Konya AÇIK 33°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Adam Yerine Konulmak veya Değer Vermek

Bazı insanları neden hala hatırlarız? Sorusuna fakülte sıralarında arkadaşlığımızdan sonra uzun yıllardan beri dostluğumuz devam eden bir arkadaşımla rahmetli Prof. Dr. Sabahattin Zaim hocamızın bizleri “adam yerine koymasına” yani değer vermesine bağladık. Birçok kendisini güya görgülü sayan akademisyen, monşer tipler kendilerince gariban çocuklarını aşağılarken o insana eşrefi mahlukat olduğundan değer veriyordu.
Çocuklar da kendilerine değer verilince hatırlarlar. Bir hocamız hatıratında, kendisini gayrete sevk eden sözün küçüklüğünde “sizin köyün adamından bir şey olmaz” sözü olduğunu yazar.
Kurumlarda amirlerin personelini adam yerine koymaları yani değer vermeleri gerekir, aksi takdirde iyi bir yönetim yapamayacakları gibi bir müddet sonra kendileri de adam yerine konulmaz.
İnsan karşısındakini neden adam yerine koymaz? Oysa tüm insanlar bir erkek ile bir kadının ürünüdür; insan çok zor şartlar altında doğar, büyür ve hayatını sürdürür, sonu da bu dünya hayatına elvedadır. Ancak kendilerini seçilmiş görenler ırkçılardır. Başında da Siyonistler gelmektedir. Bu sebeple başka insanlara her türlü haksızlığı yaparlar. Kendilerini üstün görenlerin bazıları zengin, iktidar sahibi, bilgi sahibi olanlardır. Bunun örneği Karun’dur. Bir kısmı şeytana uyanlardır, münafıklardır vs.
Burada Abese suresinde Peygamberimize hitaben yapılan uyarıyı (zelle) hatırlamak gerekir. Peygamberimiz ileri gelen müşriklere dini anlatırken görme engelli sahabi Abdullah ibn Ümmü Mektum çıkagelmiş ve kendisine bazı konuları anlatmasını istemişti. Bunun üzerine Peygamberimiz Abdullah’a ilgi göstermemişti. Bunun üzerine uyarı gelmiştir. Abese suresi bu minvalde tüm Müslümanlar için de önemli bir uyarıdır.
A’raf suresi 199’ncu ayeti kerimede “Kolaylığı seç, iyi olanı emret, cahillere aldırma!” yani cehalet peşinde koşanlardan, ısrar edenlerden yüz çevir, buyurulur.

 

“BEN YOKSAM KİMSE OLMASIN!”
Cenabı Hak insanı yarattığında, şeytan türünün reisi İblis’e insanın üstünlüğünü kabul etmesi için secde etmesini yani insanı değerli görmesini emretti. O da “insan topraktan ben ise ateştenim” diyerek emre karşı geldi (Bakara 2/34; A‘râf 7/11; Hicr 15/30-31) ve insanı yoldan çıkaracağını söyledi.
Bencillik (egoistlik, enaniyet) huyu insandaki şeytani bir huydur. Rahmani olanı ise hayırda yarışmaktır.
Benciller, “ben yoksam, kimse olmasın” veya benzeri düşüncede olanlardır. Bunun örneklerini hayatın her safhasında görmek mümkündür. Bunun en çok bulunduğu yer siyaset meydanıdır. Bir siyaset ekibi iktidarda iken kanun tasarısı hazırlıyor ve meclise sunuyor. Aradan bir süre geçince muhalefet iktidar, iktidar muhalefet oluyor. Bu sefer iktidar önceden karşı çıktıklarını kabul ediyor, diğerleri de önceden teklif ettiklerine karşı çıkıyor.
Siyaset rekabetin ve çatışmanın en fazla kızıştığı meydan olunca yapılanları da en yakınında araması gerekir siyasetçinin… Bunun için Hazreti Mevlana, siyasetteki rekabeti ejderhalara, ticarettekini ise yılanlara benzetir. Ticarette de rekabet vardır, ama burada kazan-kazan stratejisi her tarafı kazandırır. Bu sebeple eksik rekabet piyasalarından oligopoller çabuk kurulabilir. Tam rekabet için devletin kadife eldiven içindeki demir yumruğu ile denge sağlanabilir.
Bir kurumda çalışanlar siyaset, menfaat farklılığı gibi çeşitli sebeplerle birbirlerinin yaptıklarına sürekli taş koyabilir. Bunun kültür olduğunu düşündüğünüzde işlerin doğru gitmediğini, kaynakların boşa harcandığını göreceksiniz. Hele bu iş yapmamanın hiçbir sorumluluk doğurmayıp, iş yapanın tarassut altında tutulduğu bir kültürde insana neden çalışmadın diye sorulmaz, niçin çalıştın diyerek “öküz altında buzağı aramaya” girişilmesi en olağan tutumdur. Bu sebeple iş yapanın korunması önem taşır. Aksi halde neden iş yaptın diyerek hesap verir. Bizde kamu kesiminde personel mevzuatı çalışmama kültürünü adeta destekler hale gelmiştir. Buraya neşter vurmadan iş yapmak mümkün hale gelmemektedir.
Bir de yanlış yapanlar eğer amir iseler fazla uyarılmazlar. Bu sebepten zayıf nitelikli kişilerin menfaatlerinin elden gitmemesi için sıkça başvurdukları yol, yağcılık diye bilinen üstlerini sürekli övme ve onun yaptıklarını hikmete bağlamadır. Bu sebeple Peygamberimiz bu türdekilerin yüzüne toprak saçın diyerek uyarmıştır.
Bencillik insandaki kötü huy olmakla beraber bunu özgüven eksikliği, her işi yanlış yorumlama, kendisine sürekli kumpas kurulma gibi saplantılı fikirler ve bunu huylar takip eder. Bunlar sârî (yaygın) hastalıktır, bir girdi mi çıkması uzun yıllar alır.
Gerçi işletmecilikte “çatışma yönetimi” bir alt başlıktır. Namık Kemal, “Barika-i hakikat müsademe-i efkardan doğar”, der. Yani fikirlerin çatışmasından gerçek ışıkları ortaya çıkar, diyerek bu gerçeği de açıklamıştır.
Diyanet TV haberleri arasında güzel örneklere, üsve-i haseneye yer verilmektedir. Mesela bir haber programında Sivas’ta bir okulun kantininde görevli olmadığı halde kasa fazla çıkmış, yani tüm öğrenciler ödemeleri hakkıyla yapmışlar. Başka bir haberde yine bir okulda hiçbir eşya kaybolmamış, yani unutulan eşyalar sahiplerine ulaştırılmış.
Yine geçenlerde belediye otobüsünde şahit olduğumuz bir hadise, sakallı bir genç kendisinden yaşça büyük birisine yer verdi, kapı kenarında telefonuyla uğraşırken sendeleyen birine de destek verdi, onu sıkıntıdan kurtardı. Markette alışveriş yaparken bir çocuğun ayakkabı bağlarının çözülmüş olduğunu görünce, ona yardım edip bağladı. Bunlar gibi günlük hayatımızda karşılaştığımız onlarca güzel örnekler var. Demek ki hep kötü örnekleri görmemek lazım, Allah’ın salih kulları da elhamdülillah mevcut…

 

Kaynak: Adem Esen

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Ekonomik Veriler

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.