
Ramazan’ın ilk günlerinde elime Abdurrahman Es-Sumayt’ın Afrika’nın Kalbine Dokunan Adam adlı kitabı geçti. Dost Eli Derneği adına İsmail Köksal tarafından hazırlanan bu eser, Afrika’da yaşanan açlığın, yoksulluğun ve insanlık dramının sessiz tanıklığını yapıyor.
Kitabı okurken insanın boğazı düğümleniyor. Çünkü anlatılanlar bir romanın kurgusu değil, yaşanmış gerçekler.
Es-Sumayt, yardım faaliyetleri için gittiği bir köyde insanlara neye ihtiyaçları olduğunu soruyor.
Genellikle köylerde istenen şeyler çok basittir: biraz un, biraz mısır ya da birkaç temel gıda maddesi…
Ama bu köyde beklenmedik bir cevap alıyor:
“Biz sizden yiyecek istemiyoruz. Tek istediğimiz bize mezar kazmanız.”
Sebebini sorunca şu cevabı veriyorlar:
“Aramızda ölenler için mezar kazacak gücümüz yok. Çok yorgunuz. Lütfen mezarlar kazın ki biri öldüğünde onu mezarın yanına götürüp gömebilelim.”
Düşünebiliyor musunuz?
Bir köyün en büyük ihtiyacı yiyecek değil, mezar.
Çünkü açlık öylesine yaygın ki insanlar artık yaşamaktan önce ölüleri defnedebilmeyi düşünüyor.
Es-Sumayt’in anlattığı başka bir sahne ise insanın yüreğini parçalıyor.
Bir köyde muhtarın önünde zehirli ağaç yaprakları yiyen çocuklar görüyor.
“Birazdan ölecekler” diyor muhtar.
“Neden engellemiyorsunuz?” diye soruyor.
Cevap çok daha acı:
“Çünkü açlık daha acı verici. Söylesem yine yiyecekler. Açlığın acısına dayanamıyorlar.”
Bir başka yerde insanlar karıncaların kış için sakladığı tahılları bulabilmek için karınca yuvalarını kazıyor.
Ve ziyaret edilen bazı köylerde beş yaşından küçük tek bir çocuk bile kalmamış…
Hepsi açlıktan ölmüş.
Bu satırları okurken insan ister istemez kendi hayatını düşünüyor.
Dolaplarımızda kullanmadığımız onlarca kıyafet varken,
mahrem yerlerini örtecek bir parça kumaş bulamayan insanlar var.
Sofralarımızdan her gün çöpe yemek dökülürken,
yiyecek bir ot bile bulamadığı için açlıktan ölen insanlar var.
Ramazan bize sadece aç kalmayı öğretmez.
Ramazan bize başkalarının açlığını hissetmeyi öğretir.
Oruç, midemizi değil kalbimizi terbiye etmek içindir.
Bu yüzden Ramazan, sofralarımızı büyütme değil vicdanımızı büyütme ayıdır.
Belki dünyanın açlığını bitiremeyiz.
Ama en azından bir sofrayı paylaşabiliriz.
Çünkü bazen bir insanın hayatı,
başka birinin paylaştığı bir lokma ekmeğe bağlıdır.
Kaynak: Hüseyin TOPTAŞ

Utanıyorum…