim ABD Çin’in büyümesini engellemek için böyle bir şeye kalkıştı, yok hürmüz boğazının hâkimiyeti için böyle bir yola girdi vs vs tarzında senaryolar devam edip gidiyor.
Ben Ortadoğu ve İran uzmanı değilim ancak gördüğüm en net olayı ABD ve katil işbirlikçisi İsrail’in biz yaptık oldu mantığı ile adım attıkları yeri kan gölüne çevirdikleri ve bunun ötesinde olayı bir film senaryosu gibi uygulamalarıdır.
ABD filmlerinde hep öyle olmuyor mu dünya kaosa girer bunlar sahneye çıkar, dünyaya gök taşı çarpacaktır bunlar durdurur, kurtarılması gereken bir rehine falan olur bunlar operasyon düzenler kurtarır falan filan.
Ancak bu İran savaşı da bir nevi öyle…
Bu savaş sanki tıpkı bir film senaryosundan ibaret gibi duruyor…
Ne ilginçtir İran’a saldırılar başladığından bir iki gün geçmemişken İran’ın dini lideri Hamaney’i öldürmeleri, bunla birlikte onlarca üst düzel komutanı öldürmeleri vs vs.
Ben olayın bu yönüne girmek istemiyorum ancak dikkatimi çektiği için paylaşmak istediğim için altını çizmiş oldum.
Yani olayın gidişatına baktığımızda öldürmelerden sonra bombalamalar devam ediyor ve gerek ABD gerek bebek katili İsrail’in savaşın hemen bitmeyeceği yönündeki açıklamaları akılları karıştırmıyor değil.
Yani bölgede çok ince ve detaylı projeler hayata geçiyor ancak bunun akıbeti ilerki zamanda kendini gösterecek türden gibi geliyor bana.
İran, İsrail ve ABD üslerini bombalıyor, ha keza onlar İran’ı derken karşılıklı bombalar havada uçuşuyor. Özellikle ilk günlerdeki sporcu çocukların bombalanması sözde uluslararası hukuka aykırı söylemlerinden öte geçmemiş olsa da Birleşmiş Milletlerin bebek katili İsrail’in Gazze’de yaptıkları soykırımdaki söylemlerle benzerlik gösteriyordu.
Demem o ki bu bebek katiline şu zamana kadar kimse dur diyemediği gibi önüne açmak için adeta birbirleri ile yarış halinde olmaları da acayip ilginç bir durum.
Bu arada bir dikkatimi çeken durumda hem ülkemize hem de komşu ülkelere füze veya bombaların düşmesi.
Bunu elbette otoriterler çok iyi okuyordur ancak düşünceyi yükselten durum böyle bir tahrik veya tehditin nereden çıktığıdır…
Çünkü birileri özellikle Türkiye’yi kaşıyor gibi bir durum söz konusu. Ülkemizin bu noktadaki yaklaşımı akılcı ve bilinçli olurken bu durumda elbette birilerinin hoşuna gitmiyordur.
Çünkü her gün iki taraftan da birbirlerine karşı meydan okumalar tehditler gelse de bir saat sonra yeni bir açıklama ile durum daha da değişiyor.
Trump’ın bir açıklaması diğerini tutmazken diğer soykırımcı yaratığın söylemleri farklı olmuyor. Kısaca ekonomi eksenli açıklamaları yine kendi bütçelerine göre olsa da hedeflerine ulaşıp ulaşamayacakları yakın zamanda kendini gösterecektir.
Bakalım asıl hedefi aşikâr edip ona göre bir siyaset mi güdecekler yoksa kör döğüşü gibi birbirlerini bombalayıp görsellikten öte gitmeyecek mi?
Bunu zaman gösterecek ancak bilinen bir şey var ki o da ülkemizin bu noktadaki duruşudur. Ülkemizin uluslararası arenadaki varlığı elbette dosta güven düşmana korku veriyor ancak kendi içimizdeki birlikteliğimiz de büyük önem taşıyor.
O neden le iç siyasetteki söylemler bu birlikteliğin en önemli göstergesi niteliğinde diye düşünüyorum. Kısaca ne olursa olsun Ulusal sorunlarda birlik olup öyle hareket etmek ülkemizin en önemli değişmez yapı taşıdır.
Bunun aksi hareketin ise ne manaya geleceği herkesin bilgisi dahilinde olduğu kesindir.
Sağlıcakla…
Kaynak: MUHAMMET GÜMÜŞ

Fatma Nur Hocanın Ardından