Konya AÇIK 33°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Utanıyorum…

Yine bir haber düştü. Bu kez adres İzmir.
Bir lise… Henüz 14 yaşında bir çocuk… Ve iddiaya göre üst sınıflardan beş öğrenci…
Yazarken bile insanın elleri titriyor.
Bir çocuğun, okul gibi güvenli olması gereken bir mekânda akran zorbalığına ve cinsel istismara maruz kaldığı iddiası…
Üstelik ailesine anlatana kadar susmak zorunda kalmış bir korku…
Daha birkaç gün önce bir öğretmenin öldürüldüğü haberiyle sarsıldık. Şimdi bir öğrencinin istismar iddiası.
Eğitim yuvalarımızda art arda yaşanan bu travmalar karşısında ne söyleyeceğimizi, nereden başlayacağımızı şaşırdık.
Ben utanıyorum. Çünkü biz yetişkinler olarak çocuklarımızı koruyamıyoruz.
Çünkü “okul” dediğimiz yer artık sadece eğitim verilen bir mekân değil; aynı zamanda psikolojik savaşların, güç gösterilerinin, akran şiddetinin yaşandığı bir alan hâline geldi.
Ve “mesele sadece bir okul değil.
Mesele sadece bir şehir değil.
Mesele sadece bir kurum değil.
Mesele; çocuklarımızın yalnızlığı.”
Bir çocuk yaşadığı travmayı ailesine anlatana kadar ne kadar süre sustu?
O süre içinde ne yaşadı? Korktu mu? Tehdit edildi mi? Utandırıldı mı? En acısı da şu: Kendini suçlu hissetti mi?
İstismar sadece fiziksel değildir. İstismar, bir çocuğun ruhuna kazınan derin bir yaradır. Ve bu yara yıllarca kanar.
Toplum olarak en büyük yanılgımız şu:
“Olay ortaya çıkınca konuşuyoruz.
Bir süre tartışıyoruz. Sonra unutuyoruz. Ama o çocuk unutmuyor.”
Bir okulun adı konuşuluyor. Bir kurumun kimliği tartışılıyor. Fakat asıl mesele gözden kaçıyor:
Çocukların güvenliği.
Hiç kimse bu konuyu ideolojik tartışmalara hapsetmemeli. Hiç kimse meseleyi “şu okul, bu okul” seviyesine indirgemesin…
Çocuk istismarı bir insanlık suçudur.
Nerede olursa olsun aynı derecede karanlıktır. Artık şunu yüksek sesle konuşmalıyız:
“• Okullarda psikolojik danışman sayısı yeterli mi?
• Akran zorbalığına karşı somut ve caydırıcı uygulamalar var mı?
• Çocuklara “hayır deme”, “sınır koyma”, “yardım isteme” eğitimi yeterince veriliyor mu?
• Aileler çocuklarının davranış değişimlerini fark edecek bilinçte mi?”
Belki de en önemlisi:
Çocuklarımız korkmadan konuşabileceklerini biliyor mu? Bir toplumun en büyük ayıbı, çocuklarını koruyamamasıdır.
Ben bu satırları yazarken bir çocuğun travmasını düşünmekten utanıyorum. Ama utanmak yetmez.
Artık yüzleşmemiz gerekiyor. Çünkü mesele sadece bir haber değil.
Mesele geleceğimiz.
Ve eğer çocuklarımızı koruyamazsak, hiçbir başarı hikâyesinin, hiçbir kalkınma hamlesinin, hiçbir siyasi tartışmanın bir anlamı kalmaz.
Bir çocuğun güvenliği, her şeyden önce gelir.
Gerisi teferruattır.

Kaynak: Abdullah LEBLEBİCİ

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Adam Yerine Konulmak veya Değer Vermek

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0