
Süper Ligde artık sözün bittiği haftalara girildi. Zaman hızla daralıyor ve her geçen hafta hata yapma lüksü biraz daha azalıyor. Ortadaki tabloyu süslemeye gerek yok.
“Basit goller yiyoruz. Hücumda üretkenlikten uzağız.”
Top kayıpları ve pas hataları önceki haftalara göre azalmış olabilir ama hâlâ oyunun kaderini belirleyecek seviyede.
Asıl mesele ise çok net: Bu takım hücumda nasıl daha etkili olacak?
Başakşehir maçında yaşananlar bunun en çarpıcı örneğiydi. 0-0 giderken yediğiniz gol oyunun bir parçasıdır, kabul edilebilir.
Ama 2-0’dan sonra sahada yaşanan çözülme, kabul edilebilir değil.
“Takım dağıldı.
Özgüven kayboldu.
Oyun aklı tamamen devre dışı kaldı.
İşte tam da bu noktada gerçekçi olmak gerekiyor.”
Bu aşamadan sonra teknik ekibin yapabilecekleri sınırlı.
Taktik hamleler, kağıt üzerindeki planlar artık tek başına yeterli olmaz.
Bu dönemde teknik ekibin en büyük katkısı;
“Takımı ayakta tutmak,
Oyuncuya güven aşılamak,
Motivasyonu diri tutmak olabilir.”
Ama asıl sorumluluk artık sahadaki isimlerde.
Bir an önce herkesin kendine gelmesi gerekiyor.
Risk almadan bu viraj dönülmez.
Sorumluluktan kaçan, bu yarışta ayakta kalamaz.
İŞİN BU KISMI BÖYLE…
Diğer yandan Pazar günü Kasımpaşa ile yok final, yok ölüm kalım, yok mutlaka kazanmalıyız gibi söylemler her platformda dillendiriliyor.
İlhan Hoca ve oyunculara abi tavsiyesi.
Bu maç dünyanın sonu değil, ölüm kalım meselesi haline getirmeyin…
Çıkın… “düzgün ve dürüst bir şekilde mücadele edin, maçınızı oynayın.”
Kaynak: Abdullah LEBLEBİCİ

Bir İftar Sofrasından Sanayi Gerçeğine: Eti Alüminyum’un Sessiz Devrimi…